HAMDOLSUN, GÜNDEME GELMEDİ!

30/06/2021 21:03 254

 

Brüksel’de yapılan Nato Zirvesinde ABD Başkanı Biden’la yaptığı görüşme sonrası basın mensuplarının karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirveye damga vuran cümlesi.

Bilindiği üzere her yıl bir kabus gibi beklediğimiz 24 Nisan Ermeni olaylarıyla ilgili ABD’nin resmi tavrını açıklayan yeni başkan Biden; yıllar sonra ilk kez bu olayların bir soykırım olduğunu iddia etmişti.

Gerek iktidar, gerekse muhalefet kanadında tepki çeken bu açıklamalara iç politikada sert çıkışlar yapan Erdoğan, göreve başladıktan sonra aylarca Biden’dan telefon beklemişken, böyle bir açıklamayla şok olmuştu.

Bunun üzerine tüm toplumda Biden’ın bu çıkışına karşı Erdoğan’ın nasıl bir tepki vereceği beklenmeye başlandı.

Sonunda 14 Haziran’da gerçekleşecek Nato Liderler zirvesinde diğer başka konularla birlikte Erdoğan’ın u konuyu gündeme getireceği ve en azından Biden’dan ortamı yumuşatacak bir açıklama alacağı bekleniyordu.

İşte tam bu can alıcı soruyu soran gazeteciye Erdoğan’ın cevabı bu oldu.

“Hamdolsun, gündeme gelmedi.”

Fettullah Gülen’in iadesi, F-35ler, S-400 ler, ikili ticaret hacminin genişletilmesi gibi konularda neler konuşuldu, Afganistan’da Türk askerine ne tür bir görev verilecek gibi sorular da henüz tam cevabını bulmamışken en çok da merak konusu olan “Hamdolsun, gündeme gelmeyen” 24 Nisan olayları konusunda Biden’ın açıklamalarının ne olacağıydı.

Oysa zirveye gitmeden önce yaptığı açıklamada Erdoğan ne demişti:

Görüşme alanımız çok geniş. Zira 24 Nisan bizler için maalesef çok olumsuz bir süreç oldu. Bu yaklaşım bizleri ciddi manada üzmüştür. Bunu gündeme getirmeden geçmemiz doğru değil.”

“İçinde bulunduğumuz çok kırılgan ortamda, ilişkileri yeniden düzene koymak, yeni bir başlangıç adına bu konuyu gündeme getirmeyi doğru bulmadım.” dese anlaşılır, mantıklı bir açıklama olurdu.

Fakat Erdoğan; Annesinden azar işitmekten korkan suçlu çocuklar gibi “iyi ki annem dünkü yaptıklarımı hatırlamadı!” dercesine “Hamdolsun, gündeme gelmedi!” diyor.

Şimdi bu konuları sorgulayanlara iktidar ve yandaşları, toptancı bir yaklaşımla” zirvede kriz çıkmamasına muhalefet üzüldü” gibi gülünç ve anlamsız bir suçlama yapıyor.

Hamdolsun sözcüğünün anlamı “tanrıya şükürler olsun” şeklinde tanımlanabileceği gibi daha çok da “beterinden korusun” biçiminde de kullanılabilir.

Bizim anladığımız kadarıyla Erdoğan’ın kendisi bu konuyu gündeme getirecekti, fakat her zaman yapılan algı operasyonlarında olduğu gibi, sanki Biden’den bu konuyu gündeme getirmesi bekleniyormuş gibi bir hava yaratılmaya çalışıldı.

İşin gerçeği, bu konuda ABD’den ya da Biden’dan hesap soracak denli güçlü bir konumda değiliz. Ülkenin içinde bulunduğu zorlu ekonomik ve siyasal koşullar bir yana, giderek tüm dünyada yalnızlaşan Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini bu tür platformlarda yeniden düzeltmeye çalışması akılcı bir politika.

Eğer kendisi, iç politikada muhalefete kendini güçlü göstermek ve de seçmen tabanını konsolide etmek için ısrarla bu konuyu gündeme getireceğini söylemeseydi, böyle zor bir durumla karşılaşmazdı.

Ne yazık ki; gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır ve artık iletişim çağında hiçbir şey gizli kalmıyor.

Tıpkı, Sedat Peker vasıtasıyla bile olsa; siyaset-mafya ilişkilerinin açığa çıkması gibi.

Tıpkı, Susurluk olaylarına pes dedirtecek türden böylesine derin ilişkilerin, suça bulaşmış, iş insanları, siyasetçi, bürokrat ve gazetecilerin gün yüzüne çıkması gibi.

Tıpkı, vatandaş evine ekmek götüremez, milyonlarca üniversite mezunu genç iş bulamazken 3-5 yerden aynı anda maaş alan iktidar yandaşlarının teşhir olması gibi,

Tıpkı, yaşamı boyunca maaşlı kamu görevlisi olarak çalışmış bir eski Başbakanın oğluyla birlikte 17 şirket, 28 gemi, 3lüks yata nasıl sahip olduklarının ortaya çıkması gibi,

Tıpkı Merkez Bankasından 128 milyar doların buharlaşması gibi,

Bir suç örgütü liderinden her ay 10 bin dolar alan siyasetçiyi ülkenin İçişleri Bakanının halktan saklaması gibi,

Tıpkı eski Ticaret bakanının bakanlığa kendi firmasından, üstelik de yüksek fiyatla dezenfektan ürünü satın alması gibi,

Bir medya kuruluşuna mafya marifetiyle çökerek, burayı da yandaş bir iş insanına bir kamu bankası olan Ziraat Bankasından 750 milyon dolar kredi kullandırıp, taksitlerini ödememesine göz yumulması gibi.

Hem Türkiye hem ABD tarafından aranan biri olmasına karşın birileri tarafından yasal olmayan biçimde yurt dışına kaçması sağlan SBK isimli kişinin birgazetecinin hakemliğinde ne tür gizli pazarlıklar yaptığı gibi,

Bu ve benzer daha bir dolu karanlık ilişkiler, yolsuzluklar, haksız uygulamalar ve en önemlisi mafya tarafından çökülen işletmeler, malumun ilanı gibi ortaya dökülmeye başladı.

Tüm bu olumsuzluklara, işinden, ekmeğinden olmuş vatandaşlara, şiddete uğrayan kadın ve çocuklara, çareyi yurt dışına gitmekte gören gençlere, tarlasını ekemeyen çiftçiye, evini geçindiremeyen işçiye, memura, emekliye rağmen,

“Hamdolsun, ölmedik yaşıyoruz.”