“GÖLGE ETME, BAŞKA İHSAN İSTEMEYİZ”

25/06/2020 01:36 2667

İktidarın barolar başta olmak üzere meslek odalarının seçim sistemi ve idari yapısına ilişkin yapmayı planladığı değişikliğe karşı çıkan baro başkanları başkente sokulmak istenmedi.

Türkiye’nin farklı illerinden yola çıkarak Ankara’ya yürüyen yaklaşık 60 baro başkanı Ankara’nın girişinde güvenlik güçleri tarafından alıkonuldu. Yazının yazıldığı saatlerde bakanlıkla yapılan görüşmeler sonrası başkanların Anıtkabir’e yürümelerine izin verildiği haberi geldi.

Yorgun argın Ankara’ya kadar yürüyerek gelen başkanlara güvenlik güçlerinin çıkardığı güçlükler, engellemeler bazen işkenceye dönüştü. Yağmur altında saatlerce oturacak sandalye bulamadan bekletilen avukatlara bir sıcak çayı bile içirtmeyenler, bir kez daha ülkenin itibarını dış dünyaya karşı gölgelediler.

İktidar her yolu denemesine karşın yönetimini ele geçiremediği İstanbul, Ankara ve İzmir barolarını etkisizleştirmek adına yargının önemli bir ayağını siyasallaştırmaktan çekinmiyor.

Çoklu baro sistemi ya da kongrelerde nisbi temsil sistemini hayata geçirebilmek için yapılmak istenen değişiklikler hangi gerekçe gösterilirse gösterilsin, siyasi bir hamledir ve demokratik bir ülkede uygulanması düşünülemez.

Muhalefeti susturmak adına iktidarın son zamanlarda sıkça başvurduğu bu baskı ve engellemelere alıştık da, Metin Feyzioğlu’nun bir dönem neredeyse karşısında Cumhurbaşkanı adayı gösterilmek istenen Erdoğan’a hayranlığını toplum henüz tam anlayabilmiş değil.

Aslında pek de yadırganacak bir durum değil ama bizim toplum balık hafızalı.

Geçmişte Münevver Karabulut’u testereyle öldüren Cem Garipoğlu ve ailesinin avukatlığını yaptığı iddia edilen biri olduğunu unutuveriyoruz.

Türkiye Barolar Birliğinin yönetimini ele geçiremeyen iktidar işin kolayını buldu.

Barolar Birliği olmayınca Başkanını ele geçirdi.

2015 yılında Danıştay’ın kuruluş yıldönümü töreninde yaptığı konuşmasıyla yıldızı parlayan Feyzioğlu, ne zaman ki hukuk mücadelesinden siyasi mücadeleye çevirdi yönünü, kirli siyasetin her tür ayak oyunlarını kullanmaya başladı.

Darbeciliğe çok yatkın bir aileden geldiği söylenen Metin Feyzioğlu’nun büyük dedesi Ali Galip’in Mustafa Kemal’i öldürmesi şartıyla padişah tarafından Sivas Valiliği sözü verdiği kişi olduğunu,

Kendisini büyüten dedesi Turhan Feyzioğlu’nun 12 Eylül darbecisi Kenan Evren tarafından Başbakan olarak görevlendirilip, gelen tepkiler nedeniyle 5 saat sonra geri alındığını, aynı aileden 2 tane Danışma Meclisi üyesi olduğunu araştıran herkes internetten bulur.

Barolar Birliği Başkanı olana kadar Genel Merkez kontenjanından CHP Parti Meclisi Üyesi olan, Uğur Dündar’ın en gözde Cumhurbaşkanı adayı Metin Feyzioğlu, şimdilerde Saray’ın gönüllü danışmanlığını yapmaktan geri durmuyor.

İşin ilginç yanı; ülkemizde Metin Feyzioğlu gibi figürlerden çok fazla var.

Yadırganacak bir yanı yok.

Benim yadırgadığım muhalefetin niye bu tür insanlara ihtiyaç duyduğu?

Bir zamanlar Ekmelettin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı yapıldığı gibi.

Dikkat ederseniz, emek vermeden bu tür koltuklara oturtulanlar hep hayal kırıklığı oldu.

Kendi örgütüne, kadrolarına güvenmeyip çareyi dışarda arayanların ders çıkarması gereken bir durum.

Şimdi gelelim baroların durumuna!

İktidar eğer geri adım atmaz da çoklu baro sistemine geçilirse ne olur?

İstanbul Barosu seçimlerine katılan tüm ideolojik grupların kendilerine ait ayrı baroları olur.

Varsayalım ki Ak Parti yandaşları da kendileri için ayrı bir baro oluşturdular.

Yargıda işi olan herkes bu baroya kayıtlı avukatlara vekalet verecek, bu baro avukatları diğerlerine göre avantajlı konuma gelecek, yargını vereceği tüm kararların meşruiyeti sorgulanır olacaktır.

Yani bir anlamda Adalet Bakanlığının barodan sorumlu daire başkanlığı gibi görev yapacak bu bölünmeler yüzünden zaten azalan yargıya güven tamamen sıfırlanacak, işte tam da o zaman üstünlerin hukuku gündeme gelecektir.

Hani bir söz vardır ya!

“Ben onun babasını da sevmezdim”

Şimdi gerçek hukukçular sanıyorum Feyzioğlu için şöyle diyorlardır.

“Biz zaten onun dedesini de, büyük dedesini de sevmezdik.”