Katilin İtirafı

28/08/2021 21:35 364

 

  • Kardeşim sen bizi delirtecek misin? Cinayetin işlendiği saatte başka bir yerde kumar oynarken baskında yakalanıyorsun? Nasıl sen öldürdün adamı?
  • Başkomiserim, Allah bin türlü belamı versin ki, vallahi de billahi de ben öldürdüm. Kafayı takmıştım uzun zamandır takip ediyordum, öldürdüğüm yerde durup sizin gelmenizi bekleyecek değilim, çıktım buraya geldim. Ben öldürdüm diyorum yahu! Hadi tutuklayın!
  • Tutuklamıyorum ulan! Alın bunu buradan, işlemlerini tamamlayıp salın dışarı!

Bunca yıllık polisim, hayatımda ilk kez şahitleri olmasına rağmen azimle ben öldürdüm, ben yaptım diyen bir katil görüyordum. Evet katil dedim çünkü bu leş insan daha önce iki kişiyi öldürmekten iki kez içeri girmiş, birinde genel aftan, diğerinde de pandemi sebebi ile salınıvermiş.

Bu işten pis kokular alıyordum. Ne yapmıştı acaba, kumara dalıp cinayet için bir başka arkadaşını mı göndermişti? Kafasına takmış, peh yalana bak! Ölen kişinin ailesi ile konuşmakta fayda vardı.

Öğleden sonra, şehrin zengin semtlerinden sayılan, geniş araziler içine yapılan müstakil evlerin olduğu caddede arabamı park etmiştim. Birazcık etrafta yürüyüp, ölen kişinin evinin önünde durdum. Kocaman otomatik bir kapı, kapının iki tarafında kamera, kapının ardından eve doğru uzanan uzun yeşil bir yol. Bahçenin arasından geçen bu yolun sağında ve solunda bin bir emekle yetiştirilen bitkiler, çiçekler ve ağaçlar. İnsan burada yaşlanmaz yahu.

Kapıyı oğlu açmıştı. Simsiyah bir takım elbisenin içinde, kapıda durmuş, bir adım gerisinde duran hizmetlilerle birlikte bana bakıyorlardı.

Görüşme kısa sürmüştü. Kâğıt işi yapan bir kuruluşun ya da holding mi demeliyim yönetim kurulu başkanıydı babası. Öldürülmesi tüm camiayı şok etmişti. Kendileri de ziyadesiyle üzgün olmakla birlikte, babalarını böyle basit bir cinayete nasıl kurban verdiklerini anlamış değillerdi. Rahmetli Ziya Narenli, yetmiş iki yaşında, işinde gücünde bir insandı. Şoförünün, trafikte girdiği bir tartışmayı önlemek için aracından inip araya girmiş, katille o esnada tanışmış ve kendisini kafaya takıp, cinayetle sonuçlanacak olaylar zincirinin fitilini ateşlemişti. Sonraki süreçte, sözde katilin verdiği ifadelerde, onu günlerce takip etmiş, yalnız yakaladığı o ilk anda ise yanına yaklaşıp kalbinden bıçaklamıştı. Söz konusu olay, iki üç ayda bir gittiği binicilik kulübünün otoparkında gerçekleşmişti. Bana ters gelen konu ise, asıl kafaya takması gereken kişi şoförü iken, neden kavgayı ayıran kişiye takmıştı kafayı sözde katil?

Beni karşıladıkları gibi kapıya kadar da geçirip eşlik etmişlerdi Üç kişilik mini bir birlik gibiydiler adeta. Kapı kapandıktan sonra, biraz da ağır adımlarla, etrafa bakıp evi ve bahçeyi gözlemlemeye başlamıştım. Tam o sırada aslında benim gözlemlendiğimi fark ettim. Eve yürürken de aynı hissiyatı duymuştum ama önemsememiştim. Fakat şimdi o iki gözü görünce emin olmuştum ama yine de farkında değilmiş gibi yürüyüp gittim. Merkeze vardığımda, aileyi arayıp evdeki hizmetli kişilerin listesini istemiştim. Oğlu, bu isteğime çok şaşırmış, hizmetlilerin yıllardır kendileri ile birlikte olduğunu, elbette listeyi gönderebileceğini fakat bir faydası olmayacağını söylemişti. Ben de elbette haklı olabileceklerini, sadece prosedür gereği bunu istediğimizi söylemiştim. İlave olarak bir polis arkadaşımı görevlendirip ev ahalisinin de cinayet saatinde nerede olduklarını vs içeren ifadelerinin yazılı alınması için göndereceğimi söylemiştim. Telefonun ucundaki acılı oğul, birden öfkeli bir oğula dönüşüvermişti.

