İKLİM ve ÇEVRESEL  SORUNLAR 2

04/03/2020 17:20 549

 

İnsanlık Kendi Elleri İle Doğayı yaşanılamaz Duruma Getirdi…

Son Dr.Trent, konuşmasında 7.4 milyarın insanın yaşadığı dünyada iklim değişikliği, artan nüfus ve hızlı şehirleşme ile birlikte Su-Enerji-Gıda döngüsünün bozulduğuna ve kaynakların hızla tükendiğine dikkat çekti. 4.5 milyar yıl önce hayatın başladığı gezegenimizde, Homo Sapiens olarak adlandırılan insanoğlu türünün 200.000 bin yıldır var olduğunu anlatan Dr. Trent, insanoğlunun ömrünün 180.000 yıllık kısmında çoğunlukla avcılık ve toplayıcılıkla uğraştığını; insanoğlunun bilgisayar çağına henüz 70-80 yıl önce geçtiğini aktardı. İnsanlığın bilimde sağladığı ileri teknoloji kullanımı ve bunun doğa üzerinden yarattığı çevresel baskı gıdadan sağlığa kadar geniş bir alanda yaşamı sınırlamaktadır.

Dr. Trent, endüstriyel çağa geçişle birlikte iklim değişikliği, nüfus artışı, köylerden şehirlere olan yoğun göçle yaşanan hızlı şehirleşme, yaşam biçimlerimiz gibi faktörlerin su, enerji ve gıda kaynaklarımızı yok etmekte olduğunun altını çizdi ve iklim değişikliğinin özellikle Tibet gibi dünyanın en verimli, sulak, gıda ve enerji açısından en zengin bölgelerini tehdit ettiğine işaret ederek, göstergelere göre yaklaşık 200 sene içinde, Tibet Platosu’nun yok olacağını belirtti.

Kaynakların, Öncelikle Dünyanın Temel Sorunlarına Kullanılması Önemlidir..

Dr. Trent bu arada Dünyanın sorunlarının çözümü için önerilerde bulunmaktadır. Mars yolculuğuna harcanan para ile dünyadaki sorunlara çözüm bulunabilir diyor. Dünyanın bu gidişatla 2060 yılında çok daha kötümser bir tabloyla karşılaşacağımızı belirten Dr. Trent, bu süreçte NASA’nın çalışmaları başta olmak üzere insanoğlunun farklı gezegenlerde yeni bir hayat kurma arayışına girdiğini anlattı. Mars’ta yaşamı merak eden insanoğlu için bugün son derece astronomik geziler düzenlediğine işaret eden Dr. Trent, NASA’nın Mars gezegeninde incelemelerde bulunan kâşif robotu Curiosity ‘den gelen bulgulara bakıldığında Mars’ın -60 derecelere varan soğuk iklimi, kaya ve tozdan oluşan dış yüzeyiyle insan türünün yaşaması açısından uygun bir seçenek olmadığını belirtti. Uzay konusundaki çalışalar her zaman için ilgi çekici aynı zamanda çokta pahalı çalışmalar. Mars yolculuklarına harcanan astronomik rakamlarla dünyanın artan sorunlarına farklı çözümler bulunabileceğine dikkat çeken Dr. Trent, bu kapsamda geliştirmiş olduğu OMEGA Küresel İnisiyatifi ve Eco-nomic Çiftlik adlı projeleri hakkında da bilgi sunmuştur. İnsanoğlunun Mars gibi farklı gezegenlerde yeni bir hayat kurma çabası içinde olduğunu ancak Mars’ın insan türünün yaşayabileceği bir gezegen olmadığını belirten Dr. Trent, konuşmasında tamamen geri dönüştürülebilir kaynakları kullanarak tasarladığı OMEGA projesi hakkında bilgiler verdi.

  1. uzay ve Mars konusundaki çalışmaların bilimsel bilgiye kazandıracağı katkı kadar insanın uzayın oluşumu ve gezegenimizdeki yaşamın oluşumu hakkındaki merakın giderilmesi bakımından önemli. Aynı zamanda üzerinde yaşadığımız gezegenimizin yaşanır olması ayrıca önemlidir.

Doğanın Sorunlarını Doğanın Anti-Yöntemleri İle Çözmek…

Dr. Jonathan Trent’in yürütücüsü olduğu OMEGA projesi, mikro algler ’den (yosunlardan) bio yakıt ve gıda ürünü üretimi, karbondioksit yakalama ve atık su arıtımı çalışmalarını kapsıyor. OMEGA teknolojisi, kıyı şehirlerinde denizlere aktarılan atık suların bu teknoloji ile tekrar kullanımını sağlamayı amaçlıyor. Etanol elde etmek için yapılan geniş tarım alanlarının mısır üretimin yönlendirilmesinin tersine, OMEGA projesi doğal besin arzını tehdit etmiyor diyor.

Alg üretimi, atık suyun temizlenmesi, karbon dioksitin depolanması ve bu yolla biyo-yakıt üretimini hedefleyen OMEGA projesinde denizde foto-biyo reaktör adı verilen büyük boyutlardaki plastik tüpler kullanılıyor. Taze su depolanmış olan bu fotobiyo reaktörler atık su ortamında alg üretilmesini sağlıyor. Dünyada en hızlı üreyen bitki türleri arasında yer alan algler, güneş enerjisi, karbondioksit ve atık sudan birtakım besleyici maddeleri kullanarak bio yakıta veya hayvan gıdasına dönüştürüyor. Algler atık suyu temizleyerek deniz suyu temizliğine de önemli katkı sağlıyor.

Dr. Trent, Türkiye’nin bereketli toprakları ve üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak, OMEGA projesi için ideal bir konumda olduğundan da bahsederek. Hatta diyor ki bu konuda önümüzdeki yıllarda Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü ile bu çerçevede ortak çalışmalar yapmayı hedeflediklerini ifade ediyor.

Ülkemize misafir olarak gelen Dr. Trent’in önerileri ülkemizde rahatlıkla işletilmektedir. Ç.Ü Su Ürünleri Fakültesinde arkadaşlarımızda “alg  bio  teknoloji” konularında uzun zamandır çalışmaktadırlar. İklim değişimlerine neden olan sera gazlarının azaltılması neden olacak yutak konularının bilinmesi, çalışılması dünya çapında önemli olacaktır.

SON SÖZ:’’ TABİATI KORUMAK, HER İNSANIN TEMEL GÖREVİDİR.’’