İSLAM DÜNYASI BİLİME KARŞI MI?

13/10/2021 03:57 194


İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in ölümünden sonra, İslam dünyası sürekli çatışmalara sahne olmuş, bunun ilk örneği, Halife seçiminde yaşanmıştır.632-634 yılları arasında hüküm süren, Ebubekir, hem Müslümanları yönetmede başarılı olmuş hem de  kutsal kitabımız Kur’anı Kerim’i,mushafhaline getirme çalışmaları  başlatmıştır. Yakalandığı hastalıktan  kurtulamayan Hz. Ebubekir, 634 yılında vefat etmiş ve yerine vasiyeti üzerine, Hz. Ömer b. Hattab  Halifelik görevine getirilmiştir. 10 yıl bu görevde kalan Hz. Ömer, yeni fütuhatlarda bulunarak, İslam İmparatorluğunun sınırlarını  genişletmiş ve adalete verdiği önemle ün salmıştır. Bir saldırı sonucu hayatını kaybedince, Hz. Osman Halifelik makamına getirilmiştir. Hz. Osman dönemi bir hayli sıkıntılara sahne olan bir dönemdir. Bilhassa Nepotizm anlamında epey sıkıntı yaşanmıştır. Bu dönemde, ciddi bir krılma yaşanmış, bu tarihten sonra iç karışıklıklar ve fitneler birbirini takip etmiştir. Hz. Osman, 12 yıl hüküm sürmüştür. Hz. Osman dönemiKur’anı Kerim toplanmış olduğu ve Müslümanların Akdeniz’de bayrak açtığı, Kıbrıs ve İskenderiye’yi aldıkları bir dönemdir. Ne yazık ki, Hz. Osman’da bir saldırı sonucu öldürülmüştür.

M.S. 656-661 döneminde de Hz.Ali b. Ebu Talip Halife oldu, ancak 4 yıl Halifelik yapabildi. 63 yaşında iken, namaz esnasında zehirli hançer darbesi sonucu, dar-ı bekaya intikal etti.

Hz.Ali’nin Halifeliği döneminde de, iç çatışmalar ve kargaşa vuku bulmuştur.

Tarihe ‘CEMEL VAKASI’ diye geçen bu savaş, Basra Savaşı ya da Deve Olayı diye bilinir. Müslümanlar arasında geçen ( 7 Kasım 656) ilk iç savaştır. Ali’nin zaferi ile sonuçlanmıştır.

SIFFÎN SAVAŞI

Hz. Ali’nin Suriye valiliğine tayin ettiği Sehl b. Huneyf’in Suriye’ye girişini engelleyen eski vali Muâviye b. EbûSüfyân, Hz. Osman’ın Dımaşk’a gönderilen kanlı gömleğini caminin minberine astırıp, halktan onun kanını dava etmek için biat aldı. Hz. Ali’nin kendisini itaate davet etmek için gönderdiği elçiyi, cevapsız geri döndürdü ve Hz. Osman’ın katillerinin öldürülmesi dışında, hiçbir teklifi kabul etmeyeceğini bildirdi. Muâviye’nin isyan etmek konusunda ısrarlı olduğunu gören Hz. Ali, onunla mücadele hazırlıklarına başladı. Ancak bu sırada Osman’ın katillerini cezalandırmak isteyen Hz. Âişe, Zübeyr b. Avvâm ve Talha b. Ubeydullah’ın öncülük ettiği grup, ortaya çıkınca, önce onlarla uğraşmak zorunda kaldı (CEMEL VAK‘ASI).

CemelVak‘ası’ndan sonra Kûfe’ye dönen Hz. Ali, Cerîr b. Abdullah el-Becelî’yi kendisine biata davet etmek üzere,Muâviye’ye gönderdi (Receb 36 / Ocak 657). Muâviye elçiyi üç dört ay oyaladıktan sonra, yine red cevabı verdi. Ayrıca,  Hz. Ali’yi isyancıların suç ortağı olmakla itham edip Osman’ın kanını dava edeceğini tekrarladı. Kûfe’ye dönen Cerîr b. Abdullah, Hz. Ali’ye Suriye halkının Muâviye ile birlikte savaşa hazır olduğunu anlattı. Muâviye bir süre sonra Hz. Ali’ye bir mektup göndererek, Osman’ın katilleri kendisine teslim edilirse biat edeceğini, aksi takdirde savaşacağını bildirdi. Mektupta yazılanların duyulması üzerine, Medine’de Mescid-i Nebevî’yi dolduranların hep birden, “Osman’ın katilleri biziz!” diye bağırdıkları zikredilmektedir (Nasr b. Müzâhim, s. 86). Savaşın kaçınılmaz hale geldiğini gören Hz. Ali Mısır, Kûfe ve Basra valilerine haber gönderip, hazırlanmalarını emretti. Muâviye, Hz. Ali’nin yola çıktığını öğrenince, 36 yılı sonlarında (Mayıs-Haziran 657) ordusuyla birlikte Irak istikametinde yürüdü. Rakkalılar’a kurdurduğu köprü vasıtasıyla, Fırat nehrini geçen Hz. Ali, iki tarafın öncü birliklerinin karşı karşıya geldiğini öğrenince,Eşter’i yardıma gönderdi. Öncü birliklerine ulaştığında, kumandayı üstlenmesini, çatışmayı çıkaran taraf olmamasını, ancak düşmanı yakından takip etmesini emretti.

İki tarafın orduları, 36 yılı Zilhicce ayının ilk günlerinde (Mayıs 657 sonları) savaşın yapıldığı bölgeye ulaştı. Daha önce gelen Muâviye kuvvetleri, ordugâh olarak Roma devrinden kalan tarihî şehrin, harabeleri civarında geniş bir düzlüğü seçip, Fırat’a ulaşan tek yolu tutmuştu.

Yarın devam edeceğiz…