HAYAL Mİ, HAYALPEREST Mİ?

08/09/2021 21:52 176

 

İnsanoğlunun yaşamında vazgeçilmezler vardır. Temel ihtiyaçlar dediğimiz; yeme, içme, barınma, giyinme gibi unsurlar fiziksel ihtiyaçlarımızı giderirken, hayal etmek, düşünmek, fikir sahibi olmak, ifade, umut etmek gibi unsurlarda, şüphesiz ki duygularımıza ve beynimize hizmet eder… Şüphesiz ki insanlar, tıpkı su gibi, ekmek gibi bir umut, bir hayal   gereksinimiiçinde yaşarlar. Umutsuz insan, hayal kurmayan insan olabilir mi? Her insanın yaşamı boyunca umudu vardır, kurduğu hayaller vardır. Bu noktada bir açıklama yapmakta da fayda var. Hayal ve hayal etmek başka şey, hayalperest olmak başka şey… Hayal, ayakları yere basan, gerçekçi bir tasarımdır, düşüncedir. Oysa hayalperestlik, tamamen ulaşılmaz, ulaşılamayan, gerçekçi olmayan, ayakları yere basmayan, soyut düşünce türüdür.

Bir de, ‘Ayranı Yok İçmeye, Tahtırevanla  Gider S……maya’ diye, bir Ata sözümüz  vardır.

Yani, yoksulluğuna, fakirliğine bakmadan, gösteriş yapmaya kalkanların nasıl gülünç duruma düştüğünü ifade eden bir sözdür…

Son dönemlerde, uyguladığımız dış politikalarda bir hayli hüsrana uğradık. Mısır politikamız, Suriye, Irak, Libya, Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerine karşı ortaya koyduğumuz politikalar da kaygı duyulmasını gerektiren durumlar ortaya çıktı. Merkezi hükümet,Türkiye Cumhuriyeti ile yetinmiyorlar, Osmanlı İmparatorluğunu yeniden ihya etmenin ve bütün İslâm âleminin lideri olmanın hayalini görüyorlar. Osmanlıcada buna, “Ham Hayal” denir. “Boş, abes, gerçekleşmesi ihtimali olmayan”  anlamında bir sözdür.

Cumhurbaşkanlığı sistemimin başı, sayınBaşkanı, 1992 -2000 yılları arasında paramparça olan Yugoslavya’nın, en son kopan (2006) parçalarından, 680 bin nüfuslu “minik” ülke” Karadağ Cumhuriyeti’ni ziyaret etti. Bundan daha doğal ne olabilir, dediğinizi duyar gibiyim.

Ziyaretin sonunda, gelenek olduğu üzere, iki ülkenin devlet başkanları birer konuşma yaptılar. Şimdi bakalım, sayın Cumhurbaşkanımız  ne dedi, o konuşmada.

“…Biz tarihten gelen bir sorumluluğun mesuliyeti içerisindeyiz…”

Sorumluluğun mesuliyeti gibi bir  açıklama yapmak  ne demek? Mesuliyetin sorumluluğu ya da sorumluluğun mesuliyeti…

Şimdi gelelim önemli ve anlamlı alıntıya.

“…Balkan ülkelerindeki sorumluluğumuzun ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Biz tarihten gelen bir sorumluluğun mesuliyeti içerisindeyiz…”

Ne anlaşılır bu cümlelerden?

Türkiye’nin balkan ülkelerinde sorumluluğu varmış ve bu sorumluluk tarihten geliyormuş.

Bu cümleyi aynen ya da mealen hatırlıyorum. Son yıllarda çok duydum, duyduk:

“…Bizim Suriye’de tarihten gelen mesuliyet sorumluluğumuz vardır…”

“…Bizim Libya’da tarihten gelen mesuliyet sorumluluğumuz vardır…”

“…Bizim Irak’ta tarihten gelen mesuliyet sorumluluğumuz vardır…”

Dünyada ki gelişmelere ve tarihsel süreçlere bakalım; Var mıdır gerçekten?

Mesela birer imparatorluk kurmuş İspanya,  Portekiz, İngiltere, Hollanda, Portekiz, Fransa gibi, yıllarca müstemlekelerine tahakküm etmiş devletlerin de  Güney ve Orta Amerika’nın, Afrika ve Asya’nın  irili ufaklı egemen devletlerine karşı sorumlulukları filan mı vardır?

Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nu kurmuş bugünün Avusturya’sının, Macaristan’ının, Moldova, Arnavutluk, Hırvatistan, Çekya, Slovenya, Arnavutluk, Bosna, Makedonya gibi birer egemen devlet olan ülkelere karşı sorumlulukları mı vardır?

İngiltere İmparatorluğunun? Fransa İmparatorluğunun? Rus (Çarlık) İmparatorluğu’nun, Japon İmparatorluğunun?

İmparatorluklar çağı 1. Dünya Savaşı’nın sonunda kesinlikle sona erdi. Onun yerine ulus-devletler çağı başladı.

Bu topraklar üstünde de 500 yıllık Osmanlı İmparatorluğu da  sona erdi ve Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

E peki Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Balkan ülkelerinin tümünde zamanında mutlak egemenlik kurmuş Osmanlı İmparatorluğu’ndan dolayı, Türkiye’nin bu ülkelere karşı ne gibi ve neden bir sorumluluğu olsun?

Böyle bir sorumluluk açıklaması, gerçeklerle ne kadar bağdaşıyor? Kaygı duyulmasını gerektiren bir gerçek var: Türkiye Cumhuriyeti ile yetinilmiyor. Osmanlı İmparatorluğunu yeniden ihya etmenin ve bütün İslâm âleminin lideri olmanın hayali  görülüyor…

Bu hayal yüzünden, Afganistan’ın Kabil Havalimanı’nı korunmasına bile  talip olundu. O ham hayal yüzünden, Suriye dost iken, düşmana dönüştü. Kendini Arap-İslâm dünyasının lideri gören ve büyük ölçüde öyle kabul edilen Mısır Arap Cumhuriyeti, Türkiye’ye o yüzden dirsek gösteriyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)de keza…

Sayın Cumhurbaşkanımızın Karadağ gezisinde ilân ettiği “Sorumluluk Mesuliyeti” yüzünden, Balkan ülkeleri ile de, benzer sorunlar yaşarsak ne olacak?

Sonuç olarak, dış politikanın inceliklerine, verilmek istenen mesajlara çok dikkat etmek gerekiyor…

SON SÖZ: ‘’ HAM HAYAL PEŞİNDE KOŞANIN ELİ BOŞ KALIR.’’