Kuyruk olmak

29/09/2022 22:15 293

 

 

Sizlere iki günden beri  -fasulyenin faydalarından- söz etmiyorum ama onu çağrıştıracak cümlelerle zamanınızı çaldığımın farkındayım.

Bahşedilen sütundan alakasız konuları paylaşıyorum.

-Alışmalısınız, diye yazıyorum.

Ekim’de TBMM açılıyor. İlk gündem maddesi ne imiş ;

-Deformasyon  yasası.  Ben söylemiyorum, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal söylüyor.

Yasa kabul edilirse, sansürleneceğiz demektir.

Alışmalıyım, diye ön çalışma yapıyorum.

Sizleri alıştırma niyetinde değilim. Sizler nelere alışmadınız ki.

Zamlara alıştınız..

Kuyruk olmayı yeğlediniz.

Hayalleriniz küçüldü..

-Satmışım anasını, demek üzeresiniz.

İki kişinin demokrasisini, 6 kişinin sizin hakkınızda karar almasına ses çıkarmıyorsunuz.

-Etliye, sütlüye  karışmamakta direniyorsunuz.

Hoş karışsanız ne olacak ?

Et, 110. Süt,(litre) 15 liranın üzerinde.

Siyasiler, anamızı soruyor. Bizler, birbirimizin hatırını bile soramıyoruz.

-Ne olacak bu memleketin hali ? diye soran yok.

-Ben, ne olacağım ? sorusunu soranların sayıları bir elin parmak sayısı kadar !

Hanımefendi,70 milyar lira boşama tazminatı istiyor.

-Bu serveti nasıl elde ettin ? diyene, şükürler olsun rastlamadık..

Özal, ‘Benim memurum işi bilir’ demişti. Şimdi ‘Benim danışmanım işini bilir’ dönemine zıpladık.

Fukaranın çocuğu okula beslenmesiz gidiyor, danışmanlar 3 maaş cebe indirmekten çekinmiyor.

***

Sendikalar sarardı..

Bizi yönetenler, tek bir yere bakıyor..

Eğitimciler, eğitmeyi bıraktı. Kendileri eğitiliyor !

Demokrasi isteyenler, demokratik şekilde seçilmiyor.

Aşağıda yukarıya doğru siyasi yapılanma unutuldu. Yukarıdan aşağıya doğru yönetiliyoruz.

Genel Başkan yukarıdan seçiyor. Seçtikleri il başkanlarını. İl başkanları, ilçe başkanlarını ve onlarda mahalle delegelerini tespit ediyor. Sonrasında konuluyor, karton kutular ve seçiliyorlar !

Sonrasında malum sonuç.. Genel Başkan kendini seçtiriyor.

İtiraz edenler disiplinsizlikten, partiden atılıyor.

Meydanlarda demokrasi nutukları..

***

Bunları yazabilmenin sayılı günleri kaldı.

Eğer yasa çıkarsa, bizler artık fasulyenin faydalarını yazacağız.

Zamdan bahsedilemeyecek.

Enflasyon rakamları verilemeyecek.

Yazılı basın daha da pembeleşecek.

Sosyal medyada ‘tik-tok’ yapacağız.

-Çok yaşa ‘padişahımın’ yanına, sizlerde çok yaşayın ‘danışmanlar’ diyeceğiz.

İflas eden esnaftan. Kepenk kapatan eczacıdan, imtihan edilen öğretmenden, dayak yiyen doktordan,

sağlıksız koşullarda çalışan emekçilerden söz edemeyeceğiz.

Gözlerinin ne kadar güzel olduğunu, bakana hep birlikte ‘ne kadar güzel bakıyorsunuz’ diyeceğiz.

Kimse alınmayacak. Yıllardır sessizce oynadığımız ‘üç maymunu’ resmen oynayacağız.

Biat devri kapanacak. İtaat devrine atlayacağız.

Kurtla, kuzuyu yiyeceğiz. Kuzu gibi ağlamayacağız.

Rahmetli Adile Naşit, ‘Kuzucuklarım’ diyordu. Giderken, kuzularını da götürdü !

İnsanoğlunun türlü alışkanlıkları var.. Bir şeylere alışmak hastalıktır, tedavisi yoktur.

Alışılmışlığa da alışacağız. Kansere bile çare bulundu. Bu alışkanlığın tedavisi mümkün değil.

Yakalandığın an ‘öle ki, kurtula’ demekten başka çare yok !

Ölümden sonra özgürlük gelmez. Mezarlık gelir.