KORONA EKONOMİ İLİŞKİSİ

20/03/2020 19:07 515

 

Çin’de  31 Aralık 2019 günü ilk belirtileri ortaya çıkan ve 7 Ocak itibariyle Covit-19 diye teşhis edilen, KORONA virüsü, ilk başta yerel bir salgın olarak görülmüştür.  Covid-19 ‘un  önce tedarik zincirinde aksaklıklara yol açabileceği değerlendirilirken, iş bir epidemiye , arz sıkıntı ihtimallerine(Çin’in dünyanın en büyük sanayi ürünleri tedarikçisi olması gerekçesiyle), talep riskine(insanların karşılaştıkları belirsizlik sonucu alımlarını ve yatırımlarını durdurmaları sonucunda), pandemiye (tüm dünyaya yayılma), muhtemel bir finansal krize ve küresel bir durgunluk ve işsizlik tehlikesine dönüştü.

Elbette bireysel ve toplum sağlığı her şeyin önündedir. Ülkemizde hastalık üzerinde bilgilendirme ve önleme çalışmaları sürdürülmektedir. Üretimi de tam kapasite ayakta tutabilmek, özellikle tedarik zincirinin kesintisiz akışı açısından önemlidir. Herhangi bir aksama piyasalarda paniğe, karaborsaya yol açabileceğinden( ki son gelişmelerde bunu doğruluyor, Bilhassa alkol, kolonya, temizlik maddeleri, dezenfektan malzemeleri ve bazı gıda maddeleri)üretim tesislerinde sağlık kontrollerinin düzenli yapılması, koruyucu tedbirlerin eksiksiz gerçekleştirilmesi ve hastalananların hemen belirlenip, diğer çalışanlara bulaşıcı bir etkide bulunmaması için ayrılması gerektiği ortaya çıktı. Hastanelerde, sağlık ocaklarında, şirket revirlerinde sağlık malzemeleri yeterince, yedekli bir şekilde hazır tutulmaya çalışıldı.. Bilhassa hastalığın teşhis edilmesi çok çok önemli. Bunun için, yeterince tahlil KİT’İ bol miktarda bulundurulmalı. İkinci en önemli husus; SOLUNUM CİHAZI… Eğer karantinaya  alınan hasta adaylarından, tahlil sonucu, negatif ise, o hastalar için, muhakkak ki solunum  cihazlarına ihtiyaç vardır.

Devletin resmi açıklamalarından anlıyoruz ki, Türkiye’de bu güne kadar 8000’i aşkın tahlil KİT’İ kullanışmış… Bu yeterli mi? Elbette ki hayır. Güney Kore, bu işin vahametini çok hızlı bir

Şekilde anlamış ve ülke genelinde günde 20 bin tahlil yapar hale gelmiştir. Bunun sonucunda diğer tedbirlerde süratle devreye sokulmuş ve G.Kore, en az hasarla, bu hastalığı atlatma konumuna gelmiştir. Bunda, G. Kore halkının alınan tedbirlere  tam uyumunun da büyük rolü var tabi iki. İnsanların, özellikle riskli gurupların, evlerinden çıkıp kalabalık alış veriş yerlerinde ihtiyaçlarını satın almaları riskli olacağından internet ve telefon üzerinden sipariş alınarak evlere teslimi önem kazanmaktadır... Gerektiğinde, perakendecilerin zorlanmaları halinde, belediye ve toptancılar da devreye girebilmelidir. Yaşlılara emekli maaşları, maddi bir sıkıntıya girmemeleri için geçici bir süre evlere teslim edilebilmelidir. Nitekim, sayın Cumhurbaşkanımız, alınan tedbirler kapsamında bunu yapacaklarını belirttiler. Belediyelerde, valiliklerde veya diğer resmi kurumlarda tutulan yedek stoklar var ise, tedariki sıkıntıya giren sektörlerde bu yedekler piyasaya sürülmelidir. Sadece yurt dışı seyahat değil, yurt içi seyahatin de sınırlanması için vatandaşa gerekli telkinler yapılmalıdır. Tüm toplu taşıma araçlarının yeterince ve düzenli olarak dezenfekte olduğundan emin olunmalı, gerekirse doğacak ek maliyetler yerel veya genel bütçelerden karşılanmalı, malzemelerin temini son durumda belediye veya valilikçe karşılanmalıdır. İnsanlar evlerinde uzun süreli kapalı kalacaklarından internet ve telefon haberleşmelerinin kesintisiz gerçekleşmesi ve gerekirse fiyatlarda indirimlerin yapılması önemli olacaktır. Okulların da dezenfekte edilmesi içi yerel yönetimler gerekli parasal ve malzeme ikmalini yapmalıdır. Ki, bunları da sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarında yer aldı.

