Küresel Isınma!! Gelecek Elimizde!!

01/10/2019 05:11 1609

 

ekoloji         https://ekolojibirligi.org/wp-content/uploads/2019/06/eb-dcg0.jpg

İklim değişikliği ve küresel ısınma bir afet hem de dünyamızın sonunu getirecek bir kıyamet! Ama bu afeti cennete çevirmek ve gelecek elimizde ve hala vaktimiz var. Konunun farkındalığı bilim çevreleri dışında henüz düşük ve bilinçlendirme henüz yeterli değil ülkemizde. Afet oluşturma yetisi depremlerin  çok üzerinde olan iklim değişikliği, doğaya insan eliyle müdahalenin elim sonucudur. Oysa depremler rutin doğa olaylarıdır, onu afete çeviren sakınmasını bilmeyen insanoğlunun beşeri faaliyetleridir.

Dünyamızı tehdit eden en büyük çevre sorunlarından birisi olarak adlandırılan iklim değişikliği olgusu, fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, enerji üretimi, ormansızlaşma ve diğer insan etkinlikleri sonucunda ortaya çıkmış, ekonomik büyüme ve nüfus artışı bu süreci daha da hızlandırmıştır.

Fosil yakıtların yanması ve  tarımsal faaliyetler, endüstriyel uygulamalar sonucu sera gazlarının atmosfere salınımıyla dünya iklim sisteminde meydana gelen önemli değişiklikler iklim değişikliği ve küresel ısınma olarak tanımlanmaktadır.

Coğrafi yapıya ve mevcut iklim yapısına bağlı olarak çeşitlilik gösteren iklim değişikliğinin etkileri, bazı yörelerde aşırı fırtına, şiddetli yağışa sebep olurken bazı bölgelerde sıcaklık artışı ve kuraklığa sebep olan  yağış düzeni değişikliği olarak kendini gösterir.

Etkisi her ne şekilde olursa olsun, iklim şartlarının değişmesi sosyolojik, mekânsal, çevresel ve ekonomik olarak insana dair birçok alanı etkilemektedir. Bunlar arasında başlıca, su kaynaklarının tükenmesi, tarım ve gıda güvenliğinin bozulması, halk sağlığının etkilenmesi, ekosistemlerin bozulması ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına dikkat çekmek yerinde olacaktır.

Küresel iklim değişikliği ile peki biz insanoğlunu bekleyen felaketler nelerdir?

2007 yılında Paris’te açıklanan Birleşmiş Milletler raporu, insanoğlu’nun ve tüm canlı yaşam sistemlerinin sonunu getirecek olan bu felaketleri  şu şekilde özetlemektedir:

Yerküre’mizde sıcaklıklar +2 derece yükseldiğinde: Su sıkıntısı başlayacak

İSTANBULDA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KURAKLIK ile ilgili görsel sonucu

Kuzey Amerika'da kum fırtınaları tarımı yok edecek. Deniz seviyeleri yükselecek. Peru'da 10 milyon kişi su sıkıntısı çekecek. Mercan kayalıkları yok olacak. Gezegendeki canlı türlerinin yüzde 30'u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

sıcaklıklar + 5 derece yükseldiğinde: Denizler 5 m. Yükselecek.

Deniz seviyesi ortalaması 70 metre olacak. Dünyanın yiyecek stokları tükenecek.

 

+ 6 derece yükseldiğinde: Göçler başlayacak.

Yüz milyonlarca insan uygun iklim koşullarında yaşamak umuduyla göç edecek.

http://www.canlihaber.com/d/other/ezidiler--f-ferman--aa.jpg 

Yok eğer biz bizden sonrası tufan deyip gelecek nesillerimiz için torunlarımızdan  öteye gitmiyorsak sorun yok. Ama eğer gelecek nesillerimizin teminatı bizim için önemliyse onların mirasını şimdiden bitirip torunlarımızın torunlarını yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakamayız.

Çünkü Artan sıcaklıkların etkisiyle:

Bitkisel üretim dönemleri değişip gıda güvenliği bozulacak,

Su, toprak gibi doğal kaynaklara dayanan tarımsal  yapılar ve tarımsal ürünler etkilenecek,

Bulaşıcı hastalıklara neden olan etkiler artacak,

Hassas ekosistemler ve türler yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak,

Orman yangınlarının sıklığı artacak,

Yağış düzenin değişmesi ile su sıkıntısı başlayacak, sel ve taşkınlar meydana gelecek,

Deniz seviyesinin yükselmesi kıyı bölgelerinde özellikle deltalara zarar verecek,

Tarım ve hayvancılık sektörlerinde çalışan kesimlerin geçim kaynakları tehdit altına girecektir.

Biraz daha açıklayıcı olmak adına bazı temel kavramları tanımlayacak olursak:

Atmosferin, ışığı geçirme ve ısıyı tutma özelliği vardır.

Atmosfer çeşitli gazlardan oluşur. Bu gazlardan sera gazları, sera etkisini destekleyen ve en çok ısı tutma özelliğine sahip olan bileşiklerdir.

