Gazetecilik zor meslek

10/01/2018 00:07 4196

Atatürk diyor ki;   Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikri gıdayı vermekte, hulasa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.”

Basın mesleğinin bugün geldiği nokta itibariyle genel bir değerlendirme yaparsak; Gazeteciler, ülkemizde mesleklerini özgürce yapma olanakları bakımından, geçinebilme bakımından, dünya standartları bakımından, ne yazık ki geçmişten çok daha kötü koşullara sahip. En önemlisi de itibar zedelenmesi yaşıyor meslek.

                ‘10 Ocak’lar ve ‘24 Temmuz’lar aslında biz gazeteciler için bayram günü değil, dayanışma günleridir. Günümüzde meslektaşlarımızın çalışma ve yaşama koşulları, ne yazık ki yaptıkları onurlu meslekle, asla bağdaşmıyor. Gazetecilerin özellikle yerel medyada çalışan meslektaşlarımızın, çalışma koşulları mutlaka iyileştirilmeli ve daha insanca yaşayabilmeleri, ailelerini geçindirebilmeleri için düzenlemeler yapılmalıdır.

Güçlü toplum, güçlü basınla mümkündür sözünün realitesinin olabilmesi için, toplumun gazete okuma oranının yanı sıra, basın emekçilerinin çalışma ve sosyal haklarının da yaşanılabilir bir seviyede olması gerek. Malum içinde olduğumuz için biliyoruz, geçtiğimiz günlerde Adana’dan 5 Ocak kurtuluş günü için özel yayın yapan TRT Çukurova Radyosu programına katılmış ve orada da bahsetmiştim. Gazetecilik hakikaten, her dönemde zor bir meslek olmuştur. Gazeteciliği seviyorsanız yapabilirsiniz. Sevdiğiniz işi yapıyorsanız, o işte başarılı olursunuz. Biz de sevdiğimiz işi yapıyor olmamız vesilesiyle başarılı olmak için ilerliyoruz. Bu dönemde de gazetecilik zor, hele yerel medyanın ayakta durması gerçekten çok zor ülke olarak da zor bir süreçten geçiyoruz. Ülke olarak asimetrik saldırılarla mücadele ediyoruz, dolayısıyla yerel medya da bundan nasibini alıyor. Yerel Medyada ayakta durabilmek için, ilkeli, haklıdan yana taraf olmak için, zor şartlar altında gazetecilik mesleğimizi yapmaya çalışıyoruz. Mesleğimiz her dönemde zorlukları çok büyük olan bir meslek. Gazetecinin bir tavrı olmalı, bir tarzı olmalı, bir çizgisi olmalı ve bir hedefi olmalı. Tavrımız her zaman haklıdan yana ve şahsımıza münhasır, tarzımız da her daim nezaketli, çizgimiz doğru bildiklerimiz ve hedeflerimiz hep daha iyisine ulaşmak bunları ilke edindik. Ama yaşam şartlarımız ne yazık ki yeterli kalitede değil.

Gazetecilik mesleği, çağımızın en zor mesleklerinden bir tanesi. İnsanları hızlı, sağlıklı ve doğru bilgilerle buluşturmak için, içerisinde bulundukları her türlü zor koşula rağmen, olağanüstü çaba sarf eden gazeteci meslektaşlarım, bu onurlu mesleklerini severek yapıyor. Kamuoyunu basın meslek ilkeleri çerçevesinde doğru, dürüst ve tarafsız bir şekilde objektif olarak bilgilendiren gazeteciler, saygın bir meslek icra ederken, öte yandan ilk saldırı hedefi de olabiliyor ne yazık ki. Her sorunda ‘aman gazeteci yaz bunu’ diyen, zam istediği zaman ilk başvurduğu mecra gazeteciler olan toplu taşıma araçlarının şoförlerinin, çoğu zaman gazetecinin yasal edinilmiş hakkı olan ücretsiz ulaşımını kabullenememesi gibi.

Karşılaştıkları her türlü zorluğa rağmen, mesleklerini büyük bir özveriyle yerine getirmekte olan gazeteciler, toplumsal bilinci artırmak için çalışıyor, mesleği güçlendirmeyi hedefliyor, gazetecilik mesleğini kamuoyu yararına yapıyor.

Gazetecilik, büyük bir özveri gerektiren, her koşulda, günün her saatinde, haftanın her günü, üstelik tatil veya bayram yapmadan yerine getirilmesi gereken gerçekten zor bir meslek. Örneğin ben yıllardır bayramın birinci günü mezarlık ziyaretine gitmeye yada büyüklerin ellerini öpmeye gitmeye hasret kalmışımdır. Bizim ne bayramımız vardır ne de seyranımız. Her koşulda koşturmak yaşam biçimimiz olmuştur artık.  Bunca özveri ile bunca kamu görevi yerine getirirken gazetecilerin yaşam şartlarının daha iyi hale getirilmesi gerekmez mi sizce? 

Bu duygu ve düşüncelerle, tüm meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Dayanışma Günü’müzü kutluyorum.