İNSAN VİCDANINI ÖLDÜRMEK…

28/02/2020 19:47 660

 

İnsanlar, ergenlik çağına ermeden önce, okul öncesi eğitim alırlar. Okul öncesi dediğimiz,

0-06 yaş dönemidir. Yani, çocuk ilk eğitimini aileden alır. Aileden aldığı eğitimle, ailesini, akrabalarını, komşularını, hayatı, insanları ve iletişimi öğrenir. Kendini ifade etmeyi, iyiliği, kötülüğü, yardım etmeyi, vicdanlı davranmayı öğrenir. Merak eder, sorar, Ne?, Niçin?, Neden? gibi sorular, kafasında oluşur. İlk öğrenimleri, ilk kazanımları aileden elde eder. Sonrası malum; okul hayatı, sosyalleşme dönemi, içinde bulunduğu toplumu tanıma ve arkadaşlık ilişkileri ile devam eder gider…0-06 yaş grubu bunların yanı sıra, vicdanı da öğrenir.

Daha sonraki ergenlik çağı, gençlik çağı, olgunluk  çağı ve yaşlılık çağında da, Vicdanı çok sık kullanır.

Vicdan kavramı, insanı insan yapan en temel değerlerden biridir.

VİCDAN NEDİR:

Kişiyi, kendi davranışlarıyla ilgili olarak, bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız, ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel güç.

Günden güne, unutulmaya yüz tutmuş olan vicdan;

*Kendimize öz saygımızın test edildiği bir merkezdir.

*Yaşantımızda iyi veya kötü, yaptıklarımızın muhasebe yeridir.

*Kendi kendimizi yargılayıp, gerektiğinde ceza veren, bir hüküm merkezidir.

*Aynı zamanda, güzelin, çirkinin, faydalı, faydasızın ayıklandığı, bir arıtma merkezidir.

*İnsanın bozulmamış fıtratını/ yaratılışını ifade eder.

Ancak, hassas bir terazi, nasıl ki zamanla bozulabilir ve ayar ister, vicdan da hassasiyetini zamanla kaybedebilir. Söz gelimi, günahlar vicdan terazisinin dengesini altüst yapabilir.

Bir insanda vicdan devre dışı kalmışsa, böyle birinin sağlıklı ölçüp biçmesi, sağlıklı değer hükümleri ifade etmesi, sağlıklı değerlendirmeler yapması beklenemez…!!!

Söz gelimi bir insan, devamlı doğru konuşsa vicdanı rahattır. Fakat yalan söylediğinde vicdan tepki verir, hoşnut olmaz. İlk defa yalan söyleyen biri, vicdanen rahatsız olur, yüzü kızarır, kan basıncı artar. Fakat bunu alışkanlık haline getirirse, artık vicdan tepki vermez hale gelir.

Vicdanını kaybeden insan; ahlakını da kaybetmiştir. Doğru ve dürüst olmayı kaybetmiştir.

Adaletli ve hakkaniyetli olmayı kaybetmiştir. Hoşgörülü olmayı kaybetmiştir. Yardım etme ve yardımlaşma duygusunu kaybetmiştir. Güvenirliliğini kaybetmiştir.

Kısacası, vicdanı olmayanın, insani değerleri de olmaz…

Onun için herhangi bir tavır, davranış, eylem ortaya koyacak kişi, bu durumu önce vicdanına danışmalıdır. Bazı durumlara kötü örnek olmamalı, kötüye sebebiyet vermemeliyiz.

İşte buna güzel bir örnek:

*Bir gün, bir genç, yolda atının üzerinde ilerlerken, yaşlı bir adam yanına gelir ve “Oğlum ben yaşlıyım bineğim de yok, izin ver de atına ben bineyim sen yaya yürü der”...
Genç: “Tamam amca gel bin” diyerek, attan iner ve yaşlı adam ata biner.
Genç adam, amcanın yüzüne tebessüm ederek yanında yürür…
Yaşlı adam bir iki adımdan sonra, atı hızlandırır ve kaçmaya başlar.
Maksadı, atı çalmaktır.
Atının çalındığını gören genç adam ise, arkasından şöyle seslenir:
“Amca, sen benim atımı değil huyumu çaldın.
Benim evde bir tane daha atım var, ben ona da binerim.
Ama bundan sonra her kim benden atımı isterse asla vermem.” der.
Bir insanın vicdanını öldürmek, hukuken cinayet sayılmaz, ama ahlaken büyük bir cinayettir…

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yermiş.!

Şimdi amca bur da ne yaptı?  Kendi menfaati için, başka insanlara yapılabilecek yardım duygusunu, vicdanı öldürdü…

SON SÖZ: ‘’ SANA YAPILMASINI İSTEMEDİĞİN ŞEYLERİ, SEN BAŞKASINA YAPMA…’’