Atmosferin ısıyı tutma özelliği sayesinde yeryüzünde karaların ve suların sıcaklığı dengede kalır. Böylece nehirlerin ve okyanusların donması engellenmiş olur. Bu şekilde oluşan atmosferin ısıtma etkisine «sera etkisi» denir. Aslında dozunda sera etkisi yaşamsal öneme sahiptir. Ama biz insanoğlu yıkıcı faaliyetlerimizle atmosferdeki sera etkisinin artışına sebep olmaktayız.

Böylece, atmosfere saldığımız gazların neden olduğu sera etkisinin artışı sonucunda, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artış KÜRESEL ISINMAYA sebep olmaktadır.

Sıcaklık arttıkça buharlaşma artmakta, yağış düzeni ve hava hareketleri değişmektedir

Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından çok, atmosferden yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Dolayısıyla yansıyan ışınların atmosferde bulunan sera gazları tarafından tutulması sera etkisini oluşturur. Biz atmosfere saldığımız sera gazlarını artırdıkça sera etkisini daha da artırıp Dünya’mızın soba gibi ısınmasına sebep olmaktayız.

 Ve biz bu sera etkisinin artışını:

- Buzulların erimesi,

- Okyanusların yükselmesi,

- Kıyı kesimlerde toprak kayıplarının artması,

- Bazı bölgelerde kasırgalar, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığının artması,

- Bazı bölgelerde uzun süreli şiddetli kuraklıklar ve çölleşmelerin görülmesi,

- Kışın sıcaklıkların artması,

- İlkbaharın erken, sonbaharın geç gelmesi,

- Hayvanların göç dönemlerinin değişmesi,

- Mevsim değişikliklerine dayanamayan hayvan ve bitkilerin azalması veya yok olması,

- İnsan sağlığının doğrudan etkilenmesi,

şeklinde görüyoruz.

1860’tan günümüze kadar tutulan kayıtlar, ortalama küresel sıcaklığın 0.5-0.8 derece kadar arttığını göstermektedir. Bilim insanları son 50 yıldaki sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkileri olduğu görüşündedir.

Peki Küresel ısınmanın Türkiye’ye etkileri nelerdir?

2070’e kadar sıcaklıkların +6 derece artması bekleniyor bilim çevrelerince.

Karadeniz Bölgesi dışında yağışların iyice azalması, Ekosistemin değişmesi ve birçok canlı türünün  yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması güçlü olasılıklar arasında.

Peki iklim değişikliği ile mücadelede Devletin sorumlulukları nelerdir?

-Hidrolik enerjiden en fazla yararlanmak,

-Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerji ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik etmek,

-Boş arazileri ağaçlandırmak,

-Termik santrallerden ve fosil yakıt tüketiminden vazgeçmek,

-Tarım politikasını çevreci şartlarla yeniden düzenlemek,

-Sera gazlarını azaltacak politikalar geliştirmek, kararlar almak,

-Kırdan kente göçü önleyici kırsal kalkınma politikaları üretmek,

-Kent planlama ve yapılaşmada iklim değişimi etkilerini göz önüne almak,

-Su kaynaklarını, su havzalarını ve ormanları ranta kurban etmemek,

-Kentlerin ekolojik anlamda daha az zarar verici olmasını ve insanlar ve diğer tüm canlılar için yaşanabilir doğal yaşam alanları olmasını sağlamak,

https://m.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/204/613/original/karinca1.jpg

-Daha az enerji harcayan temiz enerjili sürdürülebilir toplu taşım ulaşım sistemleri kullanılmasını sağlayacak projeler üretmek,

-Atık geri dönüşüm sistemleri kurmak ve birinin atığı diğerinin hammaddesi olacak sistemler geliştirmek,

-Atıktan enerji üretimi politikalarını hayata geçirmek,

-Atık üretmeyen sanayi merkezlerinin kurulmasına destek vermek,

olarak özetlenebilir.

Peki biz ağaç kesmekten vazgeçiyor muyuz?

Son dönemde ülkemizde kesilen ağaç sayısı 55 milyonun üzerinde!

Kesilen ağaçların İklim değişikliği ve küresel ısınmaya koyduğu katkı dramatiktir.

Ayrıca İki ağacın 4 kişilik bir ailenin yıllık oksijen ihtiyacını karşıladığı düşünüldüğünde, yok edilen ormanlarımızla 27,5 milyon ailenin bir yıllık oksijeninin kesilmiş olması çevre felaketinin başka bir boyutudur.

TÜRKİYEDE 55 MİLYON AĞAÇ KESİLDİ ile ilgili görsel sonucu

Gittikçe artan termik santral yatırımlarına son veriyor muyuz?

Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Sektör Belirleme Duyurusu

Ülkemizde, doğal güzelliklerin, doğal kaynakların ve tarım arazilerinin bulunduğu Çanakkale, Adana, Trakya, Konya gibi yerlerde  60 termik santral daha projelendirilmiş durumda.

Sanırım diğer maddelere geçmeye gerek yok!

Önce kentimize, sonra ülkemize ve sonra Dünya’mıza sahip çıkmamız dileğimle.