GELECEĞİMİZ PETROL MÜ? SU MU? 2

28/01/2021 19:12 500

 

Bu durum, su kaynaklarının yönetimi konusundaki ulusal ve küresel duyarlılığı artırmış ve bu sıkıntıların, önümüzdeki çeyrek asır içerisinde, su krizlerine yol açacağı ihtimali, bugün ülkeleri, su yönetimi politikalarını geliştirerek, uygulamaya ve gerekli tedbirleri almaya sevk ederek bu konuyu ülkelerin önde gelen kalkınma hedefleri arasına sokmuş ve suyu 21. yüzyılın en stratejik kaynaklarından biri haline getirmiştir. Su kullanım politikaları çerçevesinden bakıldığında Su sorununu azaltmak ve su sıkıntısına yol açan uyuşmazlıkları en aza indirmek için alınması gereken önlemleri şöyle sıralamak mümkün:

*Devletlerin su ile ilgili kendi iç politikalarını gözden geçirerek, israfı azaltmaları, su tasarrufu konusunda, eğitici programlarla vatandaşlar bilinçlendirilmeli…

*Atık suların tasfiye edilerek yeniden kullanıma sokulması…

*Tarımda ilkel, vahşi sulama metotlarının, israfa neden olması nedeniyle, sulamada yüksek teknoloji kullanılması, daha verimli, daha tasarruflu yöntemlerin ( damlama su sistemi gibi)

*Su kaynaklarına uygun, tarım ürünü ekimi yapılması…

*Tarımsal sulamada damlama ve yağmurlama sulama yapılması…

*Sanayide su kullanımının, yeniden kullanıma dönüşümlü olması…

*Devletlerin su sorunu konusundaki anlaşmazlıkları, tırmandırmaktan kaçınması

bulunmaktadır. Uluslararası alanda önemli problem, sahalarından biri haline gelen su sorununun çözümüne yönelik olarak, uluslararası hukuk altyapısının oluşturulmasına, 20. yüzyılın başlarından itibaren başlanmıştır.

Uluslararası Hukuk Derneği (International Law Association), BM Uluslararası Hukuk Komisyonu, Uluslararası Hukuk Derneği, Uluslararası Hukuk Enstitüsü, BM Avrupa Ekonomik Komisyonu gibi kurum ve kuruluşlar, su konusunda uluslararası uyuşmazlıkları giderebilecek hukuk kurallarının oluşması için çaba sarf etmiş, hali hazırda sınır aşan sular için kıyıdaş ülkeler arasında varılmış anlaşmalar yapılmasını sağlamış ise de, değişik koşul ve durumları yansıtan sorunlara farklı çözümler getirecek nitelikte genel kabul görmüş hukuk kuralları oluşturulamamıştır.

Sınır aşan sular konusunda, uluslararası anlamda ilk adım, 1966 Helsinki Konferansı sonunda “Sınır aşan Suların Kullanımına İlişkin Helsinki Kuralları” yayınlanmıştır. Helsinki Kuralları kıyıdaş ülkeler arasında, sudan ortak yararlanma konusunda hakça ve makul kullanım kavramının benimsenmesine yol açmıştır.

Sınır aşan sular konusunda bir diğer hukuksal düzenleme ise, 1992 yılında BM Avrupa Ekonomik Komisyonu bünyesinde Helsinki’de kabul edilen “Uluslararası Göller ve Sınır aşan Su Yollarının Korunması ve Kullanılması Hakkında Sözleşme’dir”.

Bu bağlamda Türkiye, Ortadoğu coğrafyasında, yaşanması muhtemel bir su krizinin en kilit ülkesi konumundadır. Türkiye’nin sınır aşan sular konusunda, komşu ve bölge ülkeleri ile yaşadığı ihtilaflar, dış politikada önemli sorunlarından birini oluşturmaktadır. Sınır aşan su kullanım sorunun çözümüne yönelik, siyasi ve teknik açıdan altyapı oluşturulmuş ise de, soruna taraf ülkelerin, siyasi yaklaşımları ve su konusunda Türkiye’ye bağımlı kalma kaygıları nedeni ile hayata geçirilememiştir. Su kullanım planlamasının tarafları olan bölgemiz özelinde Suriye ve Irak gibi ülkelerin ve dünyada su sorunun tarafı olan diğer tüm ülkelerin temelde suların hakça, akılcı ve optimum kullanımını sağlayacak şekilde çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu sayede, küresel su kaynaklarının korunması, ekolojik açıdan dengeli tüketilmesi ve su sorununun minimuma indirgenmesi mümkün olabilecektir, bu konuda istatistiklere, bilime kulak vermek gerekir, yarından tezi yok, hemen başlamamız gerekir. Durum, aciliyet arz etmektedir. Bir TV kanalında, suyla ilgili, 25 litre diye bir belgesel yayımlanıyor. Bu belgeselde, suyun önemi, kullanımı ve tasarrufu hakkında, çok güzel, çok işe yarar bilgiler verilmektedir. Geleceğin savaşları, su yüzünden çıkacak ilkesinden hareketle, su hakkında bilgilendirme faaliyetlerine derhal başlanmalıdır. Hatta okullarda mutlaka eğitici, öğretici programlar uygulayarak, bilinçlenme yapılmalı. Halkımız ve tarım kesimi başta olmak üzere, bu günden, topyekûn seferberlik ilân etmeliyiz. Aksi durumda, geç kalmış olabiliriz.

SON SÖZ:’’ SU HAYATTIR.’’