İKTİDARLARIN MANİFESTOSU

14/09/2021 23:28 161

 

Etimolojik kökeni Fransızca olan ve oradan dilimize geçmiş olan, manifesto ne demek? Ne anlama geliyor, önce ona bakalım:

Toplumsal bir hareketin duyurulması ve savların belirtilmesi üzerine kurulan, bir akımın, bir hareketin oluşunu bildiren yazılara manifesto ya da bildiri denmektedir.

TDK açıklaması şu şekilde:

*Bildiri.

*Toplumsal bir hareketin, siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi

Manifesto, İtalyanca manifesto, Fransızca ise manifeste “yeminli ifade veya imzalı bildiri sözcüğünden alınmıştır. Latince manifestum “‘el basılmış şey'” sözcüğünden evrilmiştir. Daha çok bildiri anlamında veya Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açıklanmasında kullanılmaktadır.

Turizm ve Otelcilik Terimi Olarak ta kullanılmakta olan Manifesto: Gönderilecek yükleri gösteren belge demektir. Sanatta da kullanılan Manifesto: Toplumsal bir hareketin duyurulması düşüncenin belirtilmesi üzerine kurulan, bir akımın, bir hareketin oluşunu bildiren yazılara manifesto denilmektedir. Bu bildiri şeklinde de ifade edilmektedir.

Seçimleri kazanıp, iş başına gelen iktidar, ‘’Muhafazakâr Demokrat’’ manifestosunu yayımlamış, programını bu manifesto üzerine kurgulamıştı.

Aradan geçen yıllar, bu söylemin çok ötesine taşınmış, sanki Atatürk ve Cumhuriyetle bir sorunu varmış gibi, her fırsatta Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığı yapılmaya başlanmıştı. Bu karşıtlık, son yıllarda bayağı bayağı belirgin bir hal aldı. Adeta rövanş alınır gibi bir hale getirildi. Bunun en son örneği; Atatürk’ün kurduğu ‘DİYENET’ kurumunun başındaki insan olmuştur. Öyle ki, Diyanet İşleri Başkanı, ne Cuma hutbelerinde, ne de Atatürk döneminde kazanılan zaferlerin kutlanmasında, Atatürk’ü hiç anmamakta, onu yok saymaktadır. Milli Bayramlar, kutlamalar buna dahil. Oysa Atatürk, İslâm Dinine verdiği önem nedeniyle, Türk Halkının dinini iyi öğrenmesini arzu etmiş, kutsal kitabımız Kur’a nı kerimi, Elmalılı Hamdi Yazır’a Türkçe tefsir ve meal halinde çevirtmiş, Laiklik nedeni ile de, ‘DİN ve DEVLET’ işlerinin birbirinden ayrılması için de, 3 Mart 1924’de 429 sayılı kanunla, ‘DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINI’ kurdurtmuştu. Gelişmeler gösteriyor ki; iktidarın hedefinde bir hesaplaşma düşüncesi var.

Türk Halkı, Erdoğan'ın 2023'te Atatürk'ten, Cumhuriyet'ten intikam almasına izin verir mi?

Seçimle iş başına gelmek, iktidarı elde etmek başka şey, Türkiye’yi yoktan var eden, kurucu iradeyi ortadan kaldırmaya çalışmak başka şey… Ayasofya’nın açılışında, Erdoğan ve TBMM Başkanının huzurunda, Atatürk’e yapılan hakaretler henüz hafızalarda tazeliğini koruyor. Gerek imam Mehmet Boynu Kalın’ın, gerekse gerekse, D.İ.Başkanı Ali Erbaş’ın bedduaları, unutulacak gibi değil. Her fırsatta Cumhur’un başı olmakla övünen Erdoğan, gözünün önünde cereyan eden bu söylemlere kulaklarını tıkamış, adeta iyi yaptınız der gibi, her iki din adamının konuşmasını onaylamıştır. Bunun dışında, İl ve İlçe teşkilatlarında zaman zaman Atatürk’ karşı yapılan saldırılara, Ak Parti milletvekillerinin( eski şoförü Ahmet Çam başta olmak üzere) söylemlerine ve Atatürk’e hakaretlerine ses çıkarmayarak, adeta bu tip eylemleri, yüreklendirmiş, bu tip insanlara cesaret vermiştir. Hatta öyle ki; bürokratlar ve üniversite rektörleri dahil bir çok kesimde, Ata’ya saygısızlık edene, bir uyarı dahi verilmemiş, Adnan Menderes döneminde çıkartılan( 25 Temmuz 1951 tarih ve 5816 sayılı yasa), Atatürk’ü koruma kanunu bile yok sayılmıştır. Kuşkusuz bunda, iktidar yönetimin İHVANCI(Müslüman Kardeşler Örgütü) olmasının da rolü çok büyüktür.

T24'ün haberini okuyalım:

Adli Yıl açılış töreni. Adli yıl, Diyanet İşleri Başkanı'nın
yaptığı duayla açıldı.
Yargıtay Başkanı da üstünde cübbesiyle duaya katıldı.

Fotoğrafa bakıyorum; Yargıtay Başkanı, Cumhurbaşkanı,
Diyanet İşleri Başkanı yan yana...Diyeceksiniz ki, bunda yadırganacak ne var? Biz DİN devleti değiliz.

Yarın devam edeceğiz..