İYİ VATANDAŞ İYİ İNSAN

04/03/2021 21:26 323

 

Tüm ahlak filozoflarının ve semavi dinlerin hedefi; ahlaklı, bigili,adil, merhametli, vicdanlı iyi insan, iyi vatandaş yetiştirmektir.

Çünkü ahlak ve adalet, insanların birbirlerine ve devlete güvenlerini sağlar.

Bugünlerde eski Milli Eğitim Bakanımız Hasan** ‘Ali Yücel’in İYİ VATANDAŞ İYİ İNSAN’ kitabını okuyorum. Okudukça ufkum açılıyor. İçimi büyük bir sevgi, insanlık ve güzellik kaplıyor.

Onun için bu kitabı herkese seve seve öneriyorum.

Kitap dört bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümde en eski üç ahlakçıyı, Buda ve Budizm’i, Konfüçyüs ve Sokrates’i anlatıyor.

ADAM OLMAK…

Kitap, bir halk hikâyesi ile başlıyor. “Oğul, ben sana vezir olamazsın, paşa olamazsın, zengin olamazsın, demedim, adam olamazsın, dedim.”

Bu demek ki, insan önce adam olmayı öğrenmeli ya da ona öğretilmelidir. İşte tüm mesele burada. İnsan önce adam olmayı nasıl öğrenecek? Bu eğitimi kim verecek? Dünya ülkelerine baktığımız da; iki örnek ülke var. Japonya ve Güney Kore…Türk basının eğitim konularındaki yazıları ile ön plana çıkan, yazar Abbas Güçlü, sık sık yurt dışına çıkar ve ülkelerin, eğitim sistemlerini, öğrencileri yetiştirme yöntemlerini inceler ve köşesinde bunları okuyucuları ile paylaşır. Bilhassa Japonların, öğrencilere, iyi adam, iyi insan olma özelliğini kazandırdıklarını öğreniyoruz. Daha ilkokul sıralarında, o körpecik dimağlara memleket sevgisi ve vatandaş sorumluluğu aşılama yöntemleri, fevkaladedir. Hiroşima ve Nagazaki’ye ABD tarafından, ikinci dünya savaşında Atom Bombası atılması ve ancak bundan sonra Japonların teslim olması olayını sadece anlatımda bırakmayıp, öğrencileri bizzat, Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüp, Atom Bombasının tahribatını, bombanın Japon insanına ve o coğrafyaya nasıl zarar verdiğini göstermeleri, ‘’Eğer iyi insan, iyi adam olmazsanız, çalışkan ve sorumluluk sahibi olamazsınız. Bu da güçlü ülke olmanızı önler ve düşman karşısında zayıf kalırsınız …’’ Mealindeki eğitimleri, öğrencileri ateşliyor. Vee, tüm tahsil hayatları boyunca, bir taraftan kişisel gelişimlerine önem verirken, diğer taraftan da sorumluluklarını eksiksiz yerine getiriyorlar.AR-GE ve İnovasyona çok büyük önem veriyorlar. Keza iş hayatında da, bilgiye, performansa, verimliliğe, yenilik ve teknolojiye yönelik, önemli çalışmalar yapıyorlar…

Japonya bu gün dünyanın üçüncü büyük ekonomisidir. Düşünün bir kere…!!! Daha 1945’li yıllar da Atom Bombası yemiş, kayıtsız şartsız teslim olmuş, yanmış, yıkılmış, enkaza dönmüş bir ülkeden, bu gün nerelere gelmişler…Keza Güney Kore’de benzer bir başarıya imza atıyor. Neden? Çok basit; ‘EĞİTİM SİSTEMİ ve İSTİKRAR…’

Sinoplu Diogenes, elinde fener sokaklarda dolaşıyor. Ne aradığını soranlara:

“- Adam arıyorum, adam!” diyor.

Yücel, kitabında Türkiye’nin 1945’te çok partili sisteme geçişiyle manevi kıymetler ve dini hislerin rahatça gelişme imkânı bulduğunu yazıyor.

  1. Türkiye’nin geleceğini ve mutluluğunu da insanımızın maddi, ekonomik kalkınmanın yanında milli, ahlaki ve manevi değerleriyle de yetiştirilmesini de ekliyor.

Yani, eğitimde maddi ve manevi dengelerin iyi kurulması gerekiyor.

EN ESKİ ÜÇ AHLAKÇI…

Kitapta Buda, Konfüçyüs ve Sokrates’in ahlak anlayışı anlatılıyor.

BUDİZM, ilk evrensel inanış sistemidir. 2500 yıl önce Hindistan’da doğdu. Buda’nın ahlak kanunlarında on esas vardır. Bunların ilk beşi Budistler için çok önemlidir. Bunlar:

  1. Öldürmemek,
  2. Çalmamak,
  3. Fuhuş Yapmamak
  4. Yalan söylememek
  5. İçkilerden kaçınmak.

KONFUÇYÜS de 2500 yıl önce Çin’de yaşadı. Bir ahlak öğretmeni olarak bir insanda hayırseverliği ve adaleti öne çıkartıyor. “Sana yapılmasını istemediğin şeyi sen de başkasına yapma,” diyor.

“Hükümdar, hükümdar; bakan, bakan; baba, baba; oğul, oğul olmalıdır,” diyor. Ve ekliyor: “bir kimse kendini yetiştiremezse, ailesini ıslah edemez.”

“İnsanın hayatı namuslu yollardan geçmeli. Eğri yollardan giderse felakete uğrar. Namuslu kimse, ne kendisini, ne de başkasını aldatır.”

SOKRATES de günümüzdün 25 asır önce Yunanistan’da yaşamış bir ahlak eğitimcisiydi. Ona göre “Ahlak, herkes için uyulması gereken zorunlu genel kurallardır.” Ve “Ahlak dışındaki felsefeyi reddediyor.” İnsan her şeyi bilemez ama önce kendini bilmesi gerektiğini de belirtiyor.(Yunus Emre’nin, ‘Sen Seni Bil, Sen Seni’ sözü gibi)

Sokrates’in hayatında ahlak, doğruluk, fazilet, adalet ve devlet çok önemli yer tutuyordu. Onun için etrafındakileri iyi vatandaş, iyi insan yapmaya çabalıyordu. O, her zaman vicdanının sesini dinlerdi.

Ama Atina Mahkemesi, Sokrates’in kanunlara uymadığı ve gençlere ahlaki değerleri paralı öğrettiği için idamına karar verir. Oysa Sokrates, bedava eğitim veren, herkese beğenmeseniz de devletin kanunlarına uyulmasını söylerdi. Sokrates’in Savunması, çok önemli tarihi bir belgedir.

Bu demek ki doğruluğu, dürüstlüğü, adaleti, güzel ahlakı savunmanın ve yaşatmanın her dönemde bir bedeli olmuştur. Olacaktır da.

SON SÖZ: ’’BÜTÜN CİHANI ARAŞTIRDIM,GÜZEL AHLAKTAN DAHA ÜSTÜN BİR LİYAKAT BULAMADIM.’’ <Hz.Mevlana>

**Hasan Ali Yücel’in ‘İYİ VATANDAŞ İYİ İNSAN’ kitabı. Türkiye İş Bankası, Kültür Yayınları, 2011. <Birinci baskı: 1956>