Katil ruhlar

21/05/2020 23:01 236

Şimdi anlat bakalım bir insanı öldürmek nasıl bir duygu? Yani düşünsene kanıyla canıyla karşında duruyor, ama sen yok diyorsun, kanı dursun ama canı çıksın. Hatta belki kanı da durmasın, aksın gitsin canıyla birlikte. Zaten kan dediğin nedir ki? Kırmızı bir sıvı. Ağırlık veriyor insana. Sahi bir insanda kaç kilo vardır acaba? Mesela sen, kaç kilosun? Yüz falansın sanırım. Dur tahmin edeyim. Senin vücudunda yaklaşık sekiz kilo falan kan var bence. Olsa da olur olmasa da olur yani. Şimdi ben senin kanını alsam yerine deniz suyu koysam sen ne olursun? Köpek balığı olursun. Sana köpek balığı olmak çok yakışırdı.

Peki ya nefes? Gördüğün ya da tadına bakabildiğin bir şey değil. Sen, kan tadını bilirsin…Peki ya nefesin tadına baktın mı hiç? Nefesine dokunmadan bir insanın nefesini yok edebilir misin? Edebilirsin biliyorum.

En çok neyi merak ediyorum biliyor musun? Ölenlerin ruhunun nereye gittiğini. Sen biliyor musun? Herkesin bir ruhu vardır. İnsan dünyaya geldiğinde can bulurken aynı anda ruhuna da kavuşur. Acaba o ruh, günahsız tertemiz mi olur herkeste? Herkeste temiz olabilir belki ama sen farklısın. Sana kirli ruh verilmiş. Bedenine böylesi yakışırdı zaten. Şu iğrenç bedenine anca bu kadar iğrenç bir ruh yakışırdı. Her neyse, nerde kalmıştık? Hatırladım, ölenlerin ruhu nereye gidiyor merak ediyorum demiştim. Biliyor musun bu sorunun cevabı için her şeyimi verebilirim. Neden biliyor musun? Çünkü seni öldürmek bana yetmeyecek. Eğer seni öldürdükten sonra ruhunu bulup onu da öldürürsem o zaman rahat edebilirim.

Daha fazla konuşmayalım değil mi? Neticede biliyorum ki gözlerin kapanırken, kulakların da yavaş yavaş duymamaya başlayacak. Bu beni hem mutlu eder hem etmez. Mutlu eder çünkü ölüyorsun, mutsuz edecek çünkü ruhun özgür kalacak.

Belki bir gün, benim de ruhum özgür kalınca, o gün geldiğinde ruhlarımız savaşır da seni bir kez daha yenersem, işte o zaman sonsuz mutluluğu elde edeceğim.

  • Semih başkomiserim, az önce asayişten bir ihbar geldi, Çiğdem komiserim size iletmemi söyledi. Muhammed Aktan isimli bir vatandaş belediyenin ihbar hattına “Beni öldürecekler, kurtarın” diye mesaj bırakmış. Mesaj geleli 3 saati geçmiş, adresini tespit ettik, telefonu aradık kapalı, ne yapalım başkomiserim ekip gönderelim mi?
  • Belediyenin ihbar hattına mesaj yazmak da ne kadar zekice bir durum olmuş. Adam bunu yapmakla resmen polisler geç kalsa da ölsem demek istemiş. Ekip gönderme sen git hatta Çiğdem de gitsin. Beni haberdar ederseniz.
  • Tamam başkomiserim.

Çiğdem Komiserimle hızlıca yola koyulduk, yolda karşılaşacağımız manzarayı az çok hayal edebiliyordum. Kapıyı çalacaktık, bir adam açacaktı, böyle bir ihbar aldık, siz mi gönderdiniz diye soracaktık, adam da “Hakannn” diye uzatarak ve sinirli sinirli bağıracaktı içeri. İçeriden gri eşofmanlı on iki on üç yaşlarında bir genç gelecekti hafif korkarak. “Sen mi aradın lan” diyecekti adam çocuğa. Çocuk; “Baba ben şaka yapmak istemiştim, tahmin edemedim polis geleceğini” diyecekti. Adam bizden özür dileyerek çocuğa küfürler edecek, çocuk kıpkırmızı olacak, biz de anlayışlı ve ciddi bir havaya bürünüp, iyi akşamlar dileyip oradan ayrılacaktık. Sonra belki Çiğdem Komiserimle bir yemek yerdim kim bilirdi? Hatta belki yemekten sonra bir şeyler içerdik diye hayal kurarken Çiğdem Komiserim beni hayallerimden uyandırdı.

  • Melih, bak ne buldum?

Ben hayallerde gezerken Çiğdem Komiserim, adamın adını araştırmış ve bu işten hayalimdeki gibi çok çabuk sıyrılamayacağımızı gösteren bir şey bulmuştu.

  • Ne buldun komiserim?
  • Muhammed Aktan geçen hafta aftan yararlanarak ceza evinden salıverilmiş.
  • Hadi ya? Suçu neymiş peki neden girmiş içeri?
  • On dokuz yaşında bir kızı öldürmüş, hem de önce kaçırmış, günlerce alıkoymuş. Sonra ansızın bırakmış, aileden özür dilemiş, pişmanım demiş, kız affetmek istemiş, babası önce şikayetçi olmuş, sonra kızı ısrar edince şikâyeti geri çekmiş. Ancak Muhammed Aktan bir hafta sonra kızı yeniden kaçırmış, aile seferber olmuş. Teşkilat her yeri aramış bulamamış. Fakat bir görgü tanığının ihbarı ile kızı sakladığı yere baskın yapılmış, kız maalesef ölü bulunmuş. Yapılan otopside, kızın sekiz yerinden bıçaklandığı ve öylece ölüme terkedildiği anlaşılmış. Zaten Muhammed Aktan’ın verdiği ifadede de bir anlık sinirle bıçakladığını sonra kriz geçirdiğini ve oturup izlediğini, gözlerinin önünde öldüğünü ve hiçbir şey yapamadığını anlatmış. Kendisine geldiğinde de kızın ölmüş olduğunu ama yine de yanından ayrılamadığını söylemiş.
  • Eyvah, o zaman bu adamı kızın ailesi mi öldürmeye kalkıştı acaba? Başkomiserime haber verelim mi?
  • Evet, sen yola bak ben ararım.

