Her şeyin bir sonu vardır

24/10/2020 19:20 1701

Hiçbir şey sonsuz değildir, hepsinin bir sonu vardır. Gelmiş geçmiş milletler içinde en fazla sömürgesi olan ülke ki dünyanın yaklaşık %22’si İngiltere’dir. İngilizler Hindistan, Kanada, Avustralya, Yeni Zellanda’nın zengin doğal kaynaklarını kullanarak varlıklarını artırmışlar ama halka bir köle gibi davranmışlardır. Bu yüzden ancak yüzyıl kadar hükümran olabilmişlerdir.

Halbuki Kanuni devrinde Osmanlılar, 8 milyon KM2’ye bilinen dünyanın yaklaşık 1/3’üne sahip güçlü bir devletti. Hükümranlığı altında yaşayanlarına hak tanımış, inançlarına müdahale etmemiştir. Bu yüzden 623 yıl hüküm sürmüştür.

Osmanlı Devleti monarşiden kurtulup, bir türlü demokrasiye geçememiştir. Son durağı ancak meşrutiyettir. Demokrasiye geçiş Osmanlı’nın küllerinden oluşan Türkiye Cumhuriyeti iledir.

Osmanlının batmaması için her dönemde gayret sarf edenler olmuştur. Meşrutiyet dönemindeki isimler bir aydın olan gazeteci Ahmet Mithat. Kitap okuma alışkanlığını aşılayan insandır. Ayrıca gazetesinde haberden çok bilgi ve düşünceye yer vermiştir.

Ahmet Refik Altınay, Atatürk’ün askeri okuldan sınıf arkadaşı. Ama kendini tarihe vermiş ve üniversite reformuna kadar hocalık yapmıştır. Reformda açıkta kalmış maddi sıkıntılar yaşamıştır.

Osman Nihat, Ahmet Rasim’in torunu olan bir besteci. Ahmet Refik’in ölümüne üzülmüş ve şu besteyi yapmıştır. ‘’Bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi’’.

Aslında Ahmet Refik bugünün tarih anlayışına uyan bir ilim adamı değil, güfte yazarlığı tarihçiliğinden çok daha ileri.

Canı pahasına özgürlük için mücadele eden Namık Kemal, Şinasi, Mithat Paşa ve Tevfik Fikret’in hizmetleri çok değerli. Hatta Atatürk’ün ifadesi ile ‘’Beni devrimci yapan Tevfik Fikret’tir’’ sözü çok önemli.

Günümüzde devleti sıkıntıya sokan birçok sorun var. Dileriz bunların içinde boğulmaz ve doğru yolu buluruz.