GÜZEL VE GÜZELLİK ÜZERİNE

17/06/2020 13:28 2447

 

Günlük hayatta çok kullanılan sözcükler bunlar. Güzel nedir, güzellik nedir? Cevap verilmesi çok zor sorular. Güzel şiir, güzel film, güzel kadın, güzel manzara, öte yandan ruh güzelliği, ahlak güzelliği... Güzel ata biniyor, güzel araba kullanıyor, güzel giyiniyor, güzel konuşuyor, güzel yemek yapıyor gibi sözlerse başarıyı, mahareti ve bazen de beğeniyi ifade şekilleri..

Güzellik çok çeşitli.Örneğin, sanat eserlerindeki güzellikle,doğadaki güzellik acaba aynı mı? Doğada güzel bir görünüm, bir manzara, resme yansıtılır ama, o sanat eseri olarak güzel olmayabilir. Bunun tersi de doğru. Yaşlı, fakir, çirkin bir insan, pis bir sokak, bir resim tablosunda şaheser denecek kadar, bir güzellik taşıyabilir. Yani, sanatsal güzellikte seçilen konunun güzelliği, önemli değil. Sanatta aranan güzellik, o halde ne ki? Resimde; çizgi, renk, ışık, gölge, biçim, kitle oranlarıyla bağlantılar ve sanatçının bunların arasında uyum yaratması mı?

Herkes resim çekebilir, ama bu resimlerin sanatsal bir değeri oluşu pek ender. Ara Güler gibi, ulusar arası ün sahibi fotoğrafçımızla öğünebiliriz. Resimlerindeki ton, açı, oran, ışık, konu ve ifade ile tam bir güzellik sergiliyor onun resimleri.

Seven gönül, sevdiğini nedense güzel görür. Marifet, gözde mi, gönül de mi yoksa kusurlar gene bunlara mı ait? Yani güzellik izafi bir şey ve zevk gibi kişiden kişiye de değişik oluyor.

Doğu kilimlerindeki, Türk kilimlerindeki renkler, motifler yıllardan hatta asırlardan beri, sanatsal bir düzen içerisinde hayranlık topluyor. İlkel sanatlar, Mısır sanatları çağımızın soyut anlayışına çok yakın. Hat yazıları, minyatürler, çiniler, halılar da aynen öyle.

Güzellike açısından durum, müzikte biraz daha farklı. Müzik, seslerden, notalardan oluşmuş bir yapı ve düzen. Ayrıca farklı türleri, değişik hayranları, modaları da var bu dalın. Farklı türler de olsa, içinde elbet güzelleri ve uzun ömürlüleri de çıkıyor. Dans, bale, ayrı bir güzellik anlayışı gerektiriyor. Bunlarda doğanın taklidi söz konusu değil.

Demek ki, sanat eserindeki güzellik başka, doğal güzellik başka. Sanat eserinin güzelliği, kendine özgü mükemmellikle ilgili. M.Ö. yıllarda Yunanlılar, heykellerinde hep insanı idealize etmeye çalıştılar. Belli oranlara sahip, ideal bir insan güzelliği kavramı hakimdi, o zamanki sanat anlayışında. Bu, aslında objeyi taklit etmek demek. Bu gün ise, heykelde konu, çok değişik ve heykel yapımında kullanılan materyaller de çok farklı. Eskinin taş, mermer ve tunçu yerine bugün cam, tahta, plastik dahil herşeyi kullanıyor ve her türlü formlar ortaya çıkarılıyor.

20.yüzyıla doğru, sanatın taklit olmayıp,yaratıcılık olacağı kanısı giderek güçlenmiş. O yüzden, doğal güzelliği, konu olarak seçmek artık fazla önemsenmemiş.

Sanatçıya gelince; elbet duygular, birikimler ve hayaller önemli onun için. Ama, bütün bunlar yeterli olmuyor. Sabır, titizlik, düzen, duyguların derin düşünceye çevrilmesi ve onu sunabilmek şart. Sonra da görenin, dinleyenin, okuyanın bunda o güzelliği tadabilmesi. Aksi halde, harcanan çabalar boşa gitmiş demektir. Yazılan satırlar şiir değil, ancak manzuma olmuştır. Tiyatroda oynansın diye emek verdiği eser de, drama değil ancak müsamere düzeyindedir.

Güzellikle ilgili değişik görüşler var. Bir görüşe göre; güzellik, sanat eserinin içinde saklıdır ve bu güzellik bizde estetik bir duygu yaratır. Acaba bu hissediş, güzellik için bir ölçü olabilir mi? Olamaz. O zaman, bunun adına sezgi desek, o da geçerli ve yeterli değil. O halde, güzelliğin sırrı ve tılsımı nerede? Ki, o tılsım sayesinde şiir, resim, dans, bina, bir güzel sanat eseri olup çıkıyor. Peki, bu ortak yan ne? Ve o, nasıl tayin edilir, anlaşılır? Cevabı çok zor sorular bunlar. Eserin unsurlarının ahenkli ve dengeli bir biçimde düzenlenmesi mi? Örneğin mimarideki altın oran denilen ölçüler gibi... Yoksa, güzellik çokluk içindeki birlik mi? Bu son yaklaşım, biraz fazla tutulanlardan biri. Bu düzende,her parça yerini bulmuştur, değiştirirseniz bütünlük, birlik bozulur. Size, bir örnek vermek isterim. 1940 lı yıllarda, sinema yıldızlarının resim ve haberleriyle dolu bir dergi vardı. Orada bir resim görmüştüm. O dönemdeki yıldırzlardan en güzel göz, kaş, alın, çene, kulak, dudakları almışlar ve bir kadın yüzü yaratmışlar. Gelin görün ki, ortaya çıkan kadının, güzellikle uzaktan yakından bir alakası yok. Demek ki önemli olan, bu unsurların kendi içindeki dengesi ve uyumu.

Sert hatlı, kıvrık burunlu güzel bir erkeğin, kendine aynen benzeyen kızına güzel denebilir mi? Denemez. Erkek ve kadın için, onu güzel kılan şartlar, biçimler çok farklı.

Bütün bu söylenenler, güzellik konusunda malesef bir ölçü getiremiyor. Kaldı ki, zaman içinde güzel bulduklarımız da sonradan beğenilmez oluyor, yada hiç değerli ve güzel denmeyenlerse, senelerce sonra şaheser sonra şaheserler arasındaki yerini alıyor.

Her eser, ayrı bir varlık ve bu yüzden genel ölçüler, kriterler geçerli olmamakta. Ayrıca, sanatta içerik ve form meselesi de ayrı bir zorluk nedeni güzel demek için. Birde şimdi, sosyal fayda sözleri ön plana çıktı. Sanırım; güzel ve güzellikle ilgili bu tür tartışmalar hiç bitmeyecek ve sürüp gidecek.

Hepinize güzel günler dilekleriyle.