KÖRFEZDE NELER OLUYOR ?

12/01/2021 21:48 367

En az kafa yorduğumuz husus; "Bizi nasıl bir gelecek bekliyor?" sorusunun cevabı... Son iki büyük savaşa bakıldığında, sahne önünde yaşananlar ile sonradan hayata geçirilenler arasında, büyük fark olduğunu görürüz. İkinci Dünya Savaşı... Almanya'nın, Hitler'in çılgınlığı, ama sonrasında tek egemen güç Doları görmekteyiz.
Savaşın nedenlerinden değildi, ama en önemli sonucu oldu!
Dünya 2021'e girerken kapandı...Herkes evindeydi. O görkemli yılbaşı kutlamalarından eser yoktu. Uçaklar, otobüsler, trenler yoktu.
Sokaklar ile insanlar arasına, kırmızı bir şerit konulmuştu.
Özgürlük, büyük oranda azalmış, hareket kabiliyetimiz ise çok aza inmişti... Durum her yerde böyleydi. Almanya’ da İngiltere’ de ABD’ de Türkiye de Rusya da Portekiz de Papua Yeni Gine de farklı değildi. Ölümler ve salgın sürüyor, insanlık kendini korumaya çalışıyordu. Ekonomi tıkanıyor ve şekil değiştiriyordu. Bütün bu fotoğraf içinde tek bir ayrıcalık vardı; WUHAN...
Batı'nın virüsün'ün çıktığı merkez" dediği yer yani...
Covid-19 pandemisinin merkezi olarak bilinen Çin'in Wuhan kenti, tam bir yıl sonra normale döndü.
Sokağa çıkma kısıtlamalarının kaldırılmasıyla birlikte caddeler, meydanlar, restoranlar ve gece kulüpleri doldu. Ve Reuters, salgın sonrası Wuhan'ın renkli gece hayatını görüntüledi. Yılbaşındaki çılgın partiler servis edildi...
Tamam... Dünyanın kalan kısmı ise kapanmış, adeta çırpınıyordu…
Sorunlarla boğuşuyordu... Tam bu noktaya tekrar döneceğiz. Ancak önce Körfez'e inelim...
Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, Haziran 2017'de Katar'ı "teröre destek vermekle" suçlamış, ardından bu dört ülke Katar'a 13 maddelik bir talep listesi sunmuştu. Bunun reddedilmesinin ardından Katar'a hem ambargo uygulamaya başlamış hem de diplomatik ilişkileri kesmişti.
Sunulan talepler arasında Katar'daki Türk askeri üssünün kapatılması, Müslüman Kardeşler üyelerinin ülkeden çıkarılması, medya kuruluşu El Cezire’'nin yayınını durdurması, İran'la ilişkilerin zayıflatılması ve Yemen'deki isyancı Husiler'e desteğin sonlandırılması da bulunuyordu. Katar ise, cihatçı örgütleri desteklediği iddialarını reddediyordu. Doğal olarak...
Türkiye, ambargonun ardından Katar'a en büyük desteği veren ülkelerden olmuştu.
Bu tarihten sonra Amerika Birleşik Devletleri Araplarla İsrail'i yan yana getirme çabasına girişti. Ve bunda da başarılı olundu. Körfez meselesinde, öne çıkan bu tabloya uymayan tek güç Katar'dı.
Gelinen noktada, Katar’ da Suudi Arabistan'a dolayısıyla İsrail’e yakın hale geldi. Anlaşmanın ne getireceği tam olarak belli olmasa da, gideceği yer aşağı yukarı tahmin edilebiliyordu...
ABD ve İsrail'in Katar'la sorun yaşayan ülkeler üzerinden talepleri belliydi. TÜRK ÜSSÜ OLMASIN, İRAN'la ilişkiler askıya alınsın ve Müslüman Kardeşler ile araya mesafe konulsun...
Katar'ın Suudi Arabistan merkezine yanaşması olumlu olarak değerlendirilse de, İRAN için sıkıntı kaynağı olacak gibi durmakta... Zaten öteden beri İran'ın nükleer çalışmaları hedef alınmaktaydı... Fısıltılara bakılacak olursa İran için körfez'de bütünlüğün sağlandığını duymakta zorlanmazsınız... İran rejimi için önemli bir figür olan Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra gelinen nokta, oldukça önemli... ABD, İran'ın komşusu değil! İran dünya üzerinde ABD'nin siyasi ve ekonomik rakibi de değil! Paylaşamadıkları bir şey de yok! Ancak İran Çin'in dostu! Ve aynı yolda yürümek isteyen arkadaşı!’ İPEK YOLU’ için de ciddi bir oyuncu! Durum böyle olunca, ABD açısından iki önemli unsur öne çıkmakta. Rusya ve İran!
İpek Yolu için, Çin'in kontrol edilebilmesi için iki ülkeden birine zarar vermek isteyeceklerdir.
Amaç Çin'in AVRASYA ile bütünleşmesini engellemek...
Pentagon, tam bir yıl önce, Kasım Süleymani'yi vurarak, hedefini açık etti. Aradan geçen zamanda, Katar da Körfez koalisyonuna geldi. Katıldı...
Belki bu amaçla, Ermenistan-Azerbaycan savaşında, ABD ve NATO fazla görünmedi!
İngiltere ve Türkiye'nin önüne çıkılmazken Katar’da aşağıda Körfez'de bütünlüğü sağladı...
Ve ABD'de küçük harflerle "Süveyş'in Doğusu" stratejisinin masaya yatırılmış olduğu konuşulmakta...

Yarın devam edeceğiz…