FİLİSTİN TARİHİ ve ORTADOĞU SORUNU 2

24/05/2021 21:49 256

 

Tarihsel meselelerde, konuyu doğru bir şekilde ortaya koyabilmek için, o meselenin tarihsel sürecine bakmakta fayda var. ‘’ Otu çek, köküne bak’’ diye bir Atasözümüz var. Geçmişi ve geçmişe ait tarihsel olayları, doğru ve objektif biçimde ortaya koyamazsak, inceleme, araştırma ve soruna yaklaşımda doğru olmaz. O nedenle, bir çok kaynak incelenmiş, tamamen gerçekçi bir biçimde, Filistin sorunu, ortaya konmaya çalışılmıştır.

Filistin’in Osmanlı toprağı olmasından itibaren gelişen olaylar, 19 asırda zirve yapmıştır. İşte bu dönemdeki Osmanlı ile Filistin’in durumu:

Sultan II. Abdülhamit ve Theodor Herzl

Avrupa’daki güçlü Yahudi karşıtlığının din değiştirerek çözülemeyecek kadar köklü olduğunun bilincine varan Herzl, ‘Yahudi Sorununun’ ancak siyasi yoldan çözülebileceğine kanaat getirmişti. Bölgenin, Osmanlı yönetiminde olması dolayısıyla da, çözümün anahtarını elinde bulunduran kişilerin başında Sultan Abdülhamit geliyordu.

Ulus-devlet olgusu ve Yahudi karşıtlığı (antisemitizm)

19. Yüzyıl Avrupa halklarının uluslaşma sürecinin en yoğun yaşandığı devirdir. Alman ve İtalyan ulusları, ulus-devletlerini büyük mücadelelerden sonra, ancak 1871 yılında kurabildiler.

Milliyetçi akımlar dil ve kültür birliğini yüceltirken, taraftarları ülkelerindeki ulusal ve kültürel azınlıkları dışlama yoluna gittiler. Avrupa sathındaki Yahudiler, farklı etno-kültürel bir grup olmalarının yanında, kilise tarafından hor görülen farklı bir dine sahip olduklarından dolayı, zaten uzun zamandır ayrımcılığa uğramaktaydılar. Milliyetçilik akımıyla, Yahudi karşıtlığı yeni bir boyut kazandı: IRKÇILIK!

‘Yahudi Sorununa’ siyasi çözüm arayışı ve Siyonist Hareket.

Macar asıllı, hukuk tahsili yapmış olan, laik görüşlü Viyanalı Yahudi gazeteci Theodor Herzl, gittikçe tehlikeli bir hal alan Yahudi karşıtlığının çözümünün, bunların topluca Hıristiyan dinini kabul etmelerinde görüyordu.

1894 yılında, Fransız ordusunda yüzbaşı olan Yahudi asıllı Alfred Dreyfus vatana ihanetle suçlandı. Bu davayı takip etmek üzere çalıştığı gazete tarafından görevlendirilen Herzl, Avrupa’daki güçlü ırkçılık yüzünden, Yahudi karşıtlığının din değiştirerek çözülemeyecek kadar köklü olduğunun bilincine varınca, ‘Yahudi Sorununun’ ancak siyasi yoldan çözülebileceğine kanaat getirdi. Herzl, Yahudilerin kendi kaderlerini tayin edebilecekleri devletlerini uluslararası camianın desteği ile gerçekleştirebileceklerini düşündü ve Yahudi Devleti – Yahudi sorununa çağdaş bir çözüm (Der Judenstaat – Versucheinermodernenlösung der Judenfrage) adlı kitabını 1896 yılının şubat ayında yayımladı. Devletin kurulabileceği yer, doğal olarak Yahudilerin tarihi anavatanı olan İsrail Topraklarıydı. Herzl, 1902 yılında İsrail Topraklarında kurulmasını düşlediği Yahudi Devleti vizyonunu işlediği Eski Yeni Vatan (Altneuland) romanını yazacaktı.

Bu özlemi özetleyen fikir akımına, 1890’da modern bir isim bulunmuştu: Siyonizm.

Herzl bu amaçla 28 Ağustos 1897’de, İsviçre’nin Basel kentinde, 1. Siyonist Kongre’yi topladı ve bölge Osmanlı İmparatorluğu yönetimi altında olduğundan siyasi amacını, “Siyonizm, kamu hukuku güvencesi altında Yahudi halkı için Filistin’de bir yurt kurulmasını amaçlar” şeklinde yazıya döktü.

Herzl’den çok önce filizlenen ‘Siyasal Siyonizm’ olgusunun arka planındaki önemli isimlerden ikisi, Roma ve Kudüs – Son Ulusal Sorun (Rom undJerusalemdieletzteNationalitätenfrage) kitapçığının (1862) yazarı, Karl Marx’ın arkadaşı MosesHess ve Öz Özgürleşme – Bir Rus Yahudisinin Kökenine Çağrısı olarak tercüme edilebilecek (Autoemanzipation – Mahnruf an seinestammesgenossevoneinemrussischenJuden) kitabının (1882) yazarı LeoPinsker’dir.

Herzl’ı özel kılan şey ise, konuyu eyleme dönük bir şekilde siyasallaştırmayı başarmış olmasıydı.

Tarihsel arka plan.

Hz. Musa, 3500 yıl önce, 400 yıl boyunca Mısır ülkesinde esaret altında yaşamış olan Hz. Yakup soyunu, yani İsrailoğullarını, oradan kurtarıp ülkelerine geri götürmüştü. Diğer bir deyişle, Yahudi halkının ata toprağıyla olan bağı ve ona dönüş özlemi oldukça eski bir olgu.

Son 2700 yıl zarfında Yahudiler, topraklarından birkaç kere sürüldüler: M.Ö 722’de Asurlular, M.Ö 587’de Babilliler, M.S 70 ve M.S 135’te Romalılar tarafından…

Romalılar, M.Ö 63 yılından itibaren, bölgede egemenlerdi. Bölgeyi ProvinciaJudea yani Yahudiye Eyaleti adıyla bir Roma’ya bağlamaları, M.S 6 yılında gerçekleşti.

Yarın devam edeceğiz…