MİLLİ KÜTÜPHANE

12/03/2020 20:43 545

1946 yılında kurulmuş olan, ülkemizin iftiharı, 1983 yılında yeni binasına taşındığında Balkanların ve Orta Doğunun en büyük kütüphanesi vasfını alan, Milli Kütüphane, Başkanlığın 703 no’lu kararnamesinin 107’ci maddesi ile kaldırıldı. Dünyada Milli Kütüphanesi olmayan tek ülkeyiz artık.

Halbuki İslâm’ın kutsal kitabındaki ilk cümle “OKU” diye başlar. Bu İslâm’ın Müslümanlara ilk emridir. Ama bu yeni Müslümanlar okumaya tamamen karşılar. Cehaletin ferasetine güvenmeyi tercih ediyorlar. Birey kültürü ile değil, biat kültürü tercih ediliyor. İlim, bilim, matematik, felsefe gibi konulara eğilmekten ziyade, doğma ile hareket ediyorlar.

Bu yeni Müslümanlar, yeşile, ağaca hani dilim varmıyor, ama doğaya da karşılar.

Yeşil gördüklerinde kırmızı görmüş boğa gibi saldırıp onu hemen betona dönüştürüyorlar.

Yok HES miş, yok madenmiş, yok altınmış, para uğruna doğayı katletmekten çekinmiyorlar…

Bu cahilâne işleri yüzünden yaşadığımız coğrafyanın iklimini dahi değiştirdiler.

Gene de olan biteni ısrarla anlamayıp konuyu Allah’a havale ediyorlar.

Bu ülkede, eskiden yani deri topu yirmi sene önce bu kadar sel, seyelan, heyelan olmazdı. Çünkü Toprak Ana vardı. O kollardı bizi.

Bugün her karış toprağın betonlaşması ve ağaçların yok edilmesi sonucunda birden gelen sel ve su baskınları insanları yaşamdan kopartıveriyor.

Yani doğa, yaptıklarınızı affetmiyor her fırsatta intikamını alıyor.

Bu ülkede eskiden hortum dendiğinde, insanların aklına bahçedeki hortum gelirdi.

Biz hortumu televizyonlardan seyreder vay be yazık adamlara derdik.

Bugün hortumları da tüm yıkıcılığı ile yaşıyor deneyimliyoruz.

Allahtan evlerimiz betonarme de olan çatılara oluyor.

Bu ülkede eskiden 38 derece 40 derece 42 derece sıcaklıklar ütopik rakamlardı. Yirmi senede bir görürdük biz bu sıcaklıkları. Bugün bu sıcaklıklar, normal hale getirildi. Her yıl verdikleri demeçler ile o yılın en sıcak ve kurak yıl olduğunu beyan ediyorlar. Bir yerde tüm bu olumsuzlukların müsebbibi olduklarını ikrar ediyorlar. Yaptıklarını bir nevi itiraf ediyorlar. Ama yüzleri kızarmıyor. Kızarması için yüz gerekir çünkü.

İnsanları büyük plan gereğince köylerden, kasabalardan, mezralardan sürerek, şehirlere sıkıştırdılar. Köyden kente sürekli göç oldu. Şehirleri topraktan ağaçtan arındırarak, beton bir kaleye dönüştürerek, burada yaşamı dayattılar.

Betona dönüşen şehirler kendini soğuramadı.

Değişen iklim yüzünden şehirler, yazları cayır cayır yandı, kışları ise dondu.

Her tarafı fener alayı gibi ışıklandırmaları yüzünden, Arap hayranlıkları yüzünden gene her tarafa yapılan şelaleler ve göletler yüzünden, durduk yerde oluşmayan Nem yüzünden şehirlerin havası ve yaşamı insanlar için çekilmez oldu. Zûl oldu.

Bugün Ankara’daki nem oranı İzmir’deki nem oranını geçiyor.

Ankara bir sahil şehri mi ki bu kadar nem oluşuyor…

Ama ne diyeceksiniz takdir-i ilâhi.

Dünyada iklim değişimleri var, Türkiye’de olmasın mı.!

Nede olsa dünya değişiyor, dünyaya ayak uydurmak gerek.

703 sayılı başkanlık kararnamesi 143 sayfadan oluşuyor, içinde neler neler yok ki.

Aklımda kalan, Seyir ve Oşinografi idaresi de yok edildi.

Denizciler artık hisleri ile hareket edecekler.

Ama bu 143 sayfanın en kötü an acı yok edişi Milli Kütüphanenin yok edilmesi oldu. Milli Kütüphaneyi yok ederek toplumsal hafızayı da yok ettiler.

Bugüne kadar gelen tarihimizi yok ettiler.

Paha biçilemeyen el yazması kitapları, beratları, yazmaları yok ettiler.

Ne oldu bunlar dersen külliyede bina yaptık oraya taşınacak derler.

Kütüphaneler halka açık yapılardır. Yediden yetmişe tüm insanların rahatlıkla gidebildiği girebildiği yapılardır.

Sıkıyorsa külliyeye kütüphaneye gidiyorum diye elini kolunu sallaya girmeye kalk.

Memlekette demokrasi var yersen.

Bu yeni Müslümanlar bir türlü anlayamadılar anlamamakla kalmayıp bunca senedir öğrenemediler de cehaletin feraseti, bilimin, ilimin, fennin ışığıyla yarışamaz. Okumayan, araştırmayan, sorgulamayan, muhakeme etmeyen,  bir toplum nasıl gelişebilir ki…???

Kuranda bile ilk ayet oku ise bir durup düşünmeniz gerekir.

Bir gülme mi geldi? Neden ki, Düşünme cümlesine takıldınız, hay Allah.

O zaman 80’ler dizisinin fenomen cümlesi ile sonlandırayım.

Düşünüyorum sinirleniyorum, sinirlendikçe düşünüyorum. Bundan iyi kısır döngü olur mu?

SON SÖZ:’’ OKU, KUR’ ANIN İLK EMRİDİR.’’