Gazeteci milletin sesidir  Gazeteci susarsa millet susar

10/01/2020 20:29 1777

Haksızlıklarla, adaletsizliklerle, yanlışlarla mücadeleye devam edeceğiz gücümüz yettiğince.  Gazetecilik zor meslek. Ama biz zoru başaracak insanlarız.

Basın mesleğinin bugün geldiği noktada gazeteciler, ülkemizde mesleklerini özgürce yapma olanakları bakımından, geçinebilme bakımından, dünya standartları bakımından, ne yazık ki geçmişten çok daha kötü koşullara sahip.

10 Ocak aslında biz gazeteciler için bayram günü değil, dayanışma günü. Bayram olarak kutlayabileceğimiz günleri özlemle ve umutla bekliyoruz. Gazetecilerin çalışma ve yaşama koşulları, ne yazık ki yaptıkları onurlu meslekle bağdaşmıyor. Gazetecilerin çalışma koşulları çok kötü, daha insanca yaşayabilmek, herkes gibi gazetecilerin de hakkı. Umarım ki daha insanca yaşayabiliriz gelecekte.

Biz gazeteciler halkımızın refahı ve özgürlüğü için mücadele ediyoruz bu meslekte. Şahsım adına söyleyecek olursam; ben bir maaşla geçinen, hiçbir yerden yan geliri olmayan bir gazeteciyim ve mesleğimi de seviyorum. İnandığım etik değerler doğrultusunda da mesleğimi sürdürmeye devam edeceğim.  Halkın doğru bilgilendirilmesi noktasında koşmaya devam edeceğim. Kişisel çıkarlarımın peşinde hiçbir zaman koşmadım ya da kimseye boyun eğmedim. Mesleğimi onurumla ve soyadıma yakışır şekilde yapacağım yaşamım devam ettikçe.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Turgay Olcayto’nun 2019 Sedat Simavi Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada  “Biz gazeteciliğin halkın sesi olduğuna inandık, Haberin özgür kaldığı gazeteciliğin suç olmadığı, kamuoyunun haber kanallarının tıkanmadığı aydınlık bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz” sözü bizim mücadelemizin mihenk taşıdır. Gazetecilik suç değildir.

Gazeteci milletin sesidir. Gazeteci susarsa millet susar, gazeteci gördüğü doğruları yazmakla, yanlışları anlatmakla, haksızlıklara baş kaldırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirirse şayet o zaman milletin gönlünde yer eder. Biz ilkeli ve haklıdan yana taraf olmak için, zor şartlar altında gazetecilik mesleğimizi yapmaya çalışıyoruz. Mesleğimizin her dönemde zorlukları oldu ve olmaya da devam edecek.  Bu zorlukları her 10 Ocak’ta tek tek yazmaktan yoruldum ben, zaten siz de biliyorsunuz.

Kamuoyunu basın meslek ilkeleri çerçevesinde doğru, dürüst ve tarafsız bir şekilde bilgilendiren biz gazeteciler, saygın bir meslek icra ederken, öte yandan ilk saldırı hedefi de olabiliyoruz ne yazık ki. Her sorunda ‘aman gazeteci yaz bunu’ diyen, ilk başvurduğu mecra gazeteciler olan insanlar, eline geçirdiği ilk fırsatta da hedef tahtasına gazetecileri oturtuyor. Türkiye’de bugün, gazeteciler tutuklanıyor, gazeteler kapatılıyor, radyoların ve televizyonların yayını durduruluyor. İnternet sitelerine erişim yasağı getiriliyor. Tek ses tek yürek sadece milletçe herhangi bir baskı altındayken anlamlı olur. Sesleri susturursanız “Özgür basın” artık sadece kocaman bir slogan olarak kalır ve  vatandaşın doğru haber alma özgürlüğü engellenir. Basını özgür olmayan toplum özgür olamaz.

Gazetecilerin kalemini kırmak değil, onlara kalem almak ve Aşık Mahzuni Şerif’in türküsünde olduğu gibi, “Yaz Gazeteci Yaz” demek gerekir.

Bir gazeteci olarak benim başlıca kriterim, “Meslek Onuru”nu ve “Etik Değerler”i korumaktır. Sedat Simavi'nin Hürriyet'i ilk kurduğu yıllarda gazetecilere verdiği bir öğüt ve bugün bizlere bıraktığı büyük bir miras vardır;

 "Kalemine daima efendi kal, uşak olma. Mecbur olursan kalemini kır ama sakın satma."

Bu duygu ve düşüncelerle, tüm meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Dayanışma Günü’müzü kutlar bayram olarak kutlayacağımız günlere olan özlemimi yinelemek isterim.

Diyecek başka sözüm yok…