GIDA KRİZİ

05/04/2022 00:57 810

 

Son günlerde Alman ve İngiliz Başbakanları ile Fransa Cumhurbaşkanı tüm dünyanın eşi benzeri görülmemiş bir gıda krizi ile karşı karşıya kalacağını ifade etmeye başladılar. Yaşanan küresel ısınma ve bölgesel savaşların gıda arzını sıkıntıya uğrattığını, tedbir alınmaz ise bu durumun ciddi sonuçlarının olacağını sürekli tekrarlıyorlar. Söz konusu uyarıların ülkemizde ciddiye alınmadığı, bırakın önlem almayı, yazılı ve görsel basında gündem dahi oluşturmadığını şaşkınlıkla izlediğimi ifade etmek istiyorum.

Ülkemizin gıdada sürekli dışa bağlı hale geldiği göz önüne alınırsa, konuya bu kadar duyarsız kalınması endişe yaratmaktadır. Gıdada dışa bağımlılığımızın göstergesi olarak, bir kaç gün öncesine kadar Rusya ve Ukrayna’dan ay çiçek yağı getiren gemileri nasıl gözlediğimizi hatırlatmak istiyorum. İktidara yakın televizyonlar, inandırıcılığı artırmak adına gemilerin limanlara girişini canlı olarak yayınladıkları hala hafızalarımızda yerini korumaktadır. Yine,  Uruguay’dan et ithalatının yapılmak suretiyle ramazan ayında ucuz et yiyeceğimizi öğrenmiş bulunuyoruz.

Olası gıda krizi kendini iki şekilde gösterecektir. Birincisi, gıda maddelerini üreten ülkeler önceliği kendi vatandaşlarına veya ittifak halindeki ülkelere vereceklerinden, gıdaya ulaşım oldukça zorlaşacaktır. Covid-19 aşısında bunun tipik örneği yaşanmıştır. Yaşanabilecekleri teyit edercesine Rusya, başta buğday olmak üzere bazı gıda ürünlerinin ihracatına sınırlamalar getirmiştir. Benzeri uygulamanın Kanada, Brezilya, Arjantin, Hollanda ve Amerika Birleşik Devletleri gibi başlıca gıda üreticisi ülkelerce uygulamaya konulması kimseyi hayrete düşürmemelidir.

Gıda krizinin en fazla yaşanma olasılığı olan ikinci şekli, fiyatların akıl almaz noktalara ulaşması durumudur. Çoğunuzun,  fiyatlar zaten çok yüksek daha ne kadar yükselecek dediğinizi duyar gibiyim. İktidara yakın sendikalardan Türk-İş’in Mart/2022 ayı gıda enflasyonunu % 76 olarak açıkladığını, pazarda fiyatların bu orandan çok daha fazla arttığını biliyorum. Beterin beteri vardır sözü bize aittir. Gıdada dışa bağımlı olma durumunun devam etmesi halinde, ürünlere ulaşmak zorlaştıkça, fiyatların daha da artma olasılığı her zaman vardır.

Tarım ve hayvancılık üretiminde dünyanın en şanslı coğrafyalarından birisinde yer alan ülkemiz, şu anki nüfusunun tüm gıda ihtiyacını, ithalat yapmaksızın karşılama kapasitesine sahiptir. Yeter ki tarım ve hayvancılığa elverişli toprakların konut yapımı uğruna heba edilmesin. Son yıllarda kanunen yasak olmasına rağmen, bu alanların nasıl talan edildiğini hepimiz izliyoruz. Her geçen gün ekilebilir alanlar azalmakta, nüfusumuz doğum ve dış göçler ile artmaktadır. Bunun doğal sonucu, gıda fiyatlarının aşırı artışıdır. İstenmeyen bu durumun önlenmesinin yolu; öncelikle ekilebilir alanların konut, sanayi tesisi, enerji veya maden çıkarılması bahanesiyle yok edilmesinin önüne geçmektir. Bunun için konut ve sanayi tesislerini tarım ve hayvancılığa elverişli olmayan alanlara yapacaklara devlet tarafında her türlü kolaylık ve teşviklerin verilmesi sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır. Bunun yanında, olmaz ise olmaz bir diğer unsur üreticilerin yeterli desteklere kavuşturulmasıdır. Bunların yapılması halinde, sözü edilen gıda krizinden ülkemiz bırakın etkilenmeyi güçlenerek çıkacaktır.

Saygılarımla,