Memleketimden manzaralar…

29/06/2020 22:25 830

 

Kimselerin işini beğenmezdim.

Şimdi yemek yerken bile yoruluyorum, üstüme döküyorum.

Bazen yatarak kılıyorum namazlarımı.

Secdeye başımı koyup uzun uzun öylece kalmayı ne çok özledim…

Yaşlansam da geleceğe dair umutlar besliyordum, buraya gelmeden evvel.

Evladımı  büyüttüm nasıl olsa; artık yorgunluklar biter, ben rahat otururum torunlarımı severim, sen sorarsın ‘anne ilacını getireyim mi, bir şeye ihtiyacın var mı?’ diye.

Arkama yastık koyarsın, kesemediğim tırnaklarımı sen kesersin sanıyordum.

Şimdi çoğu kez tırnaklarımı keserken kanattıklarını bilmezsin tabi…

Gerçi benden daha beteri de var burada.

Bir “Emine Bacı”  vardı mesela.

Köyden gelmişti.

Bir ay kadar oldu öleli.

Bir sene evvelde Alzaymır hastası olan kocası ölmüştü.

Çok çekti zavallı.

Üç oğlu varmış Emine Bacı’nın.

Aslan gibiymiş hepsi.

Ben görmedim onları, çünkü hiç gelmezlerdi.

Üç adam bir anayı sığdıramamışlar evlerine.

Bağ, bahçe gezmeye alışmış kadın.

Hiç oturup kalmamış yerinde.

Burada nasıl zorlandı, neler çekti Allah biliyor.

Her yaz, köyüne gidecek diye umut ederdi.

Haber göndermiş oğlu “Annemin ancak ölüsü çıkar oradan” demiş.

Köylülerden, kadını Huzurevi’nden çıkarıp evlerinde bakmak isteyenler olmuş, çocukları ona da izin vermemişler.

Bir keresinde intihar amacıyla, pencereden atlamaya kalktı da, zor tuttu bakıcılar.

En son oğlu bayramlık göndermişti “Zıkkım olsun ondan gelen” dedi, giymedi elbiseyi.

Hiç “oğlum, yavrum” demedi, “evim”dedi durdu gariban.

Bir sabah yatağında ölü buldular.

Ölümü bile yalnız oldu “Emine Bacı”nın.

Oof off, hangisini anlatsam, daha neler var neler.

Şu bakıcı kadını sevemedim bir türlü.

Sanki özel olarak seçmişler.

Bu kadar mı merhametsiz olur bir insan?

Hiç mi gülmez yüzü yahu?

Her gün odaya gelince burnunu tutuyor.

Etraf pis kokuyormuş sözde.

Pencereyi sonuna kadar açık tutuyor. Bu arada çok üşüyorum.

Zaten parmaklarımda da can kalmamış sanki. Kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi.

Hatırlar mısın ilkokula gittiğin o yılları?

Kışın kuzine sobayı yakardım.

Sen gelmeden yemeği hazır eder, sobanın üzerine koyardım.