GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM 2

21/01/2021 00:28 297

 

Yani bir insanIn erdemli olabilmesi için, doğaya uygun yaşaması gerekmekte idi. Bu ise, olabildiğince arzu ve ihtiyaçları azaltmak, hatta kaldırmaktan ibarettir. Bu nedenle refah, nezaket, güzel sanatlar ve bilim cezalanmaları gereken fazlalıklardır; zenginlik, asalet, onur iğrenilecek şeylerdir. Din ve kanunlar politikanın icatlarıdır. Evlenme, mülkiyet kaldırılması gereken fazlalıklardır. Zira doğa hükümetinde her şey ortaklaşadır. Servet, kadınlar, çocuklar, hepsi de öyleliktir.

Diyojen'in savunduğu yaşam tarzının ilk ilkesi kendine yetme, yani kişinin, mutluluk ilkesidir. İkinci ilke olan 'utanmazlık', kendi başına zararsız olan bazı eylemlerin hiçbir şekilde yapılamayacağını öne süren, uzlaşımları umursamamak anlamına gelir. Bu ilkeden yola çıkarak, yerleşik davranış kalıplarına uymadığı için, kendi açısından sade ve doğal, toplumsal değerler açısındansa sefil denebilecek bir yaşam sürdüğü için, Diyojen'e ‘KİNİK’ denmiştir.

Bir gün Aegina adasına giderken, korsanlar tarafından kaçırılıp birine satıldıktan sonra Korint’te yaşamaya başladı.

Diyojen, yoksulluk içinde yaşadığı, halka açık yerlerde yatıp kalktığı ve yiyeceğini dilenerek topladığı halde, herkesin aynı şekilde yaşaması gerektiğini savunmamıştır. Kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile, mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermeyi amaçlamıştır.

Diyojen, M.Ö. 323 yılında, 89 yaşında Yunanistan’ın Korint şehrinde ölmüştür.

Diyojen’in Sözleri:

-*Kendisinin vaktiyle kalpazanlıkla uğraştığını hatırlatanlara:

"Evet, bir zamanlar sizlere benzemem lazım gelmişti. Fakat şimdi, siz benim olduğum hale asla gelemezsiniz." diye cevap vermiştir.

*Kendisini iyi döşenmiş bir eve götüren bir adam "Bir daha yerlere tükürmemesini" tembihlemeye kalkınca Diyojen derhal adamın yüzüne tükürmüş ve "Buradan daha kirli bir yer bulamadım." yanıtını vermiştir.

*Diyojen'e, "Hayvanlardan en şiddetli ısıran hangisidir?" diye sordular. "Vahşi hayvanlardan, insanın gıyabından konuşanlar; ehli hayvanlardan ise, dalkavuklar,"diye cevap verdi.

Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:

-Ben bir serseriye yol vermem, der. Diyojen, kenara çekilerek, gayet sakin şu karşılığı verir:

Ben veririm!

*Diyojen’e bir adamın ne kadar akıllı olduğunun nasıl anlaşıldığını sordular. Yanıtı kısa oldu;

“Konuşmasından” dedi.

-Bir soru daha sordular “Peki adam ya hiç konuşmazsa”

*Diyojen’in yanıtı bu kez şöyle oldu

“ O kadar akıllı olanı henüz yok dünyada.”

*Yeryüzünde en iyi şey nedir?" diye sordular. "Hür olmak," diye cevap verdi.

Güpegündüz elinde lambayla dolaşırken kendisine ne yaptığını soranlara cevabı: ‘ADAM’ arıyorum, adam!

*Bir gün sokak ortasında, “Adamlar! Adamlar! ” diye bağırmaya başlar. Halk etrafına toplanır. Diyojen, “Ben adamları çağırıyorum!” diye sopası ile onları kovar.

*Büyük İskender Korinthos'ta "Bir dileğin var mı?" diye sorunca "Gölge etme, başka ihsan istemem" demiştir.

*Birisi, "Adam ne vakit evlenmeli?" diye sorduğunda, "Genç ise, henüz evlenme zamanı gelmemiştir. İhtiyar ise, vakti geçmiştir, " der.

*Büyük İskender Diyojen’i, birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken görür ve ne yaptığını sorar. Diyojen, “Babanızın kemiklerini arıyorum, ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum” der.

*Biri Diyojen'e sordu: "Ne zaman yemek yemeliyim?" Diyojen cevap verdi: " Zengin isen, canının istediği zaman; fakir isen, bulduğun zaman."

*Bir acemi, diktiği nişana doğru ok atmak üzere hazırlanıyordu. Diyojen koşarak gitti; nişanın önüne oturdu. "Ne yapıyorsun?" diye sordular. Beni vurur, diye korktum, " cevabını verdi.

*Çeşmeden avucu ile su içen bir çocuk görünce haykırarak: Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti.

*Çok dinlememiz ve az konuşmamız için iki kulağımız ve bir dilimiz vardır.

*Yıkanmak için gittiği hamamın pislik içinde olduğunu görmesi üzerine hamamcıya: Yanılıp da bu hamama yıkanmaya gelenler, daha sonra temizlenmek için nereye giderler? diye sorar.

*Kendisine niçin 'köpek' denildiği soruldu. Şöyle cevap verdi: Çünkü ben hakikati kötü, yalancı insanların yüzüne vururum ve kendileri hakkında gerçeği söylerim, iyi insanlara kuyruk sallarım, kötülerin suratına hırlarım.

SON SÖZ: ‘’İYİ İNSANLAR, O GÜZEL ATLARA BİNİP GİTTİLER. ARTIK YAŞAM, MADDE VE MENFAAT DEMEKTİR.’’