KÖRFEZ ÜLKELERİ İLE İLİŞKİLERİN EKONOMİYE ETKİSİ

14/12/2021 19:40 752

Basra Körfezine kıyısı bulunan ülkelere Körfez ülkeleri denilmektedir. Bunlar Sudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, İran ve Umman’dır. İlk bakışta, söz konusu ülkelerin petrol ve doğalgaz ihracatına dayalı bir ekonomiye sahip oldukları gözümüze çarpmaktadır. İran dışındakilerin kişi başına düşen milli gelir rakamları, dünya ortalamasının çok üzerindedir. En büyük ihraç kalemleri olan petrol ve doğalgazın, yer altından çıkarılmasını bile yabancı şirketlere ihale ederek hammadde şeklinde satıldığı görülmektedir. Yine, İran dışında anılan ülkelerde yerli “üretim” kavramı yoktur. İhtiyaç duyulan tüm mal ve hizmetler dışarıdan ithal edilmektedir. Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde, emek gerektiren işlerin fakir ülkelerden gelen işçilere yaptırılması sonucunda, vatandaş olanların sayısı ülke nüfusu içerisinde azınlığa düşmüştür. Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi gelişmiş dünyanın vazgeçilmez değerleri, henüz bu ülkelerde gündeme dahi gelmemektedir.

Körfez ülkelerini, gelişmiş ülkeler nezdinde cazip kılan husus; petrol ve doğalgazın enerji kaynağı olarak hala geçerliliğini koruması, bunların toprak altından çıkarılarak satılmasının karlılığı, elde edilen gelirin muazzam büyüklüğe oluşmasıyla, değinilen ülkelerin tüketim toplumuna dönüşmesi sonucunda, buralara yapılan mal ve hizmet satışlarından elde edilen olağanüstü gelirler ve anılan ülkelerin biriktirdiği inanılmaz miktardaki Dolarların, gelişmiş ülkelerin yatırımları için ucuz kaynak oluşturmasıdır. Kısaca Körfez ülkeleri gelişmiş batılı ülkeler için enerji kaynağı, malları için Pazar ve gelişmelerinin devamını sağlayan yatırımlarını finanse ettikleri ucuz kaynaktır.

Yukarıdaki paragraflarda ekonomik, sosyal ve siyasi yapıları kısaca özetlenen Körfez Ülkeleriyle, ülkemizin ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkileri ne yazık ki istenilen düzeyde değildir. Bu durumun çok sayıda nedeni vardır. Tarihten kaynaklanan sebepler, ülkelerimizin çok farklı siyasal rejime sahip olması, değinilen ülkelerin yönetimlerinin İngiltere, Amerika ve İsrail’e olan aşırı bağlılığı, söz konusu ülkelerin ihtiyacı olan mal ve hizmetlerin ülkemizde üretilememesi bu nedenlerin en önemlileridir.

Ekonomik sorunlarımızın hat safhaya çıktığı bu dönemde, Körfez Ülkeleri bizim için de enerjinin kaynağı, mal ve hizmetlerimiz için iyi bir Pazar, gelişmemizi sürdürebilmemiz için gerekli yatırımların finansmanı olma özelliğini taşımaktadır. Geçmişte şu veya bu nedenle yaşadığımız kırgınlıkları veya kızgınlıkları sonsuza kadar sürdürmemiz mümkün değildir. Siyasi iktidarın geçmişteki hatalarından ders alarak ilişkileri düzeltmeye çalışması yerinde bir karardır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu ülkelerin İngiltere, A.B.D ve İsrail’in maşası olduğu gerçeğidir. Yatırım adı altında yapılacakların “Truva atına” dönüşmesine kesinlikle izin verilmemelidir. Özellikle savunma sanayi şirketlerinin mal sahipliği veya yöneticiliğinin bu ülkelere bırakılması tarihi hata olacaktır. Aynı şekilde ekonomimizin temeli olan işletmelerin çoğunluk hisselerinin bunların eline geçmesi, onları bu günkü iktidarın dilinden düşürmediği “dış güç” haline getirecektir. Körfez Ülkeleriyle ilişkiler; onlardan ucuz petrol ve doğalgaz alımı, onlara mal ve hizmet satımı, gelişmemiz için gerekli yatırımlarda küçük pay sahipliği düzleminde yürütülmelidir. Dikkat edilirse batılı gelişmiş ülkeler bunlarla olan ilişkilerini böyle düzenlemektedir.

 

Saygılarımla,