KÖRFEZDE NELER OLUYOR 2 ?

13/01/2021 22:27 541

 

Rusya ve İran Çin'den dolayı hedef... Macron, NATO için "Beyin Ölümü gerçekleşti" dese de, gerçekte böyle değil. NATO, Polonya üzerinden Rusya'ya gözdağı vermek için büyük bir hazırlık içinde. Amaç Çin'i durdurmak, kontrol etmek...
Ancak, öncesinde Rusya ve İran'la ittifak bağını çözmek... İran için Silah kullanım şıkkı masaya getirilebilir mi? Bence kesinlikle evet! Körfez'deki bütünlük arayışının nedeni bu!
Dönelim Çin'e, WUHAN'a.. ABD, eski Savunma Bakanlarının çoğu Cumhuriyetçi olsa da, hepsi, Batı'nın büyük koalisyon olarak Çin'le mücadele etmesini talep etmektedir. Avrupa, zaten buna dirençli değil. Merkel hazır bile... İngiltere'nin de bir kolu bu işin içinde olacak gibi...
Rusya ve İran bir şekilde Çin yörüngesinden alındıktan sonra, iş Tazminat olayına gelip dayanacak. Şimdi Çin, servis ettiği fotoğrafların, görüntülerin ileride başına iş açacağını bilmiyor. Dünya evine sığınırken, ekonomiler tıkanıyorken, zarar trilyonlarca Dolar'a ulaşıyorken, Batı'da binlerce insan hayatını kaybediyorken bu eğlence ve normale döndük hissi veren görüntüler, mahkemede parayı alma metodu olarak kullanılacak... Biden'ın gelişinden sonra (Belki gelmeden bile) silahlı bir müdahale şıkkı masada.
net! Savaşın ritmine, frekansına göre sonra sıra ‘Tazminata’ gelecektir... Amaçlanan da budur. Olur mu olmaz mı göreceğiz...
Ama ABD'nin, önce düşmanını meydana getirip, sorunu tavan yaptırdıktan sonra çözme eğilimini unutmamak gerekir... Kronik hale getirmediği hiçbir sorunu çözmemiştir. Bu virüs o ya da bu şekilde, Harvard'dan gitti.
Dünyayı değiştirmek isteyenler de ABD'nin içinde... Daha doğrusu virüsü yapıp yayanlar da Wuhan'ı işaret edip hedefe koyanlar da aşıyı geliştirip umut diye satanlar da, aynı ekip... Jeffrey Epstein'dan Bill Gates'e, Anthony Fauci'den Prof. Nowak'a kadar uzanan geniş bir ağ bu! Ve çoğu yani büyük oyuncuların çoğu ABD'de... Tez de Anti-Tez de ABD'nin içinde...
Virüs üçüncü büyük savaşın adı... Bittiğinde kim ne toplayacak? Ve bize, kim ne dayatacak? Çin üzerinden, Çinliler üzerinden bir modeli oluşturup, oturtup sonra da parsayı toplamak isteyenler aynı... Dijital kalıpları, Çin gibi yönetim şekli olan ülkelerde yapabilirsiniz! Ve yayarsınız! Sonra mı? Kasa Kazanır!
Peki biz ne yapıyoruz? Harvard kimya bölümü ile Prof. Martin Nowak ile Çin'deki kamera kayıt takip sistemi ve aşılar ile değil Boğaziçi'ne atanan Rektör'le uğraşıyoruz.. Ve yeterlilik üzerinden değil parti üniforması üzerinden tartışıyoruz…Peki doğru mu bu?.

