İSLAM DÜNYASI BİLİME KARŞI MI? 5

19/10/2021 22:28 176

Sonuç ortadadır:
İşte İbn-i Rüşd, o uzun Ortaçağ'ını yaşayan Doğu'da, 21. Yüz yılda bile Taliban, İhvan ve Suudi rejimlerini yaratan İslam dünyasında sadece bir yerde, Türkiye'de kazanıyor. Bu topraklarda gerçekleşen, 1908 Jön Türk ve 1923 Cumhuriyet devrimlerinin tarihsel ve felsefi anlamı budur. İmam Gazali'nin izleyicileri, yaklaşık yüzyıldır, son çözümlemede birer burjuva aydınlanma hamlesi olan ve insanlık tarihinin ilerici kazanımları hanesine yazılan devrimleri, boğmaya çalışıyor. Bugünkü siyasal kavgaların temelinde bu bin yıllık kavga yatıyor.
Yürüyen ve hâlâ bizi teslim alan kavga, bu topraklarda tam bin yıldır devam eden insan soyunun ve aklının özgürleşmesi mücadelesidir. AKP gericiliği, İslam'ın süren Ortaçağı içinde sadece bir sonuçtur. Elbette tarihin akışına, insan doğasına, akla ve bilime karşı savaşanların uzun vadede kazanması imkânsızdır. Ancak bilinmelidir ki, gericilik geçici de olsa, (kısa vadede) amaçlarına ulaşabilir. İhvan<İhvan-ı Müslimin> Ya da Türkçe de bilindiği şekliyle ; ‘Müslüman Kardeşler’.. örneğinde(Mısır-Tunus- Fas gibi)Toplumu bir önceki çağın değerlerine yeniden iade edebilir. Pakistan, Mısır Tunus ve Fas’ın, acıklı serüvenleri bu olasılığı, bütün boyutlarıyla gözler önüne seriyor.

İslam dünyasına yön veren, Müslümanları bu kadar derinden etkileyen İmam Gazali Kimdir?

GAZALİ KİMDİR?

Genel olarak El Gazali ve İmam Gazali isimleriyle tanınmıştır. Gazali, 1058 yılında Horasan’ın Tus şehrinde doğmuştur. İlköğrenimini Tus şehrinde, Ahmed b. Muhammed er-Razikani’den, daha sonra Cürcan şehrine giderek, Ebu Nasr el-İsmaili’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar, Nişabur Nizamiye Medresesi’nde ilim öğrenimi görmüş, itikadi düşünce olarak Ebu Hasan Eş’ari’den ve ameli görüş olarak ise, Şafii ‘denetkilenmiştir. Hocası İmam-i Harameyn Abdülmelik el-Cüveyni 1085 yılında ölünce,  Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamimülmülk’ün yanına gider. Nizamimülmülk’ün huzurunda olan bir toplantıda, verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayınca, 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi’nin baş müderrisliğine tayin edilir. Burada geniş bilgisi ve yetiştirdiği kalabalık öğrenci topluluğuyla, kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. Bir zaman, ders veremeyecek ölçüde ruhsal bunalıma düştü. Bu bunalım Gazali’nin Sufizm’e yönelmesinde etkili oldu.

Tasavvuf alanındaki hocası olan Ebu Ali Farmedi’nin etkisiyle bu alana daha çok önem verdi. Tasavvufa olan ilgisinden ve hacca gitmek istemesinden dolayı medresedeki görevini bırakarak, 1095 yılında Bağdat’tan ayrılarak Şam’a gitti. Şam’da iki yıl kaldıktan sonra, 1097 yılında hacca gitti. Bu davranışını dinsel gerekleri tam olarak yerine getirememesine bağlayanlar olduğu gibi, Nizamimülmülk’ün öldürülmesine duyduğu üzüntünün neden olduğunu öne sürenler de vardır. Hac görevi sonrasında Şam’a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus’a geçti. Şam ve Tus’ta bulunduğu sürede tefekkür ve uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında oldukça ileri bir aşamaya geldi. Bağdat’tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk’ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesi’nde tekrar eğitim vermeye başladı. Burada kısa süre sonra Tus’a dönerek yaptırdığı Tekke’de müritleriyle birlikte Sufi yaşamı sürdü. Gazali 1111 yılında doğum yeri olan Tus şehrinde vefat etti.

Gazali ilimleri ikiye ayırır.

1- Şeri ilimler: Bunlar da tevhit ilmi ve ameli ilimler diye ikiye ayrılır. Bu ikinciler de fıkıh ve ahlak diye ikiye ayrılır.

2- Akli ilimler: Matematik ve mantıki ilimler, tabii ilimler ve metafizik diye 3 kısımdır.

Kelam İlmi

Kelamda genel olarak Eşari’yi takip etmiş olan Gazali’ye göre kelam ilminin yetersizliğinin sebepleri üç noktada toplanabilir:

Kelamcılar, İslam’ın akide esaslarını bidat ehline karşı savunurken, bazen hasımlarının ve felsefecilerin dayandığı mukaddimeleri delil olarak kullanmışlar ve sonunda bunları kendileri de kabul etmek durumunda kalmışlardır.

Kelamcılar, hasımlarının düştüğü çelişkileri ortaya koyarken, onların dayandığı fikirlerin yanlışlığıyla uğraşmışlardır.
Diğer taraftan kelamcılar bu ilmin maksadı dışına çıkmışlardır.