KÖŞELERDEN KÖŞEYİ DÖNENLER

05/10/2022 19:14 422

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan bir televizyon programında bir soru üzerine “medya dünyamızın en ciddi komiği” A.Kadir Selvi’ye “Sende gereğini yaparsın köşende, bak Ahmet nasıl yapıyor.” Demişti.

Bir canlı yayında bir ülkenin Cumhurbaşkanı nasıl olurda böyle bir şey söyler?

Keza nasıl olurda açıktan Cumhurbaşkanı tarafından aşağılan gazeteciler bu durumu içlerine sindirebilirler?

Bu durumda iki ihtimal geliyor insanın aklına.

Ya iktidardakiler bu yandaş gazetecilerle ilgili çok önemli açıklanmaması gereken bilgilere sahip ya da karşılığında çok büyük rant elde ediyorlar.

Yoksa insanlar çok az paralara bu kadar aşağılanmayı göze almazlar diye düşünüyorum.

Kimse bana “inandıkları için iktidarın yanında yer alıyorlar” demesin.

Bir zamanlar Nişantaşı barlarında viskisini yudumlarken Bodrum siyasetini dizayn etmeye çalışan Ahmet Hakan’ın bagajı zaten yeterince dolu.

Muhafazakar mahalleden lüks mahallelere taşınsa da dindar çevreyle, iktidarla ilişkilerini çok sıcak sürdüren A.Hakan aksi halde yaşadığı bu güzel hayata veda etmek zorunda kalabilir.

Sedat Peker’in ifşalarıyla oldukça yıpranan Selvi’nin ise gidecek başka yeri yok.

Kaldı ki bu işi de çok iyi yapıyor.

Erdoğan’dan talimatı alınca hemen köşesine taşıyıverdi bir anket sonucunu.

Erdoğan’ın oyu % 39.7 Kılıçdaroğlu’nun oyu %14.7

Haydi yalan olur da bu kadarı da olur mu demeyin.

Ülkemizde yandaşlığın sınırı yok.

Bir zamanlar yine o yandaş gazetecilerden biri ne demişti.

“Açın pencereleri, açın kombileri “

Ardından doğalgaza ne kadar zam geldiğini biliyorsunuz.

Bodum’un en lüks otellerinde mafya babaları tarafından ağırlanan, Reisin uçağıyla seyahat etmek için kırk takla atan, yüksek maaşlarla medya kuruluşlarının başlarına getirildikleri yetmiyormuş gibi ihale takipçiliği yapan gazeteciler de kurtaramayacak bu iktidarı.

Bugün meclise getirilecek sansür yasasına karşı nasıl bir tutum izleyecekler, hep birlikte göreceğiz.

“Aslında biz gazetecilere bu kadar hak, bu kadar özgürlük çok fazla, bizi sansürleyin “diyemeyeceklerine göre bakalım ne yaratıcı algı operasyonları yapacaklar?

Saraydan beslenen o kadar çok kişi var ki, hangi birini yazalım.

Öte yandan da attıkları tweet, yazdıkları mesajlar yüzünden cezaevlerinde yatanlar, soruşturma geçirenler, mesleklerinden atılanlar her geçen gün artarken şimdi basını hepten susturmak için yeni yasal düzenlemeler yapmaya çalışıyorlar.

İstedikleri şarkıyı söylemedi diye sanatçı öldürenlerin, konserleri iptal eden, festivalleri yasaklayanların yönettiği bir ülkede ne yazık ki, bu kalemini satanlar gündem oluşturmaya çalışıyorlar.

Son günlerde muhalefetin gündem oluşturma çabalarından hayli rahatsız olan iktidar boş durur mu?

Kemal Kılıçdaroğlu dahil onlarca milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlamışlar.

Bugün sansür yasası ve Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü serbestisinin yasal güvenceye bağlanması amacıyla getireceği yasa teklifiyle aynı zamanda mecliste görüşülecek.

Diğer yandan HDP’nin kapatılması konusunu da sürekli gündemde tutarak 6 milyonun üzerinde oy almış ülkenin üçüncü büyük partisine ayar vermeye çalışıyorlar.

İlginçtir, iktidar bir kez daha samimiyet testinden geçecek.

Her fırsatta “PKK ile bağlarını kopardıklarını açıklasınlar” taleplerinde samimi olmadıkları Selahattin Demirtaş’ın “Biz demokratik siyasetten asla vazgeçmeyeceğiz “ demesine; bu konuda bir yandan İmralı, diğer yandan Kandil’e karşı tutum almasına rağmen hala HDP yi terör örgütü gibi göstermeye çalışmalarından belli oldu.

Keza bugün meclise getirilecek başörtüsü yasasına karşı alacakları tavırla bir kez daha samimiyet testinden geçecekler.

Seçimlerde kullanmayı düşündükleri argümanlar ellerinden alındıkça hırçınlaşan ve ülkeyi sonu belirsiz bir karanlığa sürükleyen iktidar görülen o ki çareyi savaş çığırtkanlığında arayacak.

Ülkenin tüm ekonomik kaynaklarını pervasızca yok eden iktidar dar gelirli vatandaşın bir telefon alma, konsere gitme talebini “süfli” yani aşağılık talep olarak gösterebiliyorsa, bizden de eski başbakanın oğlunun Venezuela’ya test kiti ve maske götürdüğüne inanmamızı beklemesinler.

4 milyon öğrenci yurt beklerken 700 bin olan kapasiteyi odalardaki ranza sayısını artırarak 800 bine çıkararak “yurt sorununu çözdük yalanına inanmamız hiç mümkün değil.

Ama tüm bu yalan, yanlış, abartılı haberlerle kamuoyunu yanıltacak, aldatacak bu kadar çok yandaş gazeteci var iken onlar yalana biz direnmeye, mücadeleye devam edeceğiz.

Her şeye rağmen gerçekleri, doğruları savunan gazeteci, yazar, bilim insanları ve onlara sahip çıkacak bu ülkenin namuslu, vicdan sahibi insanları oldukça demokrasi, adalet ve özgürlük umutlarımızı sürdüreceğiz.