  • Siz ne demek istiyorsunuz? Katil zaten bulunmadı mı? Daha neyin derdindesiniz siz? Acımızla mı uğraşalım sizin gereksiz prosedürlerinizle mi? Hem bu ne terbiyesizlik? Ne demek cinayet saatinde ne yapıyorduk? Sizi emniyet müdürüne şikâyet edeceğim!

Telefon suratıma kapanmıştı. İstediği yere şikâyet edebilirdi, bu tarz tehditlerle daha önce de çok karşılaşmıştım. Sorun değildi.

Bir saat sonra liste elime gelmiş, görevlendirdiğim polis arkadaşım ise ilk raporunu iletmişti; “Söz konusu saatte tüm ev ahalisi evdeymiş.” Hiç şaşırmamıştım.

Tahminlerim ve hislerim beni hiç yanıltmamışlardı. Polis tecrübesi mi desem, suçun kokusunu mu alıyorum desem, bir şekilde hep doğru çıkıyordu.

Liste elime gelir gelmez bahçıvanın ismine bakmıştım. Bingo!

Ben öldürdüm diye kendini ortalığa atan sözde katil bahçıvanın oğluydu. Sorguya alındığında ise ne diyeceğini çok iyi biliyordum; “Adı batsın onun, yıllardır görüşmüyoruz biz onunla.”

İfadeye çağırmamızın ardından iki saat sonra aile avukatıyla birlikte bahçıvan merkeze gelmişti. Sorguyu çok uzatmayı düşünmüyordum;

  • Amca bana söyler misin? O gün bahçede beni görünce neden kaçtın?
  • Yok kaçmadım evladım, ben seni görmedim bile.
  • Katil Kazım Sarı neyin olur?
  • Oğlum olur, adı batsın onun. Yıllardır görüşmüyoruz biz onunla.
  • Yani tüm bu olanlar tesadüf mü diyorsun?
  • Evet evladım, başka ne olabilir.

Avukatın tüm karşı çıkmaları ve tehditlerine rağmen bahçıvan amcayı tutuklamıştım. Kendisi henüz bunu bilmiyordu ama bu geçici bir gösteriydi. Basına, iş adamı Ziya Narenli’yi öldüren görevli personelin çıkarıldığı mahkemece tutuklandığını, dosyanın kapandığını bildirmiştik. Şimdi oturup bekleme zamanıydı.

Akşamım çok sakin geçmişti, eve gidip kendime somon ızgara, yanında da fesleğenli bir sos yapıp, kırmızı şarabımı açmıştım. En sevdiklerimden olan Edith Piaf şarkılarını açıp, sakin ve huzurlu bir akşam geçirmiştim.

Sabah olup da merkeze gittiğimde, kahvemden önce sözde katil Kazım Sarı, merkeze gelmişti.

  • Yanlış yapıyorsunuz, o adamı babam öldürmedi!
  • Valla baban itiraf etti koçum, hadi yallah geldiğin çöplüğe dön, işimiz gücümüz var.
  • O öldürmedi diyorum size, ispatlayabilirim!
  • Kim öldürdü o zaman?
  • Karısı öldürmüş ağabey! Karısı bunu metresiyle yakalamış. Öldürüldüğü kulüpte de bunu konuşurken metresi gelmiş, ileri geri konuşmuş. Kadın delirmiş. Apar topar kalkıp gitmek istemişler mekândan. Kadın masadan aldığı bıçakla adamı arabada öldürmüş. Babam suçsuz! Hasta adamı niye içeri atıyorsunuz ya? Örtbas etmek için oğlu babamı aramış hemen. Oğlunu ara gelsin hemen demiş. Ben pisliğim ya amirim. Pisliği pislikle örtmek en kolayı diye düşünmüşler. Para da verdiler, ben de ne yapayım kabul ettim. Ben ne bileyim babamın başının yanacağını! Allah aşkına çıkarın adamı, o orada kahrından ölür!

Yemi yutup her şeyi itiraf etmişti. Sonraki günlerde, olay basına bomba gibi düşmüştü. Saygın bir aile olan Narenliler’in adı artık en adi suçlarla birlikte anılıyordu; ihanet, cinayet ve azmettirmek…!