İlk Tıp Fakültesi, Çapa Batıyor (1)

21/10/2019 21:03 1272

 

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Erbuğ Keskin “Çapa Batıyor” diye feryad ediyor.

Değerli hocam, yeni bir tweet atmış bana.

Mutlaka okumalısınız:

***

Yine her sabah olduğu gibi umutla başladık güne.. aynı gönül ferahlığıyla..
Uzunca bir süredir böyle oluyor. Bir şeyler düzelecekmiş... öğrencilerimle, asistanlarımla, hemşirelerimle bir şeyleri değiştirebilecekmişiz hissiyle geliyorum her sabah okula..
Ama her gün beklenmedik bir zorluk, baş edilemeyecekmiş gibi görünen sorunlarla ayrılıyorum... Ertesi sabah yine umutla gelmeyi umarak..

Çapa’da Güneş batıyor bir akşam daha…

Hüzünlüdür akşamları hastanelerin.

Hekim olmaya ilk adım attığım yuvam burası benim.

İlk hastam…İlk sondam…İlk dikişim…

190 yıl önce kurulan ilk Tıp Fakültesi.

Babamın okulu…

Hocalarımızın hocalarını yetiştiren akademi.

Her nesille giderek gelişen, modernleşen, ülkemizin ışıldayan bilim ocağı.

Yurdun her köşesinde, komşu ülkelerde, derdine çare bulamayan insanların şifa kapısı.

Burası Çapa…

Bugünlere gelmesinde o kadar çok kişinin emeği var ki…

Ama son yıllarda bu yuva gözlerimizin önünde eriyor.

Avuçlarımızın arasından kayıp gidiyor sanki.

Çapa zor durumda.

Çapa çok zor durumda.

Borç batağında.

Borçlarını 36 ay geriden zar zor ödeyebiliyor.

İşin en acısı da ne, biliyor musunuz?

Çalışmadığımız için değil.

Çalıştığımız için batıyoruz.

Bir safra kesesi ameliyatı yaptığımızda, devletin hastaneye ödediği para 1.100.00 Tl.

Ama o ameliyat bize en iyimse şartlarda 1.800.00Tl’ye mal oluyor.

Yani derdinden kurtardığımız her hastada  700.00 Tl. zarar ediyoruz.

Devletin her hizmet için hastaneye ödediği bir fiyat var.

 Ve bu fiyatlar yıllardır değişmedi.

Oysa kullandığımız malzemelerin fiyatı  defalarca katladı.

Yani devlet bize diyor ki;

“Pahalı tedavileri sakın uygulama”

“Sakın ameliyat yapma. Yapmak zorunda kalırsan, ilçe devlet hastanelerinde bile yapılabilen basit ameliyatları kabul et”

“Sadece muayene yap, hızlı hızlı…Fazla tetkik isteme”

Fakültenin ayakta kalabilmesinin tek yolu, muayene yapmak.

Hastaya bir faydası yok ama, zarar ettirmiyor.

“Ne kadar çok muayene yaparsan, ne kadar az tetkik istersen, o kadar kazanırsın” diyor devlet.

Ama burası Çapa; biz her türlü baskıya rağmen, halkımızın her türlü modern tedavi yöntemlerinden faydalanmaya devam etmesi için elimizden geleni yapıyoruz.

Bu nedenle her yıl giderek daha zor duruma düşüyoruz.

Sonunda şelale olan bir ırmakta sürüklenen bir sandalda gidiyor gibiyiz.

Hepimizin kaçınılmaz sonunu görüyoruz.

Bakın şimdiye kadar hep eleştire geldiğimiz; çatısı akan servislerden, su basan ameliyathanelerden, çökmek üzere olduğu için, son anda terk ettiğimiz binalardan, sırf kamuoyu mutlu olsun diye kapasitesinin 4-5 katına çıkarılan öğrenci sayısından filan söz etmiyorum.

Türk ve Dünya tıbbına sayısız katkıları olmuş; kaç nesil hocalarımızın emeği ile bu günlere gelmiş bir mabedin çöküşünden söz ediyorum.

(Devam edecek)