Kendi içimize dönük, sorun yaratmakta ustayız. Dünya nelerle uğraşıyor, dünya nereye gidiyor? Biz ne yapıyoruz? Enerjimizi boşa harcamaktan başka yaptığımız bir şey yok. İşte Azerbaycan’da Rusya’nın son günlerde yaptığı hamleler. Ermeni yetkililere verdiği tavizler sonucunda, Ermeniler yeniden silahlanıyor. Yeniden savaş naraları atmaya başlıyorlar. Her zaman söylediğimiz bir söz vardır; Devletler arasında, ne ebedi dostluk vardır, ne de ebedi düşmanlık… Sadece ve sadece, ülkelerin çıkarları, ülkelerin menfaatleri vardır. Her ülke, dış politikasını buna göre dizayn eder, buna göre şekillendirir. Oysa biz, en basitinden bir Rektör atamasını bile liyakate göre yapamıyoruz. Her kuruma her kuruluşa siyaset karıştırmak, politika bulaştırmak adeta moda oldu. Liyakatin dikkate alınmadığı bu atama da, yeter ki benden olsun, yeter ki bana biat etsin zihniyeti var. Oysa özgeçmişinden de anlaşılacağı üzere, kişinin hayatı, yüzer gezer sala dönmüş. CHP de başlamış, AKP’de devam etmiş. Eskilerin tabiriyle, bir baltaya sap olamamış. Ne doğru dürüst akademik kariyerinde ilerlemiş, ne de siyasette. Neye sarılacağını, neyi hedefleyeceğini bilmeden, balıkçılar gibi rast gele ağ atmış hayata. Orda olmadı, burda olsun, burda olmadı şurda olsun mantığıyla el atmış yaşama. Burada mühim bir soru var; daha önceki atamalarda göz önüne alınırsa, bu şahsın, hiçbir akademik başarısı yok. Sıradan bir akademisyen. Ne uluslararası akredite bilim dergilerinde doğru dürüst makalesi yayımlanmış, nede yazdığı kitap var. Üstelik Boğaziçi gibi bir üniversiteyi yönetecek backgroundu var nede işin mutfağında görev yapmış… Bölüm başkanlığı var mı? Yok..!!! Ana Bilim Dalı Başkanlığı var mı? Yok.!!! Herhangi bir Fakülte de Dekanlık Yapmış mı? Yok..!!! Ak Partiye sırtını dayamış, Ak partiyi umut kapısı yapmış, Belediye Başkanı olayım demiş, aday yapılmamış, madem belediye başkanı olamadım, bari milletvekili yapın beni demiş, o da olmamış… Daha sonra iki vakıf Üniversitesine rektör olarak atanmış. Bu muhterem bu kadar yetenekli idiyse, niçin belediye başkanı yapmadınız? Bu kadar yetenekli, donanımlı, deneyimli idiyse, niçin milletvekili yapmadınız diye adama sorarlar. Köklü bir eğitim kurumu olan ve dünya çapında hocalara sahip üniversiteye, sanki adam kıtlığı var gibi, zatı muhteremi atıyorsunuz, sonra da, hak, hukuk, adalet, demokrasi diyorsunuz… Geçiniz efendim geçiniz. Siz böylesine meşgulken, dünya yeni şekillenen düzende strateji geliştiriyor. Biz bu zihniyetle, bu düşünce yapısı ile bir yere varamayız. Bir zamanlar da, 2023’de dünyanın 10. Büyük ekonomisi olacağız, ihracatımız 500 miyar dolara çıkacak masalları dinlemiştik. Bırakın 10. uncu olmayı, G-20 ülkeler topluluğunun da dışında kalacağız bu gidişle. Zaten 16.ncılıktan 19.a düşmüş vaziyetteyiz. İhracatımız ise, bırakın 500 milyar doları, daha henüz 200 milyar dolar seviyesine bile çıkamadı. Gerçekçi olalım beyler gerçekçi. Lafla, hamasetle birbirimize düşmekle olmuyor bu işler. Bırakın bu gereksiz, lüzumsuz iç çekişmeleri de, dünyada neler oluyor? Teknoloji nereye evriliyor? Biz onlara odaklanalım. Kısır çekişmelerle vakit kaybetmekten başka bir şey yapamıyoruz. Samanı, şekeri, nohutu, patatesi bile ithal eder duruma geldiysek, vay halimize…Eller gidiyor Ay’a, biz kalıyoruz yaya….

SON SÖZ: ‘’ FİLLER TEPİŞİR, ÇİMENLER EZİLİR.’’