GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM

20/01/2021 01:43 350

 

2500 yıla yakındır hala söylemleri dilden dile dolaşan, iyi yurttaş, iyi vatandaş olmaya dair örnek gösterilen, yaşadığı yıllarda, gündüz fenerle insan arayacak kadar insanlığa aşık olan DİYOJEN, kimdir? Covid-19 la birlikte, yeni gelişmeler, yeni ilişkiler, yeni tanımlar ve yaşam biçimleri iler, insan erdeminin ne kadar önemli olduğu, bir kez daha gözler önüne serildi. Bunun için Diyojen’in yaşam biçimi ayrı bir öneme sahiptir.

M.Ö. 412 – M.Ö. 323 yılları arasında yaşamıştır. O tarihlerde Sinop, bir Yunan kolonisidir. Kinik felsefesinin öncüsü ünlü filozoftur.

  1. M.Ö. 412 yılında Sinop’da doğmuştur. O tarihlerde Sinop, bir Yunan kolonisidir.

Sinoplu Diogenes(Diyojen) diye ün yapan bu Kinik filozof, asıl mesleği kuyumculuk olan ve parayı çok sevdiği için kalp para basan bir kalpazanın oğludur. Babası Hicesias kalp para bastığı için, Sinop'tan sürülmüş, baba oğul Atina'ya gelip yerleşmişlerdir. Çocukluğu Sivas’da geçmiştir.

Kinik yaşam biçiminin öncülerinden çileci bir düşünürdür.

1071 yılında, Malazgirt Muharebesi'nde Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alp Arslan'a yenilen Bizans imparatoru Romen Diyojen (IV. Romanos Diogenes) ile karıştırılmamalıdır.

Atina'ya yerleşen Diyojen, umduğunu bulamamış, sürgün geldikleri için babası ile birlikte çok sıkıntı çekmiş, sefalet içinde yaşamıştır. Atina'da tanıştığı Sinizm öğretisinin kurucusu Antisthenes kendi felsefe ve öğretisini Dijoyen'e öğretmiştir. Diyojen, dostsuz, arkadaşsız ve himayesiz kalınca, farelere imrenecek kadar yokluklar içinde kalmış, bir gün yiyecek bulmak için koşturan bir fareyi görünce: " Hele bak bu hayvan Atinalıların mutfağına girmeyi biliyor da ben onların sofralarına oturamamak talihsizliğindeyim" diye bağırmıştır. Ve o andan itibaren hayvanların yaşamını, doğaya daha uygun bularak onların yaşamına özenmiştir. Bu arada Antisthenes'in doğaya uygun yaşama çağrısını işitmiş ve ona koşmuştur. Bu inatçı adamın inadı ve ısrarına dayanamayan Antisthenes yeminini bozmuş ve yeniden öğretmenliğe başlayarak Diyojen'i yetiştirmiştir.

Özel hayatında fakirlikten başka bir şey olmayan Diyojen, herkes tarafından itilmiş, hakarete uğramış, sefaletin her çeşidini yaşamıştır. Çok zaman kirli ve pis elbisesi ile ayrıca köpek derisine benzeyen mantosu ile dolaşır, geceleri heykel diplerinde ve sokak köşelerinde yatardı. Bir keşkülü (eskiden dervişlerin ve dilencilerin kullandıkları Hindistan cevizi kabuğu veya abanozdan yapılmış kap, dilenci kabı), bir fıçısı ve bir sopası vardı.

Fıçının içinde yaşaması herkesi şaşırtıyor, kendisine sual soranlara da köpek olduğunu söylüyordu. Fıçısından başka bir de çanağı vardı, başka eşya kullanmıyordu. Fakat bir gün bir çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu görünce, elindeki çanağı kırıp attı ve "Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti" diye söylene söylene uzaklaştı.

Diyojen aşırı gururlu bir insandı ve herkesi küçümserdi. (!) Sıradan insanlardan nefret eder ve hepsini o derece küçük görürdü ki, bir öğle vakti elinde fener "bir adam arıyorum" diye bağırarak Atina sokaklarında dolaşmış, böylece Atina'da adam görmediğini anlatmak istemiş. Her şeye rağmen Atina'da sayılan bir insandı… Krallar bile onun ilmine, zekasına ve kişiliğine hürmet ederlerdi. Corinth'e gelen Büyük İskender, Diyojen'i ziyaret etti ve bir dileği olup olmadığını sordu. O ise bu soruya "Evet Var, GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM’’yanıtını verdi.

Kış günleri çıplak ayaklarla karlar üzerinde dolaşır, donmuş heykelleri kucaklar, vücuduna zulüm ederdi. Eflatun (Platon), ona Çılgın Sokrat (Sokrates) derdi. Servet ve varlık düşmanı idi ve bunların erdeme ters düştüğünü iddia ederdi.

Zamanın felsefe okullarına da dokunmaktan çekinmeyen bir tabiata sahipti. Günün hatiplerine "zamanın uşakları" tabirini uygun görür, Eflatun'un öğretimine "zaman kaybettirme" derdi. Eflatun ona "Çılgın Sokrat" demiştir. Servet ve varlık düşmanı olan Diogenes bunların erdeme ters düştüğünü iddia etmiştir. O'nun felsefesine göre iki disiplin vardır.

1-Ruh disiplini, 2-Beden disiplini.

Çok güzel konuşan, üstün zekası ile herkesi etkileyebilen bu ünlü Kinik filozof bütün gariplik ve anormal hal ve tavırlarına rağmen saygı görmüş, ölümünden sonra Onun adına Korintoslular bir köpeğin yaslandığı mermer bir sütun dikmişlerdir. Türkiye'de de Diyojen'in anısını yaşatmak için 2006 yılında, Sinop'un girişine elinde fener ve yanında köpeğiyle birlikte tasvir edilen, yaklaşık altı metrelik mermer heykeli dikilmiştir.

Diyojen’e göre beden disiplini jimnastikle elde edilebilirdi. Ruh ise, ancak erdem ile gelişebilirdi. Erdemin ne olduğunu araştırmış onun doğaya uygun yaşamak olduğunu bulmuştu.

Yarın devam edecek…