MEVALİ NE DEMEK?

17/02/2021 01:19 406


İslamiyet’ten önce Araplar ''Azad edilmiş kölelere'' Mevali diyordu. İslamiyet’ten sonra, Mevali kavramı, Arap olmayan Müslüman Milletler için kullanıldı. Kullanılıyor.
Arap geleneğine göre; Mevalinin malı, parası, karısı, kızı Araba helal sayılıyor. Mevaliden doğan çocuk veliaht olamıyor.
Arap tarihinde, Mevali denildiği zaman akla Türkler geliyor. Bu nokta da, Türklerin İslamiyet’e geçiş süreçlerine bir göz atmakta yarar var.

Tükler, İslamiyet dünyaya indiği 612 yılından, üç asır sonra, 934 yılında Müslüman olmuşlardı.

Türklerin İslamiyet’e geçiş dönemini, 3 ana evreye ayırabiliriz: 1) Türklerin bireysel olarak İslamiyet’e geçişleri: 642 – 751 . 2) Gruplar halinde din değiştirme, orduda ve yönetimde görevler üstlenme: 751 – 868 . 3) Toplu din değişiklikleri ve ilk Müslüman Türk devletlerinin kuruluşları: 868 – 940.

Türklerin İslam'a geçişi:

Türklerin İslam'a geçişi, Türkler, İslam dininden önce Tengricilik dinine mensuptular. Yaklaşık 10. yüzyıla kadar Tengricilik dini Türkler arasında en yaygın din olmuştur. İslamiyet öncesi Türkler ile Müslüman Arapların ilk karşılaşması 7. yüzyılda İslam Halifesi Ömer bin Hattab döneminde gerçekleşmiştir.

Dört Halife'den sonraki Emeviler döneminde İslam daha çok Arap milliyetçiliği ekseninde gelişmekte olan bir dindi. İslam Devleti yeni fetihlerle oldukça genişlemiş, Maveraünnehir'e kadar ulaşmıştı.

700'lü yılların başında cihat ilan ederek, Türklerin yaşadığı şehirlere giren Arap-İslam devleti, Emevîlerin komutanlarından olan Kuteybe bin Müslim, saldırı düzenlediği yerlerde, Müslüman olmayan Türklere karşı oldukça sert mücadelelere girişti. Çok sayıda insanı öldürüp şehirleri yağmaladıktan sonra, elde ettiği ganimetlerle ilerleyen Kuteybe bin Müslim, her ne kadar ölümüne değin faaliyetlerini sürdürmüş ve İslam'ı tanıtmış olsa da, onun yaptıkları Türklerin topluca İslam'a geçmeleriyle sonuçlanmadı.

Ömer bin Abdülaziz'in her tarafta kervansaraylar, hastaneler meydana getirme ve adil bir idare kurma fikri tatbik edilseydi Türkler İslamiyet’e daha hızlı girecekti. Yağma ve ganimet içgüdüsünden dolayı cihat anlayışının ikinci plana atılması ve öncelikli olarak zulme başvurulması, Arap zulmünün Emeviler üzerinden devam ettiğinin delili olmuş, ancak bu gibi hadiselere rağmen Türkler, İslamiyet’e dolaylı yoldan girmeye başlamıştır.

İslam’ı kabul eden ilk Türk devleti olarak, Hazarlar da gösterilir. 723 yılında Hazar Türkleri, Müslüman Arapları yenilgiye uğratınca, büyük bir ordu ile Hazarların üzerine yürüyen Emeviler, Halife Hişam Bin Abdülmelik döneminde (724 - 743) Hazarları Kafkasların ötesine kadar atmayı başardılar.

Türgeş Boyları;

Türgeş boylarının direnişi ise 745 yılında Göktürk Devleti'nin yıkılışına kadar sürdü. Bu tarihten sonra Türk toprakları, doğudan Çin, batıdan Arap işgali ile karşı karşıya kaldı. Araplara karşı savunma görevini ise Türgeşlerden sonra Karluk Türkleri üstlendi.

Abbasiler dönemi;

750 yılında, Emevîler yıkılıp Abbasiler gelince, Arap olmayan azınlıkların durumunda iyileşme görüldü. Bu nedenle, Türkler de Abbâsîler'e sıcak baktılar. Daha önce orduda yararlanılmakla beraber hor görülen İranlılar ve Türkler, Abbasi ordusunda ve yönetiminde önemli yerlere gelebildiler.

