İKTİDARLARIN MANİFESTOSU 2

15/09/2021 01:48 160

 

T.C Anayasasının 2. Maddesine bakalım ne diyor;

*Anayasanın 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, ‘’ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE BAĞLI, BAŞLANGIÇTA BELİRTİLEN, TEMEL İLKELERE DAYANAN, DEMOKRATİK, LAİK ve SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİDİR.’’ Hükmü düzenlenmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu madde de nitelikleri belirtilen sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştiren ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Belirtilen hukuk devleti ilkesiyle, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeninin kurulması amaçlanmaktadır…*

Ancak görüyoruz ki, Atatürk'ü anmayan Diyanet,
protokolde hızla yükseliyor. Cumhurbaşkanlığı sisteminde
Diyanet, 28 sıra yükseldi, Genelkurmay'ın önüne geçti.

Oldukça düşündürücü bir durum…!!!
Bakın Murat Belge t24’de neler yazmış?
*Maç kazanan bir voleybol takımının
zaferini kutlamak için,
“İzmir’in dağlarında” diye
marş söyleyeceği aklınıza gelir miydi?
Ama söylüyorlar.
Haksız da değiller hiç. Çünkü oynadıkları sporda,
varmış oldukları noktanın son analizde, Mustafa Kemal’in bu toplumu
bu yöne yöneltmesinin sonucunda
gerçekleştiğini biliyorlar. Kadınımıza değer veren, onu toplumsal hayatın içinde olmaya sevk eden, her türlü, seçme seçilme ve diğer yasal haklarını veren büyük önder, ATATÜRK.

Yoksa, şort giydi eleştirilen, bu düşüncelerini de bağnaz bir şekilde sosyal medyada paylaşan, Taliban zihniyetli kadın düşmanı anlayışa kalsak, kara çarşaf ya da burka giydirirler, çağdaş ve medeni, uygar kızlarımıza… Oysa biz onları seyrederken, ne şortlarına ne de şortlarının boylarına bakmıyoruz. Biz sadece milli bir heyecan duyarak, kızlarımızın voleybol oynayışını seyrediyoruz. Ülkemize kazandıracakları galibiyetle, milletimize yaşatacakları gururu ve sevinci düşünüyoruz.

Devam ediyor Murat Belge:

Ben “Atatürkçü” değilim- Marksist’im.
Böyle bir kavgada, doğal olarak “Atatürkçü”
dediğimiz kesime daha yakınım.
Çünkü, benim Türkiye’nin “Batılılaşma”
kararıyla bir kavgam yok.
Tayyip Erdoğan ve onun sözcüsü
olduğu kesim Batı’dan nefret ediyor.
Onların Atatürk’le kavgası,
bu kararı vermesi ve toplumu
Batı’ya açmasına dayanıyor.

Evet, Erdoğan Batı'dan nefret ediyor,
nefret ettiği için de Atatürk'ü sevmiyor.
Sevmediği için de 1923'ten intikam
almak istiyor. Bunun için de 2023'e,
"Cumhuriyet'in 100. yılı"na hazırlanıyor,
en büyük benim demek için...

Yarın devam edeceğiz…