Herkese Bi’ Haller Oluyor...

17/10/2022 18:55 408

 

Bugünkü konu başlığım biraz tanıdık gelmiş olabilir. Akla gelen ilk şey, ünlü bir markanın reklam sloganı. Öyle değil mi? Son zamanlarda insanlarımız bu sloganın hakkını sonuna kadar vermeye başladı.

Ekonomik dar boğazdaki halkımız, birçok fırsatçının, insafsızın, aç gözlünün, doyumsuzun ve görgüsüzün kuşatması altında ezildikçe eziliyor. Düşene bir tekme de bunlar tarafından atılıyor. Nerden başlayacağımı düşünürken, aklıma birden fahiş fiyatlardaki kiralık-satılık evler geldi.

Konut fiyatlarına yapılan keyfi zamlar, akıllara durgunluk veriyor. Ev sahiplerinde ne vicdan, ne merhamet, ne de Allah korkusu kalmış. Tanımadıkları insanlardan, özellikle gariban kesimden öyle beddualar alıyorlar ki! Bu beddua sözü biraz ağır kaçmış olabilir, ama inanın öyle. Çünkü konuyla ilgili günde en az 10 şikâyet telefonu alıyoruz ve bu sözler vatandaşlarımızın haykırışları.

Bitti mi? Bitmedi… Devamı daha da acı!

Aylık bin 500-2 bin TL olan kiralık evler, birden 5-6, hatta 10 binlerin üstüne çıktı. Yüzüne bakılmayan, kümes gibi, hatta eskilerin sözüyle; (af buyurunuz lütfen) ‘İt Bağlasan Durmaz!’ denilen evlerin kirası bile 3 bin liradan başlıyor.

Neler oluyor?

Ne yapmaya çalışıyorsunuz, ey ev sahipleri!

Kusura bakmayın ama siz kafayı mı yediniz?

Bahaneniz ne?

Bu ne fırsatçılık! Bu ne insafsızlık! Bu ne görgüsüzlük! Bu aç gözlülüğün ve doyumsuzluğun anlamı ne?

Sizde hiç merhamet, hiç Allah korkusu yok mu? diye veryansın eden birçok vatandaşımızın isyanı bunlar.

Bu sözlerin birçoğunun altına imzamı atmakla birlikte ne kadar işe yarar bilinmez, ama ev sahiplerine bir çağrıda bulunmak isterim; Biraz aklınızı başınıza alın ey ev sahipleri! Özellikle kiraya çıkmak isteyen, ev değiştirmek zorunda kalan garibanların ‘Ahı’nı daha fazla almayın. Ederinden çok fiyatlarla evlerinizi kiralamaya kalkmayın. Biraz vicdanınız, insafınız, merhametiniz, Allah korkunuz olsun.

Ne diyeyim; Allah böyle ev sahiplerini ıslah etsin…     

***

Fırsatçı ev sahiplerinden sonra, şimdi gelelim biraz da temel gıda fiyatlarına. Özellikle dar gelirlinin belini büken zamlar, artık herkesi canından bezdirdi. Marketlerin yapmış oldukları oyunları fırsat buldukça anlatmaya çalışıyorum. Bu sefer marketlerin yeni bir ‘Alicengiz’ oyunu ile daha karşı karşıyayız. Anladık, zamlara karşı bir şey yapmıyorsunuz. Herkes kafasına göre takılıyor. Allah’ın bir kulu ki, onlar da muhterem yetkililerimiz oluyor, hep aynı palavralarla insanları kandırmaktan başka bir şey yapmıyor. Kıllarını bile kımıldatmıyorlar! Hadi onu da anladık veyahut alıştık diyelim, peki bu fahiş fiyatlara hangi ‘vatansever’ çıkıp da dur diyecek?

 

Ayçiçek yağı, şeker, un, ekmek, bulgur, pirinç, mercimek, domates, patates, soğan gibi temel gıda ürünlerinden veya tüp gaz, elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi direkt dövize bağlı, insanların zaruri ihtiyaçlarına gelen zamlardan bahsetmeyeceğim.

Bu kez az evvel de dediğim gibi, ‘muhteşem ötesi’ marketlerimizin yeni bir ‘Alicengiz’ oyunlarından bahsetmeye çalışacağım.

Bakalım nasıl oyunlarmış…

Mesela, birçok ürünün paketinde küçülmeye gittiler. Ufacık tefecik paket ürünler, şu an başrollerde ve reyonlarda alıcılarını bekliyor.

Örneğin; 50 gramlık gofretler 20 grama, 70 gramlık çikolatalar 30-35 grama, 100 gramlık çerezler 30-40 grama, 12’lik bisküvi paketlerini 6 adede düşürdüler.

Sadece atıştırmalık ürünlerde de değil elbet. Birkaç örnekte temizlik malzemelerinden örnekler vereyim.

Şimdi; 500 ML’lik şampuanlar ne oldu? 250-300 ML’e düştü. 350 ML. Sıvı sabunlar ne oldu? 150 ML’e düştü. Peki, 8’li kalıp sabunlarına ne oldu? 4 adede düştü. Ya koca, koca 8-10 kiloluk deterjanlara ne oldu? 3-5 kiloluğa düştü.

Peki ya fiyatlar? Zamlı tarifeden aynen devam…

Daha birçok örnek verebilirim, ama bunlara ne satırlar, ne de sayfalar yeter. Paketler, ambalajlar küçüldükçe küçüldü. Bir de en ilginç tarafı ise, neden böyle oluyor diye sorulunca, herkes ama herkes veryansın ediyor. Yani herkes haklı, ben de bunu anlamıyorum!

Demem o ki; bir evi, arabası veya mevki makam sahibi olanlar, kendilerini her şeyin sahibi gibi görüyor. Yeter ki garibanın biri eline düşmesin! Hemen tepesine biniyor, ezdikçe ezmeye çalışıyor.

Sözüm ona; hani biz gariban dostu, düşene el uzatan, vicdanlı, Allah korkusu olan toplumduk?  Demek ki değilmişiz! Ee, sizce de ‘Herkese Bi’ Haller’ olmuyor mu?