KADINA ŞİDDET ve NAMUS

22/01/2021 04:27 725

 

Birkaç gün önce, TV haberlerinde şöyle bir haber vardı; ‘’25 kez korunma isteyen kadın, öldürüldü.’’ Oysa, bu ve buna benzer kadın cinayet ve kadına şiddet haberleri, hemen her gün TV ler de dile getiriliyor, gazetelerde manşet oluyor…Bu şiddet ve cinayetlerin büyük bir bölümü de; ‘NAMUS CİNAYET’ diye haber konusu oluyor. Şiddetli geçimsizlik, fikri uyuşmazlık, ailelerin işe karışması, ekonomik nedenler gibi sebepler, çok az… Varsa, yoksa ‘NAMUS…’ Şiddetin ve cinayetin en büyük nedeni…

Namus için sözlüğe baktığımızda, lügat anlamı : ‘doğruluk, dürüstlük, erdemlilik ve ahlaklılık,’

ile ‘toplum içinde, onur, ve ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlılık ve iffet.’ diye ifade edilmekte. Erkek için namus kelimesi başka manada anlaşılmakta, kadın için namus kelimesi başka anlama gelmekte. Kadın için bilhassa namus, ar ve iffet kelimelerinin önemli bir manası ve anlamı var. Yoksa bunca namus cinayetlerinde kadınlar, canlarından olmazlardı. Daha doğrusu, işlenen bunca cinayetlerde katillerin namus veya iffet kavramları pamuk ipliğine bağlı olsa gerek. Ancak biz bütün ahlak konularında kadınları suçlamaktayız. Erkeklerinde bu ahlak konusunda suçları yok mu? Meseleye bir de bu yönden bakmakta yarar var.

Gönüllü veya cebren, hile ile kadınların baş örtüleri konusu, maddi veya mahalle baskıları ile uygulanmaya başladığından bu yana, iffet kavramında bazı anlamların değiştiğine şahit olmaktayız. Hele bir de Müftülerinde nikah kıymasına cevaz veren kararın 2 Aralık 2017 de resmi gazetede yayınlanmasından sonra, yapılan değişikliklerle, dini kıyılan nikahın, resmi nikah yerine ikame edilmesi anlamında bir algı yaratılmış oldu. Bu kararın, ülkedeki kadın nüfusunda, anlam kargaşası yaratmasına neden olduğunu yer yer görmekteyiz.. Hele başlarını sıkı sıkı bağlayan kadınlar, bir resmi nikahlı, birde imam nikahlı olmak üzere çoklu birliktelikleri benimsemeye başladıklarını, televizyonlardaki aile yozlaşması programlarından izlemek mümkün…

Kadınlar anladıkları iffet, namus ve aile kavramlarını bir kenara bırakarak, sanal medyadan tanıştıkları erkeklere, mevcut eşini ve çocuklarını terk ederek, kaçtıklarını ve onlarla dini nikahlanmış olmasını seyretmek,’ İMAM NİKAHI,’ konusunun ne kadar yozlaştığının bir kanıtı olarak görmekteyiz. Şimdi resmi nikah bir yerde bu çarpıklığı önlemekte idi, ancak imam nikahı ile aile birliği gevşetilince, konunun anlamını bile bilmeyen kadınların, bu serbestiyi daha da gevşeterek, yozlaşmış aileler üretmekte üstün başarı sağladıklarını izlenmektedir. İffet, ar ve namus kavramları aile içinde verilmediği müddetçe, toplumun bu konuda yozlaşması da çok hızlı gelişmektedir.

3 çocuk yapın, çok çocuk yapın çağrılarının neticede neleri de beraberinde getireceğini hesap etmediklerini görebilmekteyiz. Allah rızkını verir mantığı ile değerlendirilemez. Çocukların Eğitimi aile içinde başlar. Bu eğitim nitelik ve nicelik itibari ile toplumun ahlak ve etik değerlerine dayanmıyorsa, yetişen çocuklarda aile kavramını, namus kavramını aramak boşunadır. Bu nedenle, aile yapısına çok dikkat etmek gerekir. Ancak hızlı gelişen ve artan nüfus da, bu kavramların aynı hızda özümsenmesini beklemek fazla iyimserlik olur. Bu nedenle toplum nüfusunun hızlı artması, bizim toplumumuzda sakıncaları ile birlikte gelişmektedir. İşin, eğitim, sağlık, sosyal, psikolojik, iş ve hayat şartları ile refah düzeyi da bir başka boyut…

Biz ‘NAMUS’ konusunu sadece ‘kadın’ bakış açısından ele almamamız gerekir. Erkekler içinde namus kavramında bir çok anlam ve bakış açısı olduğuna inanmak gerek. Gelişen toplumun, değişen namus kavramları olduğu muhakkak. Çok nadiren de olsa, kadınlar namus cinayeti işlediğini görmekteyiz. Çok büyük çoğunlukla namus cinayetleri, erkekler tarafından işlenir. Kadınların işlediği cinayetler ise, iffetini müdafaa etmede işlenen cinayetler olduğunu görürüz. Erkekler için namus da, öncelikle eşlerinin iffetlerinin sorumluluğunu üstlerine alırlar. Eşlerinin bu konuda yaptıkları yanlışlıklardan, kendilerini sorumlu tutarlar. Konuyu kirli bir leke olarak görürler ve temizlemek adına kadının hayatını sonlandırırlar. Ancak bu leke böyle silinir mi ? Bunu tam olarak bilmemekteyiz.!!!

Erkekler için çok önemli başka bir namus konusu da, yaptıkları vatani görevlerinde kendilerine zimmetle verilen silahlarıdır. Bir askerin namusu, elindeki silahıdır. Silahını kaybeden askerin, askerliği bitmez diye bir tevatür vardır. Asker için top, tüfek, kasatura, tank gibi silahlar, ‘ASKER NAMUSU’ ile bir tutulur. Akşamları talimden dönen askerler, koğuşa girdiğinde, tüfekliğe silahlarını koyarlar ve bu silahların başına da bir nöbetçi konur. Silahlar çalınmasın, diye askerin namusunun korunması adına yapılır bu nöbet. Talim yerinde bile mola verildiğinde askerler silah çatarlar ve başına da bir nöbetçi bırakırlar. Burada da askerin namusunun başına bir nöbetçi konulur.

Sonuçta; bir, genel kabul görmüş, toplumsal namus formları vardır, bir de, ailelerin ve bireylerin namus anlayışları vardır. Aile de bilhassa, Güney-Güney Doğu Anadolu da, ‘TÖRE’ cinayetleri meşhurdur. Bireysel de ise kişinin yetişme tarzı, eğitimi, bilgisi, kültürü, görgüsü, aile ve toplumsal konumu gibi hususlar rol oynamaktadır.

SON SÖZ: ‘’ ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜ, İNSANLIK SUÇUDUR.’’