Talas Savaşı;

Aynı esnada Karluk Türkleri doğudan Çin işgali tehdidi altında idiler. Karluklar Çinlilere karşı Abbasilerden yardım talebinde bulundular. Abbasi yönetimi, Türklerin aradan çıkmasının Çin tehdidini kendi kapılarına getireceğini görerek, bu teklifi kabul etti. Türkler ile Müslüman Araplar tarihte ilk kez ittifak oluşturdular. 751 yılında Talas Irmağı kenarında gerçekleşen savaşta Arap ve Türk orduları Çinlileri ağır bir yenilgiye uğrattılar. Talas Savaşı, Türk-Müslüman ilişkilerinde ve Türklerin Müslümanlaşmasında bir dönüm noktası olmuştur.

İlk Müslüman Türk devletleri;

Türklerin kitleler hâlinde Müslüman olmaları özellikle 10. yüzyılda hız kazandı. Karluk'tan sonra, Yağma ve Çiğil boyları, ardından Oğuzlar arasında İslâmiyet yayıldı. Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri, ilk Müslüman Türk devletlerinden olan Kara hanlı Devleti'ni (840), Oğuzlar ise Büyük Selçuklu Devleti'ni (1037) kurdular.

Araplara göre, sonradan Müslüman olunamazdı. Müslümanlık Araplara inmiş bir din idi. Nitekim, Kuran'ın ''Mekke ve etrafında yaşayan insanları uyarmak için, Arapça inmiş'' bir kitap olduğu, ayet ile sabittir. O dönemde, Mekke etrafında Araplar yaşıyordu.
''Her millete bir peygamber gönderdik'' şeklindeki Kuran hükmünü, Araplar, ''Hz. Muhammed Araplar için gelmiş Peygamberdir'' diye anladılar. Arap olmayanların Müslümanlığını kabul etmediler. Sonradan Müslüman olan başka milletleri MEVALİ diye tanımladılar.
Emevi döneminde başlayan, İslam’daki ayırıcalığa, ilk karşı çıkan, Hanefi Mezhebinin kurucusu, Ebu Hanife (699-767) olmuştur. Büyük İmam diye tanımlanan Ebu Hanife, mevali geleneğine karşı çıkması yüzünden, Arapların hışmına uğramıştır. Sonradan Müslüman olan Türklerin Hanefi Mezhebini seçmeleri tesadüf değildir.
Mevali kavramı, sadece Emevilere mahsus değildi. Abbasiler de aynı geleneği devam ettirdiler. Bağdat’taki Abbasi Halifesi, kendini kurtaran Selçuklu Sultanı Tuğrul Beye kızını vermedi. Gerekçe, Tuğrul Bey'in Türk olması ve Mevali sayılmasıydı.
Tarihin hiç bir döneminde, Araplar, Türklerin İslami egemenliğini tanımadılar. İlk fırsatta Türklere karşı isyan ettiler. Bu anlayışın gerisinde MEVALİ geleneği yatıyor.
Nitekim;
- Osmanlıya isyan eden Arapların başındaki isyancı Hüseyin(Mekke Şerifi Emir Hüseyin) İstanbul doğumluydu. Ve Haşim’i soyundan geldiği için, Mekke Şerifi tayin edilmişti. Hain Hüseyin’e göre, Türkler Mevali idi. Mevaliden Halife olamazdı. Mevalinin iktidarına karşı gelmek, İslam’a karşı durmak anlamına gelmezdi. Bu anlayış, Arapların Türklere karşı isyan etmelerine yeterli gelmiştir.
-2020 yılı Mart ayında, Suudi Müftüsü ''Türkler mevalidir, İslam’ı temsil edemezler'' diye fetva verdi. Türklere karşı Suudilerin, Yunan tarafını tutması ve PKK'ya para yardımı yapmasının gerisinde Mevali anlayışı yatıyor.
Tarihin hiç bir döneminde Araplar(yöneticiler), Türkleri kendileri ile eşit Müslüman saymadılar...Zira, Arap kültürüne göre, Mevalinin iktidarı meşru sayılmıyor…

SON SÖZ:’’ GEÇMİŞİNİ, TARİHİNİ BİLMEYENİN GELECEĞİ OLAMAZ.’’