Mağazada sergi, plazada galeri

10/03/2020 22:01 1019

1990’lı yılların başı...

Adana Baraj Yolu’nda boya satışı yapılan bir mağaza.

Mağazayı, Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Eğitim Fakültesi’nderesim eğitimi alan öğrenciler de keşfetmiş. Boyalarını, fırçalarını alıyorlar.

Bu öğrencilerin boya almak için gelen müşterilerden, müteahhitlerden ayrıcalığı var. Çünkü işyeri sahibi resim öğrenen bu öğrencilere pozitif ayrımcılık yapıyor. Boyayı geliş fiyatına veriyor, fırça hediye ediyor. Parası olmayandan hiç almıyor.

Bu durum ÇÜ Eğitim Fakültesi Resim İş Bölümü Eğitmeni Dr. Muzaffer Tire’nin de dikkatini çekiyor.

İşyerinin sahibiyle tanışıyor, iletişimi artıyor.

Dr. Tire, bir gün işyeri sahibine bölümlerinin 10’uncu yılını bir resim sergisiyle kutlamak istediğini, Sabancı Kültür Sitesi’nde öğrencilerin yaptığı resimleri sergilemek istediklerini anlatıyor. ‘Kataloglu’ olarak gerçekleştirmek istedikleri sergi organizasyonu için bazı giderleri karşılamak üzere görüşmeler yaptıklarını kaydediyor.

İşyeri sahibi, “Hocam, serginizi mağazamızın üst katında yapmak istemez misiniz?” diye soruyor. Birlikte üst kata çıkıyorlar. Mekân geniş ve güzel; ama bir sergi için elverişli değil. Bir taraf tamamen cam olduğu için içeri günışığı alıyor. Dr. Tire, olumsuzlukları anlatıyor. İşyeri sahibi, “Siz isteyin, ben burayı kısa sürede sergi salonuna dönüştüreyim” diyor.

Öyle de oluyor. 1996 yılında Baraj Yolu’nda bir boya mağazasının üst katında 30 öğrencinin resimlerinden oluşan sergi açılıyor. İşyeri sahibi, sergi alanıyla ilgili her türlü düzenlemeyi yapmakla kalmıyor, genç ressamların eserlerine bir de katalog bastırtıyor.

Böylece 1986’da kurulan ÇÜ Eğitim Fakültesi Resim İş Eğitimi Bölümü öğrencilerinin ilk ‘Kataloglu Mezuniyet Resim Sergisi’ açılmış oluyor.

Boya mağazasının üst katımdaki sergi, sanatseverlerin yanı sıra o dönem medyanın ilgisini çekiyor. Gazeteler, ‘Uğur Boya’dan sanata destek’, ‘Sanatçı dostu Süleyman Onatça’ başlıklarıyla çıkıyor. TRT Radyo, boya mağazasının nasıl sanat galerisine dönüştürüldüğünün öyküsünü anlatıyor.

1996’da bu sergide resimleri bulunan gençlerin çoğu şimdi en ünlü ressamlar ve ressam eğiticiler arasında yer alıyor. Aralarında ünü Türkiye sınırlarını aşmış, resimleri uluslararası sergilerde ilgi gören ressam Halil Altındere de var.

Önceki gün, Türk resim tarihinin en değerli ressamlarının eserlerinin sergilendiği ‘Yapı Kredi Koleksiyonu’ndan Renkler’ adlı sergiyi gezdim.

Yok, yok, İstanbul’da değil, Adana’da.

Onatça Sanat Galerisi, Adana’ya tarihinin en özel sanatsal faaliyetlerinden birini yaşattı.

Anadolu’da sadece Bursa, Ankara, İzmir ve Antalya’da sergilenen Yapı Kredi Koleksiyonu belki bir daha bu kadar yakın olamayacağımız resimlerle Adana’da.

Sergide, Abidin Dino’dan İbrahim Çallı’ya, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan İbrahim Balaban’a kadar Türk resim sanatına damga vuran ressamların yanı sıra yurtdışından sanatçıların da peyzaj, natürmort, figüratif ve soyut resimleri var.

Osman Hamdi Bey’in1887’de yaptığı ‘Feraceli Kadın’lar tablosuna baktım uzun uzun.

Paris’teki Louvre Müzesi’nde de eserleri bulunan FrancescoCasanova’ya ait 1754 tarihli ‘Viyana Kuşatması’ adlı eseri hayranlıkla izledim.

Abidin Dino’nun bir resmini anlamaya çalıştım.

Gelelim sergide en beğendiğim resme. Fikret Otyam, Anadolu kadınının sade güzelliğini tavus kuşuyla bir anlatmış ki… Otyam’ın fırça darbeleriyle anlattığı zengin kültürü, çok renkliliği, düzeni, detayı ben kalemimle anlatmaya cesaret edemem.

119 eserden oluşan bu sergi, 13 Mayıs'a kadar gezilebilecek. O yüzden kendinize bir tüm gün ayırın. Doyasıya gezin. Bir daha asla ele geçmeyecek bu güzelliğin tadına varın.

Bu arada sadece Türkiye’nin 4 büyük kentinde sergilenen ‘Yapı Kredi Koleksiyonu’ndan Renkler’ adlı serginin Adana’da da açılma öyküsü hayli ilginç. Bu çerçevede Adana’nın 5’inci büyük kent olarak sergiye ev sahipliği yapmasında yıllar önce Uğur Boya’nın kurucusu, bugün Onatça Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Onatça’nın emeği var.

Zenginlik maalesef sadece istatistiki verilerle ölçülmüyor. Sanatın sirayet etmediği zenginlik ham kalıyor.

Adana, gerçek zenginlik için Süleyman Onatça benzeri sanatsever iş insanlarını arıyor.