FİLMLER VE DERSLER

19/03/2020 14:20 495

 

Şüphesiz ki, günlük yaşamımız da, sosyal ve kültürel etkinliklerin, faaliyetlerin önemi çok büyük. İmkan bulduğumuz da, fırsatlar elverdiğinde, Sinema, Tiyatro, Konferans, Gösteri, Konser, Sergiler, Defileler, Senfoni Konserleri, Opera, Söyleşi, Açık Oturum vb. gibi sosyal, sanatsal, kültürel faaliyetlere katılıyoruz. İzleyici veya seyirci olarak, o etkinlikte yerimizi alıyoruz. Bu da yaşamın ritüellerinden biri sonuçta. Gerek izlediğimiz, gerekse dinlediğimiz her etkinlikten bir mesaj alırız. Bazen düşünür, bazen ders çıkartırız. Bir mesaj alırız. Filim eleştirmeni değilim, ama sosyal nitelikteki filmleri izlemeye çalışırım. Toplumsal yaşamın en güzel yansımasıdır. Dünyayı, dünya da olup biteni ayağınıza getirir…Hiç bilmediğiniz, hiç tanımadığınız olaylara şahitlik edersiniz. Kısacası hizmet, ayağınıza gelir. İzin verirseniz Güney Kore yapımı, Bong Joon-ho imzalı “Parazit” filminin bende yarattığı izlenimleri yansıtmak istiyorum. Çünkü filim, Güney Kore bağlamında yaşamakta olduğumuz sınıflı kapitalist sistemin acımasızlığını şiddet ögeleriyle yansıtıyor. Filmin konusu özetle şöyle: Filimde üç aile var. Birinci aile, üst sınıf katmanında ve her türlü olanağa sahip Park ailesi. Kim ailesi ise, yarı bodrum sayılabilecek bir dairede yaşıyor, ana-baba, kız ve erkek çocukların düzenli bir işi ve geliri yok. Üçüncü ailenin kadını, Park ailesinin hizmetçisi. Kocası da Park ailesinin bilinmeyen ininde yaşamakta olan bir düzen kaçağı. Olaylar Kim ailesinin Park ailesinin yanına yardımcı olarak işe girmesiyle başlıyor. Burada bir üst sınıfa geçmek için Kim ailesi, her türlü yalanı ve dolanı mubah (yapılmasında sakınca görülmeyen)görüyor. Çocuklar Park ailesinin öğretmen ve sanat terapisti, baba şoförü ve ana hizmetçisi oluyor. Ancak üçüncü ailenin ortaya çıkmasıyla, cinayetlere kadar uzanan olaylar başlıyor. Cinayetleri işleyen baba Kim, polisten Park ailesinin bilinmeyen ininde saklanarak kurtuluyor ve orada dünya ile ilişkisini kesiyor ve üç aile de darmadağın oluyor. Filmin sonu ise yıllar sonra, Genç Kim’in babasını kurtarmak için o lüks evi satın alabilecek bir yaşama ulaşıp ulaşamayacağında düğümleniyor. Filim özünde ne anlatıyor? *Neo-liberal sistem, egemenliğini alt sınıfları sömürmesine bağlıdır ve bu amaçla birbirlerini kırdırmaktan kaçınmaz. *Neo-liberal sistem, sisteminin doğal ve kaçınılmaz olduğunu kabul ettirir. *Neo-liberal sistem, “özelikle yoksul sınıfların çocuklarına çok çalışır ve iyi eğitim alırsan sınıf atlayabilirsin” umudunu pazarlar. *Yoksul sınıflar arasında da bir üst sınıfa geçmek için olağan üstü acımasız bir rekabet vardır. Bu kapsamda daha aşağıya inmeme, eldekini yitirmeme mücadelesi için hiç bir ahlaki kaygı duymayabilirler. *Çevrenin düzensiz kullanımından doğan afetler bile, yoksullara başka yansır. *Özetle “Parazit” filmi dünyaya ayna tutuyor. Filim, “Dünyada Egemen Olan Kapitalist Sisteme Karşı Seçenek Nedir?” sorusunu da seyirciye bırakıyor diye düşünüyorum.! Ancak uzağa gitmeye gerek var mı? İçinde yaşamakta olduğumuz sistemde bu değil mi? Önce ilişkilerimizin en yakın olduğu, kısa bir süre sosyal devletin uygulandığı ya da uğradığı Avrupa ülkelerine bir göz atalım. Bu ülkelerde de gelir dağılımı bozulmuş, yoksulluk artmış, sokaklarında dilenciden geçilmiyor. Bunun sonucunda ırkçılık hortlamış. Bir zamanlar işgücü olarak çağırılmış üçüncü dünyanın ve de Türkiye’nin yoksulları artık geri gönderilmek istenmiyor mu? Yakılıyor ve kurşunlanmıyor mu? İşte medeniyetin beşiği olduğunu iddia eden, Yunanistan’ın göçmenlere uyguladığı, insanlık dışı şiddet. !!! Nerde kaldı medeniyet? Nerde kaldı, AB’nin serbest dolaşım hakkı? Vahşetin her türlüsünü uygulamaktan çekinmiyorlar. Günlerdir sınırda bekleyen mültecilere, akla hayale gelmeyecek eziyetler ve işkenceler yapılıyor ama demokrasi havarisi kesilen Fransa ve diğer AB ülkelerinden, ABD’den hiç ses çıkmıyor. İki yüzlü politikalarından hiç utanmıyor, hiç çekinmiyorlar… Gelelim Yurdumuza…!!! Görünen köy kılavuz ister mi? Adaletin olmadığı, temel hak ve hürriyetlerin kısıtlandığı, Özgürlüklere zincir vurulduğu, gelir dağılımının adaletsiz olduğu, fakirliğin kol gezdiği, işsizliğin alıp başını gittiği bir ülke düşünün…!!! Böyle bir ülke için kılavuza ihtiyaç var mı?

SON SÖZ:’’ KILAVUZ KARGA İSE VAY HALİNİZE.’