HER ŞEY TÜRK MİLLETİ İÇİN 3

03/09/2021 03:00 140


İşte İngiltere ve Fransa’nın öncülüğünde hazırlanan ve Mezopotamya’yı Osamanlı’dan koparan, SYKES-PİCOT Antlaşması… İşte ABD’nin 90.lı yıllarda ki çekiç güç yardım oyunları… Yine ABD’nin NATO müttefiki olmamıza rağmen, ayrılıkçı gruplara verdiği (PKK,YPG,PYD gibi) eğitim, strateji, silah, mühimmat, harp araç ve gereçleri ile son teknoloji silahlar, bombalar…Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk; çalış, övün ve güven” sözü boşuna değildir. Biliyoruz ki çok çalışmak, çok üretmek, Kaliteyi yakalamak ve güçlü bir ekonomiye, ileri bir teknolojiye sahip olarak, çağdaş toplumları yakalayarak geçmek zorundayız. Bu coğrafya başka türlüsünü kaldırmaz. En küçük bir zafiyet, bizleri kötü durumlara düşüreceği gibi, ülkemiz üzerinde oyun oynayan karanlık güçlerin de işine gelir. Başta askeri alanda olmak üzere, tüm kanallarda kendimize yetecek ve bu kaynakları ihracatla ülkemize güçlü bir gelir sağladığımızda Türkiye sadece bölgenin değil, tüm dünyanın da huzur ve barış konusunda emniyet supabı olacaktır. Atatürk’ün siyasi alandaki tüm sözlerini ortaya koyun, askeri alanda yaptıklarını zaten tartışmaya dahi gerek yok. O halde bir büyük milletin bir büyük devlet adamının sözleriyle yoluna devam etmesi, onu iyi anlaması konusunda umarım hepimiz hem fikirizdir. Hatırlayın, Çanakkale Savaşından yenilgi ile çıkan s İngilizlerin, o dönemdeki Başbakanı David Lloyd George, şöyle demişti; “Her yüzyılda bir dünyaya dahi bir lider gelir, yaşadığımız yüzyılda da maalesef bu Türklere nasip oldu” işte onun için Atatürk sadece eşsiz bir komutan değil, aynı zamanda büyük bir devlet adamıdır.

Tarihte, Atatürk gibi Milletine aşık, Milleti uğruna, gözünü kırpmadan, hiçbir tereddüte mahal vermeden, kendini cepheden cepheye savuran, başka bir lider göremezsiniz. Ömrü savaşlarda, ömrü cephelerde geçmiş, gerçek bir lider, gerçek bir dehadır, ATATÜRK… İşte ben bu gerçekleri bildiğim içi, Atatürk’ü çok seviyor ve onun ilkeleriyle yaşamayı, kendime ilke ediniyorum, tıpkı milyonların yaptığı gibi. Atatürk, Türk Milletinin yalnızca lideri değildir, çocuklarımızın, gençlerimizin ve bu ülke için kalbi sevgiyle çarpan herkesin İDOLÜDÜR…

BÜYÜK TÜRK MİLLETİ; SAYENDE, ADIM UNUTULMADI!..
BUGÜN ve YARIN,
TÜRKİYE ve TÜRK MİLLETİ, EBEDİYYEN VAR OLMAYA DEVAM EDECEKTİR!
üç gün önce, 30 Ağustos 1922 zaferinin 99. Yıl dönümünü kutladık. Bu vesileyle, Atatürk, Silah arkadaşları ve şehitlerimizi, Saygı, Minnet ve Rahmetle anıyorum...
1938 - ∞..."

ANADOLU

Tarihteki bir çok medeniyetin beşiği olan Anadolu, çeşitli ve sayısız uygarlıklara yurt olmuş, üç kıtaya ayak basan, üç kıtayı birbirine bağlayan, cennet bir ülkedir. Anadolu adının nereden geldiği sorulduğunda, şöyle bir efsane anlatılmaktadır: Bu efsane, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Taşlıca Köyü’nde geçer. Taş oluğun önünde güzel bir çeşme vardır. İşte bu çeşme efsanenin ana kaynağıdır. Asırlar önce çeşmenin bulunduğu yerler hayli ıssızdır. 15. yy. da bir Türkmen subayı, ordusunun önünde seferden dönmektedir. Ordusu çok kadar yol kat etmiş ama geçtiği yollarda ve arazilerde su bulamamıştır. Su bulamayan ve susuzluktan bitkin düşen askerlerin, susuzluktan dudakları kavrulmuş, neredeyse ölmek üzeredirler. Koca ordu nice zaferler kazanmış, bayrağını yere değdirmemiş, ama susuzluğa yenilmek üzeredir. Başı dik ordu, perişan vaziyettedir. Ümitler kaybolmak üzere iken, bir Türkmen kadını belirir uzaktan. Elinde kocaman bir ayran bakracı. Önüne çıkan askerlere elindeki tası doldurur verir. Kimisinin matarasına doldurur. Kimisine, elindeki tasla ayran verir. Bütün askerlere ayran içirir, yine de ayranı bitmez. Kocaman orduda ayran vermediği asker kalmaz. Matarası dolu olan askerlere bir daha, bir daha seslenir; “Oğlum uzat mataranı doldurayım,” diye. “Ana doludur,” diye cevap verir askerler.

Her teklifinde, askerler; “Ana doludur.” “Ana doludur.” diye diye cevap verirler. Mataralarında ayran dolu olduğunu belirtirler.

Rivayete göre, askerlerin işte bu ; ‘ANA DOLUDUR’ sözleri temel teşkil eder, bu topraklara ve 15. YY’ dan sonra, bu günkü coğrafyamıza, ANADOLU denilmeye başlanır…

SON SÖZ: ‘’LİDER DEDİĞİN, ÖNDE YÜRÜYEN DEĞİL, YOK GÖSTEREN OLMALIDIR.’’ *M.K.Atatürk*