KIŞ GELİRKEN

07/10/2022 22:54 504

 

Kış bu coğrafyada yaşayan orta ve alt gelirli insanlar için sıkıntı demektir. Tarım ağırlıklı ekonomide, yüz yıllardır yaz “bolluğu” kış ise “kıtlığı” temsil etmiştir. Yaz aylarında gıda üretimi çeşit ve miktar olarak zirve yaptığından, yiyecek fiyatları kışa göre daha düşük seviyede kalmaktadır.  Son yıllarda “seracılığın” gelişimi ile yazın yetişen pek çok ürünün kış aylarında da yetiştirilmesi, değinilen olumsuz tabloyu istenilen düzeyde düzeltememektedir. Hala kış aylarında gıda fiyatları “el yakmaktadır.” Bunun en önemli sebebi, son yıllarda sayıları milyonları bulan “dış göç” dalgasıdır. Bu kadar büyük miktarlı dış göçün gıda fiyatlarını bu denli yükseltmesi şaşırtıcı değildir. Dış göçün getirdiği talep artışı üretim ile karşılanamadığı için fiyatlar akıllara durgunluk verecek şekilde artmaktadır.

Geçim sıkıntısı çeken kesimin kış aylarındaki bir diğer problemi ısınmadır. Odun, kömür, elektrik ve doğalgaz ısınmada kullanılan başlıca ürünlerdir. Kış aylarına girilmesiyle birlikte değinilen ürünlerin fiyatları hızlı bir yükselişe geçer. Dar gelirliler ne yapacağını şaşırır. Aylık kazançlarının önemli bir kısmını evlerinin ısınmasına harcarlar. Isınmada elektrik ve doğalgaz kullanımı hızlı bir şekilde odun ve kömürün yerini almaktadır. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla bu kış petrol ve doğalgaz tedariki ve değinilen ürünlerin fiyatı, tüm dünya için büyük problem teşkil edecektir. Neyse ki ülkemizin Rusya ile iyi ilişkiler içinde olması tedarik sorunu yaşamasının önüne geçecektir. Ancak, petrol ve doğalgaz fiyatlarının artma ihtimali hepimizi endişelendirmektedir.

Ev kiralarının artması da ne yazık ki bu döneme rastlar. Kira ve ev fiyatlarının artmasında da son yıllarda alınan dış göçün etkisi ciddi oranda hissedilmektedir. Dış göçün kitlesel hale geldiği tarihten itibaren, kira ve ev fiyatlarının adeta çıldırdığı inkar edilemez bir gerçektir. Zar zor ihtiyacı karşılayan konut üretimi, göçle gelen talep artışı karşısında yetersiz kalmış, ekonominin en temel yasasının devreye girmesiyle fiyatlar katlanmıştır. Bu durumun farkına varan siyasi iktidarın büyük çaplı “sosyal konut hamlesini” başlatması, sorunu ne kadar hafifleteceği zamanla görülecektir.    

Yazımın buraya kadarki bölümünde, dar gelirli kesimin bu kış yaşayacağı olumsuzluklardan üçüne değinmeye çalıştım. Elbette anılan kesimin sorunları yalnızca bunlardan ibaret değildir. Söz konusu kesimin sağlık, eğitim, ulaşım gibi alanlarda devasa problemlerle karşı karşıya kaldığı hepimizin bildiği bir gerçektir. Ne var ki bir gazete yazısında ancak bu kadar soruna değinilebilmektedir.

Yazıma konu olan sorunların çözümüne, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında, devletin “sosyal” olduğu yazılmak suretiyle çözüm bulunmaya çalışılmıştır. Bunun anlamı devletin gelir düzeyi yetersiz insanlara yardım edeceğidir.  Aslında bu devlete 1982 anayasası ile verilmiş bir görevdir. “İHSAN” veya “LÜTUF” değildir. Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde “sosyal yardım” adı altında daha kapsamlı ve çok yüksek miktarda yardımlar yapılmaktadır. Bizde ise 1990 yılından itibaren “sosyal yardımlaşma fonu” eliyle değinilen kesimlere yardımlara başlanılmış, her geçen yıl yardımların miktarı ve çeşidi artarak günümüze kadar gelmiştir. Yazımın “ana fikri” olarak değindiğim gibi bu kış dar gelirli kesim için diğer kışlara göre daha zor geçecektir. Dolayısıyla devletimizin bu kesime daha fazla yardım etmesi gerekmektedir.

Saygılarımla,