İslam Dünyasında Felsefe ve Filibeli Ahmet Hilmi

16/03/2020 03:33 532

Felsefe ve filozof denildiğinde, nedense aklımıza, hep batı dünyasındakiler gelir. Papalığın, Katolik kiliselerinin devlet yönetimine-sanata-inanç dahi her şeye karıştığı o karanlık orta çağda İslam dünyası, bilim-sanat-felsefe yönünden üst düzeydeydi.

Harezmi ( 9. yy ), Razi ( 9. yy), Buruni-İbni Sina ( 11,yy) gibi ünlü bilginler, filozoflar, eski Yunan Kültürünü de özümsemişlerdi.

 Ayrıca, Farabi “ 870-950‘, İbni Sina “ 11. yy “, İbni Rüşt “ 1126-1198 “, Muhittin Arabi “ 1150-1240 “, İbni Haldun “ 1332-1406 “ gibi ünlü bilgin ve filozoflarda vardı.

Abdulaziz döneminde bir süre darülfununda ders veren Şeyh Cemaleddin Afgani’ye göre “ Dinde yeri olmayan, batıl inançların dinsel gibi gösterilmesi olan hurafeler, İslam dinini yıpratmıştır. İslam alemi de bu haliyle çöküntü içindedir.

İkinci meşrudiyet döneminin önemli isimlerinden biri de, bir fikir adamı, düşünür olan Filibeli Ahmet Hilmi’dir. Ama, kendisinin pek tanındığını sanmıyorum.

Bulgaristan’ın Filibe ( Plovdiv ) şehrinde doğmuş olan Ahmet Hilmi’nin babası, Şehbender Süleyman Beydir. İstanbul’a geldikten sonra Ahmet Hilmi, Galatasaray Lisesi’ni bitiriyor ve bazı resmi dairelerde çalışıyor. Sonra onu, Beyrut’a gönderiyorlar. Oradaki Jön Türk’lerle temas kuruyor ve de Mısır’a kaçıyor.

Mısır’da Çaylak adlı bir dergi çıkarıyor, İstanbul’a döndüğünde de, tutuklanıp 1901’de Fizan’a sürülüyor. Sürgündeyken tasavvufla ilgileniyor ve bir tarikata giriyor.

1908’de ikinci Meşrudiyet ilan edilince, İstanbul’a dönüyor. Siyasi bir gazete çıkarıyor ve üniversitede felsefe hocalığı yapıyor. Bir matbaa kuruyor, çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı yazılardan ötürü takma ad kullanmak zorunda kalıyor.

Önce, İttiat ve Teraki Partisi’ni tutuyor. Bu partinin hatalarını görünce de, karşı çıkıyor. Muhalefet partisi de beğenmiyor. Bu yüzden matbaası sık sık kapatılıyor ama mücadeleden vazgeçmiyor. Bu arada Kastamonu’ya ve Bursa’ya da sürgün ediliyor.

30 Ekim 1914’de aniden ölüyor. Zehirlendi diyenler de var, komploya kurban gitti diyenler de.

Şiir, roman ve tiyatro eserleri de yazmış.

 

Alem bir deniz

Sen bir gemi

Aklın yelkeni

Fikrin dümeni

Kurtar kendini

Ha göreyim seni.

 

Şiirlerinden bir örnek.

Batı taklitçiliğine karşı çıkmış, modernleşmenin geleneksel Osmanlı-İslam kültürüyle-kurumlarıyla nasıl uyuşacağı üzerinde çok durmuştur.

Maddeciliği ret etmiş, İslam Felsefesiyle, batı Felsefesinin nasıl uzlaşacağı yollarını aramıştır.

Batı kültürü ve medeniyetinin olduğu gibi alınmasını da doğru bulmamıştır. Toplumun gelenek ve değerlerine ters düşmeyen, bir modernleşmeden yanadır.

Körü körüne batıyı taklit etmenin, başarısız olacağına inanmıştır. Kültürel kimliği kaybedersek, dinimizden de uzaklaşırız demiştir. Ama, batıdan gelen her şeye de hayır demekte doğru değildir görüşünü savunmuştur.

Bugün batı toplumu makineleşmiştir ama, başka toplumları da sömürmektedir.

Bilimsel gerçekler, bilimsel hipotezler kalıcı olamaz. Bir yenisi çıkana kadar, bunlar doğru sayılır.

Saltanata ve istibdata hep karşı çıkmış ve meşrudiyeti savunmuştur. Aslında, bir fikir adamı olarak, tarihte yerini almıştır ama, maalesef tanıyanı pek yok.

Bu değerli kişiyi, biraz tanıtabildimse ne mutlu bana.