İspanyol Gribi Sonrası Hayat Nasıl Normale Dönmüştü?-1

06/12/2021 17:41 196

Kimi bilim insanı Covid-19’la mücadelede ‘tünelin sonunda ışığın göründüğünü’, kimi ise ‘Covid ile yaşamaya alışacağız’ diye açıklamalar yapıyor. Hangisine inanacağımızı, hangisinin tavsiyelerine uyacağımızı, kimi dikkate alacağımızı şaşırmış durumdayız. İnanın, insanların kafası karma karışık. Ben yine iyi düşüneyim, iyi olsun; umarım Covid ile ilgili iyimser bakan uzmanların öngörüleri gibi olur da, bir an önce Covid belasından kurtuluruz.

Daha önce sizlere ‘Kara Veba’dan bahsetmiş, o dönemde bu salgınla mücadele eden insanların neler yaşadıklarını paylaşmıştım.

Tarihte insanoğlunun büyük kayıplar verdiği ve uzun süre üstesinden gelemediği bir başka salgın daha vardı. O salgının adı; ‘İspanyol Gribi.’

Şimdi de gelin İspanyol Gribi’ne yakından bakalım...

***

1918-1920 yılları arasında yaşanan bu salgın, iki yıl içinde o sırada 2 milyardan az olan dünya nüfusunun üçte birini hasta etmiş ve tahminen 20 ila 50 milyon kişinin ölümüne yol açmıştı.

En düşük tahminler bile doğru olsa, İspanyol gribi aynı dönemde devam eden Birinci Dünya Savaşı’ndan daha çok can almış oldu.

Peki; İspanyol gribi ilk nasıl ve nerede ortaya çıktı? İşte merak edilenler…

Bir küçük kuşum vardı. Adı Enza.. Aldım onu içeriye. Evimize girdi “İnfluenza...(Grip)” Bir kelime oyunu ile birlikte çocukların oyun şarkılarına sirayet etmiş bir dram… 1918 H1N1 grip salgını, bilinen adı ile ‘İspanyol Gribi.’ Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından patlak veren ve tüm dünyada kimi tahminlere göre 20, kimi tahminlere göre ise 100 milyon kişinin ölümüne neden olmuş bir salgın. Öncesinde yaşanan Dünya Savaşı’nda ölen insan sayısından çok daha fazla ölüme neden olmuş ve iki yıl içinde ise ortadan kaybolan, etkisini yitiren bir salgın. Fakat gerçekten ortadan kayboldu mu? Nasıl oldu da hayat bu kadar büyük çaplı bir salgından sonra normale dönebildi?

Bugün benzeri bir pandeminin ortasında bulunan insanlık, bu hikâyeden neler öğrenebilir bir bakalım…

İspanyol gribi XIV. yüzyılda, tahminlere göre 200 milyon kişinin ölümüne neden olan Kara Ölüm olarak bilinen ‘yermistia pestis’ isimli bir bakterinin neden olduğu söyleniyor. Bu veba tarihteki en ölümcül salgınlardan biriydi ve sadece 100 yıl önce, 1918 yılının bahar aylarında başlamıştı. İspanyol gribi olarak bilinmesine rağmen, aslında nerden çıktığı tam olarak bilinmemektedir. O dönemde savaşın nispeten dışında olan İspanya, bu hastalığı ilk duyuran ve kısmen de olsa şeffaf bir şekilde dünyaya duyuran ülke olduğu için dünyada bu isimle anılsa da kökeninin Fransa, Çin, İngiltere veya Amerika olabileceği de düşünülüyor. Hatta İspanya’da, Fransa gribi adı verilmiştir bu salgına. Grip olarak bildiğimiz İnfluenza, solunum yollarına saldıran, çok kolay yayılabilen bir virüstür. Her yıl Sonbahar’dan İlkbahar’a kadar dünya çapında mevsimsel grip olarak bildiğimiz bir dönemin yaşanması artık hayatımızın gerçeklerinden biri olmuştur.

***

O kadar hızlı yayılıyor ve o kadar ölümcüldü ki…

İspanyol gribi de 1918’in bahar aylarında, ilk dalgasında aslında çokta farklı seyretmemiştir. Titreme, ateş ve yorgunluk gibi belirtiler yaşayan insanlar genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden iyileşiyordu ve ölüm sayıları da çok yüksek değildi. Fakat 1918’in sonbaharında, salgının ikinci dalgası çok farklı olacaktı. Virüse yakalananlar birkaç gün, hatta birkaç saat içinde belirtileri göstermeye başlıyor. Ciltleri morarıyor, akciğerleri sıvıyla doluyor ve boğularak hayatlarını kaybediyorlardı. O kadar hızlı yayılıyor ve o kadar ölümcüldü ki, 1918’de sadece Amerika’da ortalama yaşam süresi 10 yıldan fazla kısalmıştı. Asıl sorun da şuydu; Normal mevsimsel grip genellikle yaşlıları ve bağışıklığı zayıf olan insanları etkilerken, bu virüse yakalananların nerdeyse yarısı 20’li-30’lu yaşlarındaki gençlerdi. En büyük sıkıntıda gerçekten daha önce görülmemiş Noldot, yani Yeni adı verilen bir virüs olmasıydı. O nedenle dünyada her hangi bir aşı veya buna yönelik herhangi bir ilaç yoktu. Kaldı ki bir noktada durum o kadar içinden çıkılmaz bir hal almıştı ki, hastalananlara yetecek doktor, hastane, ilaç veya her hangi bir imkân kalmamıştı. Toplu cenazeler, toplu şekilde kazılan mezarlar artık normal hale gelmişti. Önlem olarak ise tanıdık olduğumuz önlemler uygulanmaya çalışılıyordu. Okullar-tiyatrolar-kütüphaneler kapatılıyor, maske takılması zorunlu hale getiriliyordu. Yerlere tükürme yasakları yürürlüğe giriyordu. Çünkü yine bu virüs de öksürme, hapşırma ve hatta konuşma nedeniyle ağızdan çıkan damlacıkların solunması yolu ile ve yine virüslü birinin dokunduğu yere dokunan kişinin elini ağzına veya burnuna sürmesi nedeniyle de bulaşabiliyordu. (Devam Edecek…)

KAYNAK: https://popsci.com.tr/