HDP TÜRKİYE PARTİSİ OLMAK ZORUNDA

22/09/2021 23:48 184

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ile ilgili yaptığı değerlendirmenin ardından ortalık yine toz duman.

Cezaevindeki eski Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş’ın “eskisi gibi koşulsuz destekbeklemeyin” ya da 3.yol alternatifleri bir yana HDP yöneticilerinden benzer açıklamalar gelmişti.

Ancak Eski Eş Genel Başkan Sezai Temelli’nin açıklamaları tartışmaları alevlendirdi.

Önce Kılıçdaroğlu’nun ne söylediğinden başlayalım.

“Devlet dediğiniz kurum gayrı meşru bir organla muhatap olmaz. Erdoğan bunu yaptı. Devleti İmralı(Öcalan) ile muhatap kıldı mesela. İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz.”

Siyaset kurumunun 40 yıldır çözemediği Kürt sorununu çözme konusunda Kılıçdaroğlu’nun bu yaklaşımı çok anlamlıdır ve dikkate alınması gerekir.

Millet ittifakının içerisinde CHP de dahil, HDP ile iş birliğinden, hatta bir arada görünmekten rahatsız olan bir dolu kişinin olduğunu biliyoruz.

Burada asıl sorun HDP ile PKK’ nın örgütsel işbirliği yaptığını, HDP’nin İmralı’dan ve Kandil’den yönetildiğini iddia edenlerin ittifak liderleri üzerinde kurduğu baskıydı.

Öyle sanıyorum Meral Akşener ve İyi parti içerisinde kimi sağduyulu yöneticiler de Kürt sorunu çözülmeden, Kürtlerin oyunu almadan Türkiye’de demokrasiye ulaşılamayacağını görüyorlar.

Ancak siyasetin doğası gereği kendi seçmen kitlesinin beklentilerine uygun davranmak zorunda hisseden siyasetçiler sürekli olarak HDP’ den uzak durmaya, HDP’ lilerle yan yana görünmemeye özen gösteriyorlardı.

Başından itibaren ittifaklar politikasını çok titiz bir çalışmayla bugünlere getiren Kılıçdaroğlu; yaptığı bir açıklamada sorunun can damarına parmak bastı.

İşte tam bu noktada HDP eski Eş Genel Başkanı Sezai Temelli sanki çok üzerine vazifeymiş gibi bombayı patlattı.

“Çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı’dır.”

Kendisini görevdeyken Bodrum’da bir Tv programında konuk ettiğim Sezai Temelli Kürt sorunuyla terör sorununun ayrımını yapamayacak biri değildir.

Kılıçdaroğlu; terör sorununu HDP ile çözeriz demedi ki!

Terörden bağımsız olarak ülkemizde neredeyse yüzyıldır hatta daha öncesine dayanan bir Kürt sorunu vardır. Asıl çözülmesi gereken; demokratik yollardan Kürt halkının ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının eksiksiz kullanımını sağlayacak bir barış ortamının yaratılmasıdır.

Büyük olasılıkla Millet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı olacak Kılıçdaroğlu, daha şimdiden siyaset üstü bir yaklaşımla önemli bir mesaj vermiştir.

SezaiTemelli şunu demiş olsaydı anlaşılabilirdi.

“HDP terörün her türlüsüne karşıdır. Kendi seçmen tabanında PKK yanlısı kişilerin olması HDP’yi PKK ile bir tutmayı gerektirmez. Kürt sorununun çözümünde HDP baş aktördür. Ancak terör sorununun çözümünde iktidar İmralı’yı muhatap almalıdır.”

Bunu demek yerine doğrudan “çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı’dır.” demesi toplumun büyük kesiminden tepki aldığı gibi HDP tarafından da kabul görmedi.

Bunu anlayan Temelli yeni bir açıklama yapma gereği duydu. “ OTweet’teki görüşler elbette kişisel görüşümdür. Partiyi elbette bağlamaz.” Dedi.

Yerel seçimlerde gösterdiği çözüm odaklı, gerçekçi tavır ve tercihi HDP’ yi toplumda sempatik hale getirmişken, Türkiye partisi olma konusunda kimi somut adımlar atılıyorken, ikircimli ve kimi zaman iki yüzlü, samimiyetsiz bir yaklaşımla HDP’ ye karşı dışlayıcı bir politika izleyen muhalefet eninde sonunda bu yanlışından dönmek zorundaydı.

Ve sonunda Millet ittifakının mimarı Kılıçdaroğlu, önemli bir hamle yaptı ve cesur bir çıkışla barış ve demokrasi mücadelesinde HDP’yi işaret etti.

Bu demektir ki; çözüm iktidarda değil, halktan yana politikalar oluşturması gereken muhalefettedir.

Aslında Temelli bir anlamda geçmiş çözüm sürecinde bu fırsatı masayı devirerek tepen iktidarın yanlışlarına gönderme yapma içgüdüsüyle bu açıklamayı yapmıştır diye düşünüyorum.

Çünkü son yaptığı açıklamada söyledikleri önemli ve anlamlıdır.

Çatışmayı önleme ve demokratik bir çözüm bağlamına dikkat çektim. HDP elbette meşru muhataptır. Meclisin üçüncü büyük partisidir ve bu konularda çözüm üretme anlamında en büyük partidir.”

Kılıçdaroğlu-Sezai Temelli polemiğinde olduğu gibi iktidar, muhalefet bloğunu çatlatmak için fırsat kolluyor.

Bu yüzden yalnızca Millet ittifakı değil, tüm demokrasi güçleri, barıştan, özgürlükten, eşitlikten yana tüm güçler bu iktidarı düşürmek istiyorlarsa çok dikkatli hamleler yapmak, politikalar üretmek zorundadır.

Özellikle de bu tür polemiklerden uzak durmak, tüm muhalif güçlerin moral-motivasyonunu yüksek tutmak gibi önemli bir görevleri vardır.

Hiç kimse ya da kurumun böylesine yaşamsal bir görevi savsaklama, ihmal etme, erteleme hakkı olmadığı gibi artık hiç kimsenin hata yapma lüksü yoktur.