Kanunsuzluğun Ülkesi-1

08/10/2022 00:02 415

 

En yoksul, en mutsuz ve en tehlikeli yerlerin başında geliyor. Delirmek üzere olan bir ülke! Dünyadan vazgeçenlerin ülkesi… Nereden mi bahsediyorum? Tabii ki Orta Afrika Cumhuriyeti… Ellerinde palalarla dolaşan çocuklar, kadınlar ve erkekler. Ordudan daha güçlü ve acımasız örgütler. Bunlar, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin gündelik parçası. Ülkede deniz ulaşımı doğal olarak yok, demir yolu yok, okul yok denecek kadar az, internet neredeyse hiç yok. Cahillik, beraberinde gelen radikal dincilik ve fakirlik hat safhada. Ordunun çetelerle mücadele edecek gücü yok. Ancak burada büyük bir hazine saklı; işte her şeyin nedeni o!   

***

ÜLKENİN 3/4’Ü TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KONTROLÜNDE

Orta Afrika Cumhuriyeti, adının hakkını verecek şekilde Afrika’nın ortasında Çad, Güney Sudan, Kamerun ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi problemle ülkelerin arasına sıkışmış, neredeyse Türkiye büyüklüğünde bir toprak parçası. Ancak buna rağmen nüfusu sadece 4,5 milyon. Bu az nüfusa karşın dünyanın en şiddetli ülkelerinden biri olarak kabul ediliyor.

1960 yılında Fransızlardan bağımsızlıklarını kazanmalarından günümüze kadar, çoğu yönetici silahlı darbeyle başa geçtiği ve kişisel çıkarlarını ön planda tuttukları için hiçbir zaman devlet otoritesi kurulamadı. Şu anda ülkenin 3/4’ü terör örgütlerinin kontrolü altında. Hukuk sistemi neredeyse olmadığı için, adalet çeteler tarafından ya da halk tarafından sağlanıyor. Tabii buna adalet denirse! Çünkü ya linç ediyorlar ya da canlı, canlı ateşe veriyorlar. Askerlerin eline düşmekse bir o kadar kötü. Neredeyse her gün yaşanan linç ve insan yakma olaylarında kadın, çocuk, yaşlı ya da genç ayrımı yok. Eğer farklı örgüt mensupları tarafından bulunur veya hırsızlık yaparken yakalanırsanız size kimse acımayacaktır.

HER ŞEY BÜYÜK HAZİNE İÇİN…

Ülkedeki güç kavgasının temeli, Müslüman ve Hıristiyan guruplar arasındaki çatışmalara dayanıyor. Seleka adı verilen Müslüman örgütler ve Hıristiyanlardan oluşan ülkedeki en büyük güç olan Anti Balaka isimli örgüt, iki büyük bloğun temelini oluşturuyor. Ülkenin yüzde 50’si Hıristiyan, yüzde 20’si Müslüman, geri kalanı ise yerel dinlere mensup. Çatışmaların nedeni din temelli gözükebilir, ancak aslında bununla pek bir ilgisi yok. Her şey büyük bir hazine için. Çünkü ülke; altın, elmas, uranyum gibi yeraltı kaynaklarıyla dolu ve tamamı örgütlerin kontrolü altında. Çatışmaların asıl nedeni bu madenlerin kontrolünü sağlama çabasından başka bir şey değil. Müslüman örgütlerin içinde Hıristiyan gerillalar, Hıristiyan örgütlerin içinde ise Müslüman gerillalar var. Bu durum din savaşının perde arkasında asıl olanın maden savaşı olduğunu bize net bir şekilde gösteriyor. Ülkedeki altın, elmas, uranyum madenlerini çıkaran ve uluslararası piyasaya kaçak yolla sokan örgütler, insanları kölelik koşullarının bile altında çalıştırıyor. Ağır silahlarla donanmış çete üyeleri, memnun olmadıkları işçileri anında öldürmekten çekinmiyor.     

Ülkedeki geleneksel silah; Pala! Yarım metre uzunluğundaki, kılıç benzeri bu aleti taşımak yasal ve hemen, hemen herkeste var. Cinayetlerin yarıya yakını palayla gerçekleştiriliyor. İşin korkunç yanı ise dünya kamuoyuna yansıyan şiddet görüntülerinde, bu şiddeti uygulayan insanların gayet keyifli ve zevk içinde görünmesi.  Başka hangi ülkede, ‘Buraya makineli silahlar, el bombaları ve palalarla girilmez!’ yazılı tabelalar görebilirsiniz ki veya başka hangi ülkede okul tahtasına silahlı askerlerin resimleri çizilir?

***

ÇETELER, KÖYLERİ İNSANLARLA BİRLİKTE YAKIYOR!

Ordunun bırakın çetelerle mücadele edebilmesini, Başkent Bangui dışında doğru dürüst askeri üsleri bile yok. Hatta başkent bile zaman, zaman çetelerin yönetimine giriyor. Aslında 2003 ve 2013 yılları arası Orta Afrika Cumhuriyeti’nin en sorunsuz yılları olarak görülmüştü. Şiddet olayları büyük oranda azalmıştı. Ancak Selaka adı verilen örgütlerin başkente girerek devlet başkanını devirmesi ve yönetimi ele geçirmesinden sonra sorunlar yeniden ve daha büyük olarak başladı. Müslüman Selaka örgütleri Hıristiyan köylerini, Hıristiyan Anti Balaka örgütü ise Müslüman köylerini sık sık yakıp, yıkıyor. Hem de içlerinde insanlarla! Sadece 2018 yılında 15 bin ev yakıldı ve 1,5 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Nüfusun yüzde 10’u komşu ülkelere sığındı. Kısaca çeteler ve güçlüler çıkar savaşı yürütürken, olan yoksul halka oluyor. Her zamanki gibi... (Devam Edecek..)

KAYNAK: https://www.instagram.com/cavitpancar/