Salgının sonuçta bir finansal krize dönüşmemesi için olumsuz etkilenen konut, otomotiv, AVM şirketleri, hava yolları, otobüs şirketleri, turizm şirketleri, eğlence yerleri, lokanta, tiyatro, sinema, oteller, vb. gibi,  finansal olarak desteklenmeli, gerektiğinde faizsiz kredi verilmeli, SGK ve vergi ödemeleri ertelenmeli, işçi tenkisatlarının mutlaka önüne geçilmelidir. Aksi takdirde yaşadığımız sağlık krizinin ekonomik bir depresyona dönme ihtimali yüksek olacaktır. Yine de işsiz kalan olursa işsizlik maaşı hak edişlere bakmadan, gerekirse süresini de uzatarak ödenmeli, hastalık zamanında insanlar parasız bırakılmamalıdır. Sigortasız işçi çalıştıran yerlerde hasta olan işçilerin işlerine tazminatsız ve hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan son verilebileceğini düşünüp, bu guruplar için özel sosyal önlem alınmalıdır. Sosyal yardımlar gözden geçirilmelidir. Şirketlerin tahsilatlarında, ihracat tahsilatları dahil, gecikmeler olabileceğinden bankalar temerrütte giren bireysel ve şirket kredilerinde makul olmalıdırlar.

Eninde sonunda Türkiye’nin ihracatı da olumsuz etkilenecektir. İç piyasada da talep birçok sektörde sınırlı olacağından firmaların nakit akışları konusunda dikkatli olmaları, böyle dönemlerde nakdin “kral” olduğu unutulmamalıdır. Salgının ne kadar süreceği, neye everileceği bu günden bilinmediği ve büyük bir belirsizlik hakim olduğu için her adımda ihtiyatlı olmak en önemli davranış yolu olmalıdır.

Ülkemizdeki karar vericiler salgın konusunda tam bir şeffaflık göstermelidirler. Sosyal medyada yeterince doğru yanlış haberler dolaşmaktadır. Bilgi kirliliğine yol açmamak için, sık sık gelişmeler hakkında bilgi verilmelidir. Vatandaştan bilgi saklanıldığı bir şekilde ortaya çıkarsa, durumun çok kısa bir sürede, paniğe dönüşebileceği unutulmamalıdır. Sorumluluk sadece merkezi hükümetin değil, yerel yönetimlerin ve esas olarak ta halkımızın alınan tedbirlere göstereceği uyumdadır. Şu anda en ihtiyacımız olan şey; bilimin ve aklın bize gösterdiği yolu takip etmektir. Hızlı davranmaktır. Uygulamalarda müsamaha, tolerans, göz yumma, torpil, vb. gibi durumların olmamasıdır. Fransa’dan gelen uçaktan inen yolcular, 14.gün için karantinaya alınırken, iki kadının polis otosuna alınması ve bazı ünlülerin yurt dışından gelmelerine rağmen, karantinaya alınmaması, umreden dönenlerin çoğunun halkın arasına karışması vb. gibi…Bütün bunlar hastalığın yayılmasının temel nedenleridir. İtalya, bunun en güzel örneğidir. En azından İtalya neden bu duruma düştü, onu örnek alabiliriz.

SON SÖZ: ‘’ TEDBİR DEVLETİMİZDEN, TEDBİRLERE UYMAK, BİZDEN’’