İNSANLARIN DOLANDIRILMASI 2

11/05/2021 22:08 218

 

Ülkemizde kripto para yatırımı konusunda en son yaşanan Forex, Thodex ve Vebitcoin adlı şirketlerin dolandırıcılık olayının ardından insanların bu ve benzeri araçlara bu kadar rağbet etmelerinin sebebi ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir husus oldu artık. Mağdurların yatırdıkları paraları geri alıp alamayacağı hala belirsizliğini sürdürürken, yerli para piyasalarına olan güven de sarsılıyor. Kitlelerin dolandırılmasının ardındaki psikolojik ve sosyolojik nedenlerini, konunun uzmanı, para koçu Pelin Narin Tekinsoy’un yorumlarına bırakalım.
Reel para birimleri veya kripto paranın alış ve satış işlemlerinin yapılmasıyla birer değişim sitesi şeklinde çalışan bu platformlardan,Thodex ve Vebitcoin’in binlerce kişiyi mağdur etmesinin ardından kripto paralar yeniden sorgulanmaya başladı. En önemli soru ise insanlar bu araçlara neden bu kadar yöneliyor ve ne şekilde dolandırılıyorlar?
Güven sorunu : Bir seneden fazla koronavirüs ile mücadelede kısıtlı ve sınırlı olarak, sabit bir yaşamda duruyoruz. Sürecin ne zaman biteceğinin belirsizliği, güvensizliği de tetikliyor. Güvenli olma ihtiyacımız, tüm tutumlarımızı etkileyerek bu dönemde nasıl davranacağımızın belirsizliğiyle, hem çevrimize hem de kendimize olan güven sorununu ortaya çıkarıyor. Yarının ne olacağının bilinmezliği algısı, tutarsız şekilde davranışlar sergilemeye sebep olurken, başkalarının sözünde durmaması da dışarıya olan güven duygumuzu zedeliyor.

Bu da sanki küçük bir çocuk misali düşünmeden davranırken, geçmişe bir an geri gidip saniyeler içerisinde geri dönmemize sebep olan bir ses ya da bir cümleyle, bizi aldanmaya daha açık hale getiriyor.
Hayatta kalma ihtiyacı sonucu yatırım yapma isteği, bu dönemde daha baskın…
Şu anda insanların hayatta kalma korkularıyla beraber, maddi olarak da güçlü olma isteği ve beraberinde parasal ihtiyaçları da ortaya çıktı. Ticari giderler, evdeki ihtiyaçların karşılanması, vergi ödemeleri gibi sebeplerle, sürekli eriyen paranın değer kaybetmesi ve döviz kurlarının yükselmesi, insanları daha fazla para kazanma isteğine itti. Çaresizlik hissi,bir çok kişiyi alternatif arayışlara ve hata yapmaya yöneltti. İnsanların hep daha fazlasını istemeleri ve bunu kolay yoldan, kısa sürede nasıl para kazanırım sorusunun peşine düşerek yapmaları, dolandırıcılar için zemini hazırladı. Bu kandırmacada, kandırılmayı bile sorgulamadan, güvenilir olan başkalarını kopyalayarak güven arayışımızı kopyala yapıştır şekliyle yaratma içindeyiz. Aynı küçük bir çocuğun ebeveynlerini gözlemlemesi ve onlardan sıkıntılı anında kendisini hemen refaha kavuşturmalarını istemesi örneğinde olduğu gibi. Süreç bir bebeğin temel ihtiyaçlarının giderilmesi için bakım verenlerinden beklediği şekilde primitif bir algıyla işliyor olabilir.
Risk algısı erken çocukluk döneminde aileyle gelişir.
Aile içinde erken çocukluk döneminde başlayan güven kodlaması, kişinin yaşamında ilerleyen süreçte iş ilişkileri, sosyal çevre dinamikleri ve beraberinde pek çok davranışını etkiler. Doğru konumlandırılamayan güven, erken çocukluk dönemindeki çocuğa bakım vereni tarafından doğru bir şekilde aktarılamaz. Aşırı korumacı ve çocuğun başarmasına destek olmak yerine onun yerine yapmak maalesef güven oluşturmaz. Sınır problemleri çocuğun duygusal ve fiziksel olarak nerede duracağını bilemediği durumlar ortaya çıkarır. Genellikle dünün çocukları, bugünün yetişkinleri olarak çoğunlukla susan, görse de karışmayan, görmezden gelen tutumlar içinde davranış geliştirebilir. Çocuk daha erken dönemde tanımlayamadığı konularla ilgili daha fazla risk alabilir çünkü datasında riske dair bir tanım henüz yoktur. Dünün çocukları bugünün yetişkinleri, bu sınırı mantıklı hareket diye tanımlayıp, can yanmasındaki son noktayı riskin tanımı olarak kendilerince ifade edip günü zorladılar. Özetle, çocukta bu “daha fazla risk” tanımı canının dayanamayarak yandığı ilk ana denk gelebilir.

Yarın devam edeceğiz…