Kurumlarımızda tarihçi yok

24/11/2021 19:14 130

 

Bu yazıyı yazmamın sebebi radyodan yeni öğrendiklerim, bunlar ne ?

Hilal Çelebi emekli bir okuyucu hem de güzel sesi olanlardan biri, özel olarak davet edilip kendisi ile konuştuğu için farkına vardım. Aynı kanalda, Güler Batuşen’in emekli olup/olmadığını bilmiyorum ayrıca Taner Şener’in hem besteci, hem şair, hem de tiyatrocu olduğunu öğrendim. Radyo gerekli bilgileri veriyor ve oldukça eğitici ama diğer konularımız için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Neden mi ? uzun uğraşlarla bitirmeye muvaffak olduğum, Türk Oftalmolojisi tarihini yazarken çok büyük sıkıntılar çektim.  Bunlardan birisi Cerrahpaşa’da ihtisas yapanları aramak oldu çünkü o dönemde Cerahpaşa ve Çapa olarak 2 Göz kliniği vardı, Çapa yeni idi, Cerrahpaşa ise eski ama Cerrahpaşa’ya ait hiçbir kayıdı ne dekanlıkta ne rektörlükte olmayışı beni hayrete düşürdü. Askerlerin bu konuda çok daha başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Çukurova üniversitesinin kuruluşu ile ilgili tek bir yazı var o da benim yazım. İlk rektörümüz Mithat bey bana kendisinin seçildiği toplantının belgesinin olmadığını söyleyince hayretlere düştüm çünkü o ilk rektördü ben de yardımcısı.

Ayrıca Adana,’da kurulan bir fikir kulübünün geçmişini de sadece ben yazdım, demek istiyorum ki benim gibi gönüllü çıkıp yazma yoluna girmesi bu işi uzmanı olan tarihçilere bıraksın. Bunun içinde bu kurumlarda bir tarihçinin olması şart.

Bence bu konu daha ileri taşınmalı müzeler açılmalı, o müzelerde tanınmış ses sanatkarlarının adları iyice seçilerek yer almalı ve gerektiğinde bunların plakları satışa çıkarılmalı. Bu konuyu genişletip farklı alanlara da yaymak mümkün.

Şarkı konusu bir güfte işi, rahmeli Fevzi Alıcı’nın bir kaç güzel güftesi bestelenmiş halde ama kendisi şairlerin bir uğrak yeriydi. Halil Soyuer, Orhan Seyfi Orhon ve Çiğin Uçen gibi değerli müzik adamları ona uğrar hasbihal ederlerdi, birçoklarının onun aracıyla tanımış olduk. Nurlar içerisinde yatsın.