Kasa Daima Kazanır!

22/10/2022 23:30 363



‘Belki de sıra sizde’

‘Ya çıkarsa?’

‘Çıkmaz demeyin şansınızı deneyin…’

‘Sen de kazı sen de kazan’

‘At koşar baht kazanır’

‘Var mısın İddaa’ya…’

Üstte yazdığım kulaklarımıza aşina, hafızalarımıza kazınmış sloganlar gerek legal, gerekse illegal yollarla oynatılan şans oyunları, iradesine sahip çıkamayan, kendini bilmez birçok insanın hayatını mahvedebiliyor. Çünkü kolay yoldan para kazanma hırsı, genelde ibretlik hikâyelerin yaşanmasına neden oluyor. Az parayla servet sahibi olmak birçok kişinin hayalidir. Hepimiz zengin olmak, rahat bir hayat sürmek isteriz şüphesiz. Ama bu şans oyunları yüzünden, parasından, evinden, eşinden, çocuklarından, işinden, huzurundan, hatta sağlığından olan insanlarla dolu memleket.       

‘Bahis’, yani ‘kolay yolla para kazanma’ sevdası dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde ve doğal olarak Adana’da da oldukça yaygın. Çoğu insan; ‘Ben hobi olarak oynuyorum. Haftada 3-5 kuruş, fazlası yok’ der. Para kazanamama ağırlığı ve ezikliği ile ‘Bu hafta olmadı, ama önümüzdeki hafta görürsünüz. Bu sefer kazanacağım!’ hırsı, insanları bağımlılığa iten, maddi kayıplarla birlikte, psikolojik etkileri de ağır olan bir alışkanlıktır.

***

Merhum Kemal Sunal’ın ‘Atla Gel Şaban’ filmini bilmeyeniz yoktur. Çok komik olmasa da, toplumsal bir mesaj verdiği için bence muhteşem bir film. At yarışı ‘sevdalıları’ ile dolu filmde öyle bir sahne var ki, her şeyin özetini anlatıyor bizlere.

Peki, neydi o sahne?

Kazandığı parayı at yarışlarında kaybeden bir kumarbazın, düştüğü içler acısı halini, kara mizahla ayna gibi yüzümüze tutuyor. Karısının biriktirdiği ameliyat parasını bile at yarışlarında kaybeden bu adam, sonunda her şeyini yitiriyor.

Açık konuşmam gerekirse; at yarışından hiç anlamam, İddaa’dan da az buçuk anlarım. Geçen seneye kadar haftada en fazla 20 liralık İddaa oynar, sonunda da nedense bir-iki maçla yatardım. Bu sezon daha oynamadım, oynamaya da niyetim yok. Çünkü kazanamıyorum! Benimkisi bir eğlence, vakit geçirme. Maksat maçları takip edip, biraz heyecan yaşamak. İkramiye kazanırsam da ne ala. Yalnız altını çizmek isterim; haftada en fazla 20 TL, ‘Fazlası yok!’  

Devam etmem gerekirse; bazı zamanlarda sırf merakımdan altılı ve iddia bayilerine gider, bahis oynayan insanları gözlemlerim. Öyle garip insanlarla karşılaşıyorum ki gülsem mi, ağlasam mı misali ikilimde kalıyorum. Atlarla birlikte bağıra çağıra olduğu yerde koşanı mı, elindeki altını kuponunu ısıranı mı ya da ağız dolusu sövüp sayan ve sonunda da kuponu sinirle parçalayanı mı desem, hangisini söylesem? Bir de yıllardır nedense hep 5’de kalınır, hiç 3’de, 4’de kalanı duymadım.

İddia’da aynı keza hiç 2-3 maçla yatanı duymadım, görmedim. Hep tek maç! Zorlamakla olsaydı eğer bunca yıldır durup, dinlenmeden ben de iddia veya altılı oynar, kısa yolla zengin olabilirdim. Olmuyor işte, neden zorlarsınız?        

Her şeyini şans oyunları veyahut kumar yüzünden kaybeden, ibret alınacak onlarca-yüzlerce hikâye duymuşsunuzdur. Üzülsek mi, yoksa ‘Oh iyi olmuş’ mu diyeceğimiz kurbanlarla dolu memleket.

Oysa insan iradesine sahip çıksa, olmuyorsa olmuyor deyip, üstüne üstüne gitmese olmaz mı? Bu ısrar niye? Bu saçma kazanma hırsı neden? ‘Kolay yolla zengin olmak’ benim bildiğim sadece filmlerde olur. Bunu keşke bir kavrayabilseniz...

Unutmamamız gerekir; ‘Kasa daima kazanır!’