Başkomiserime haber verdik, bu arada kızın ailesini de araştırdık yolda ve kızın babasının bugün işe gitmediğini öğrendik. Vakit akşamüstü olduğu için trafik sıkışıktı, iş çıkışıydı, gerçekten geç kalmış olabilirdik.  Başkomiserim de bir ekiple yola çıkmıştı, biz en geç on dakikaya adreste olacaktık.

  • Çiğdem Komiserim, ne dersin belki de yanılıyoruz, adam belli ki kafadan rahatsız, belki içeride daha çok yedi kafayı, hayal görüyor da olabilir. Zaten biraz normal bir insan olsa 155’i arardı, ihbar hattına mesaj atmak da ne demek?
  • Belki de şansı olmamıştır?

Adrese tahminimden biraz daha geç varmıştık, hızlıca merdivenlerden çıktık. Apartmanda asansör yoktu. Son zamanlarda fazla kilo almıştım. Nefes nefese kapıya vardık. Daire dördüncü kattaydı. Zili çaldık, ses yoktu. Kapıyı yumrukladım, yine ses yoktu. Tek başıma omuzlayarak kapıyı açamazdım. Mecbur ekibi bekleyecektik.

  • Ateş et!
  • Anlamadım?
  • Kilide ateş et ve şu kapıyı hemen aç!

Komiserimin emri kesindi, silahımı kilide doğrulttum ve bir kurşunla kilidi kırıp içeri girdik. Ev sessizdi, ikimiz de eve girer girmez göz göze geldik. Aldığımız kokuyu hemen tanımıştık. Bu, ölüm olan her olay mahallinde aldığımız kokuydu. Nerede olsak tanırdık. Salona girdiğimizde kan gölü içerisinde sırtüstü yatan bir ölü ve başında sandalye çekip oturmuş katili duruyordu.

  • Ellerini havaya kaldır, seni Muhammed Aktan’ı öldürmekten tutukluyorum.

Adam elindeki silahı ve bıçağı yavaşça yere bıraktı, ellerini havaya kaldırdı ve bize döndü.

  • Muhammed Aktan benim.
  • Yerde yatan kim? Kimi öldürdün?
  • Sevdiğim kızın babasını. Biraz erken geldiniz ama yine de şimdi huzurla ölebilirim.

Bunu söylediği anda yerdeki silahına uzandı, kendisini öldürmeye çalışacaktı. Tam o sırada kapıdan içeri giren başkomiserim, adam bize saldıracak diye düşünerek adamı elinden vurdu. Her şey bir anda olmuştu. Ortalık bir anda kalabalıklaşmış, içeri sağlık ekipleri girmişti. Bazen polis olmasam, içinde bulunduğum olağanüstü durumlara asla inanmaz, film işte iyice abartmışlar derdim. Fakat benim tedbirli başkomiserim gelirken yanına bir ekip daha almış, üstüne bir de tedbir amaçlı sağlık ekiplerini çağırmıştı. Şaşkınlığım bu kadarla sınırlı kalmayacaktı tabii. Asıl şoku tüm ekip, Muhammed Aktan’ın hastanede verdiği ifade ile yaşayacaktık ve polislik hayatım boyunca acaba daha neler göreceğim sorusu aklımın bir kenarında hep kalacaktı.

Ben Muhammed Aktan. Ben bir kızı sevmiştim. O da beni sevmişti. Evlenmek için anlaşıp kaçtık. Sonra sevdiğim kız pişman oldu. “Bu iş böyle olmaz, annem kahrından ölür, dönelim, ben anneme durumu anlatayım, biraz zaman geçsin gelip beni istersin” dedi. Tamam dedim kızı evine yakın bir yere bıraktım. Bir hafta sonra kız kendisini kaçırmamı söyledi. Kaçırdım. Bir gün sonra yine vazgeçtim geri dönmek istiyorum dedi. Kavga ettik, bende öfke kontrol problemi var. Nasıl olduğunu anlamadım, bıçaklamışım. Yapar yapmaz pişman oldum. O esnada kız bana neden böyle gel git yaşadığını anlattı. Ölürken anlattı. Yoksa asla anlatmazdı. Meğerse babası bunu taciz ediyormuş. Yıllardır. Kız kaçınca annesini döver diye geri dönmüş. Annesi ile konuşup onu da yanına almak istemiş. Fakat annesi gelmeyeceğini, ona kendisini kurtarmasını söylemiş. Sevdiğim kız da mecburen annesini dinleyip geri gelmiş bana ama aklı annesinde kalmış. O iğrenç adamın annesine yaptığı işkenceleri düşününce geri dönmek istemiş. Normal değildi, o iğrenç babası kızda psikoloji bırakmamıştı. Kızının mezara benim de hapse gitmeme o adam sebep oldu. Şimdi cezasını buldu. Fakat henüz bitmedi. Ruhum ruhundan intikam alacak daha. Bu iş burada bitmedi.