KİTAP VE OKUMA SANATI

29/07/2020 19:46 470

 

Kitapları ve okumayı seven bir ülke değiliz. Günümüzde bu ilgisizlik daha da artmış halde. Oysaki gençliğimizde kitap armağan edilirdi yaş günlerinde. Karşı cinsle kitap alıp vermeler, kitaplar üzerine konuşmalar, hatta kitaplar içine çiçekler koyma.

Okuma: bilgi edinmek, görgü, kültür için bir ihtiyaç, nimet. Kitap iyi bir arkadaş, güvenilir bir dost, yalnızlıkta, sıkıntı da dert ortağı, teselli kaynağı, ahlak erdem öğütçüsü. Tek düze donuk yaşamlara renk katan bir yardımcı. Bir daha geri gelmeyecek zamanı değerlendiren, en güzel, faydalı nesne.

İsteriz ki, evlerimizi kitaplar süslesin ama, o kitaplar da okunsun. Kapakları açılmadan, raflarda kalmasın.

Soylu bir tutku okumak, Gothe’ye göre de, sanatların en zoru.

Karşımızdakileri susturmak, bilgelik için okumamalı. Okuyucu, okuduğu kitaplar üzerinde düşünmeli, dersler çıkarmalı. .Çok okumak sayesinde insanlar, farklı bakış açıları edinir, dünyayı kişileri daha iyi değerlendirir. Yaratıcı, üretken, eleştirici ve bilgili kafalar böyle bilinçli okumanın ürünleridir.

Her dönemde yararlıdır, gereklidir kitaplar. Şu Çin atasözü bu gerçeği ne de güzel anlatıyor, “Kadınlar gençlik için, yemek, doymak için, kitaplar gençlik, ihtiyarlık, hastalık, açlık, yalnızlık, her şart için geçerli ve uygundur.”

İnsanlar alışkanlıklarının çocuğu. Bu yüzden kitap okuma zevkli ve sevgisi küçük yaşlardan itibaren çocuklara aşılanmalı ki, alışkanlığa dönebilsin.

Kütüphaneler okuma sevgisi, alışkanlığı için yararlı önemli kuruluşlar. Ülkemizde çağdaş olanların sayıları az ve de fazlaca yararlanılmıyor.

Üniversitelerimizdeki eğitim sistemi, aydından çok, uzman yetiştiriyor. Oysaki edinilen bilgiler, zekanın katkısıyla düşünceye dönüşebilmeli. Kendine özgü fikri-düşüncesi olmayan, klişe fikirler dışına çıkamayan, bizdeki gibi ayaklı kütüphanelere “aydın” denilemez.

Aydınlar; bilim ve felsefeyi özümlemiş, önyargılardan uzak, bilgilerini objektif biçimde fikir-düşünce haline getirenlerdir. İhtiyacımız olanlarda, böylesi aydınlar.

Uluslar, kültürlerini, tarihlerini, gelenek-göreneklerini yurttaşlarına öğretmelidir. Tarihinden, düşünce-kültür köklerinden korkmamalı ve kopmamalıdır.

Harf ve dil devrimi nedeni ile, bir çok eski ve önemli eserlerimiz mazinin karanlıklarında kaldı. Örneğin: eski edebiyatımızı yeni kuşaklarımız bilmiyor, anlamıyor. Tarihi belgelerimizi de anlama ve değerlendirmede zorluk çekiyoruz.

Atatürk’ün o değerli nutku bugünkü dile çevrildi ama büyüsünden ve sihrinden çok şey kaybetti.

Yazarlar birikimlerini, düşüncelerini özgürce sunabilmeli. Yasal, bürokratik engellerle uğraşmamalı. Okuyan, düşüneni, sorgulayan, eleştiren, kendini yönetebilen, ülkeyi ileri düzeye taşıyacak kuşakların yetişeceği ortam böyle olmalı.