FATURA ÇIKARMAK

05/07/2021 00:09 237

 

Sanat ve sanatçı, bir toplumun, seviyesidir, kültür göstergesidir, kalite göstergesidir, toplumun gelişmişlik yüzeyidir. İnsanlık tarihine baktığımızda, net olarak gördüğümüz bir şey var; Sanatçı, hangi dalda olursa olsun, kolay yetişmiyor. Yıllara baliğ oluyor. Çünkü sanat, sanatçı olmak isteyen için, bu süreç; zaman ister, emek ister, çaba ister, sabır ister, biraz da kabiliyet ve yetenek ister…Eğer tüm bu özellikleri bir pota içinde yoğurursanız, yıllara ihtiyacınız olduğu ortaya çıkar. O yıllar içinde ustalaşır, sanatçı tanımına sahip olursunuz…Resim sanatı başta olmak üzere, müzisyenlikten, ebru sanatına, heykelden, mimariye, edebiyattan, sinemaya, tiyatroya pek çok alanda sanatçı sıfatını kazananlar, bu uğurda, yıllarını vermiştir. Öyle hopbadak  sanatçı olunmuyor …

İşte bir örnek:

Picasso bir resmi beş dakikada yapınca, göze batar, hayret uyandırır…!!!
"5 dakikada çizdiniz, bunun için 1.000 dolar mı istiyorsunuz?" diye sorana, sanatçı,"40 yıl + 5 dakika" diye cevap verir.
"Biz şapka devrimi yaparken Almanlar Mercedes'i, BMW'yi üretiyordu." diyorlar; oysa Almanlar + 200 yıllık birikimle üretiyorlardı o otomobilleri. Benz ilk otomobilini 1885'te tanıttı.
300-400 yıllık geri kalmışlığın faturasını Cumhuriyet'e çıkarıyor çapsız, primitif, basit ve iptidai düşünenler, bilgiden, kültürden, adil düşünceden uzak olanlar, araştırıp sorgulama yeteneği olmayanlar, tabii ki faturayı Cumhuriyete çıkaqracaklar…!!! O çapta ki insan yığınlarından ne beklenir ki…???
Almanya sanayi devrimi yaparken, Kant, Niçe, Marx gibi düşünürleri, Bach, Beethoven gibi müzisyenleri, Kafka, Goethe gibi yazarları yetiştirirken, dedelerimiz okumayı bile bilmiyordu. Matbaa bile yoktu uzun süre. Oysa,Almanya, Alman Johannes Gutenberg(Alman kuyumcu ve matbaacı) vasıtası ile 1447 yılında matbaanın ilk nüvesini oluşturmuştu. Gutenberg ,Tipo baskıyı bularak, basım işini yaygınlaştırmış, başta İncil olmak üzere, birçok bilimsel ve sanatsal kitaplar, basılmaya başlanmıştı. Matbaa alanında ki gelişmeler dikkate alınarak, 1438 esas alınırsa, Osmanlıya ilk matbaa, 16 Aralık 1727 yılında gelmiş ve ilk Türkçe kitapta, 1929 yılında  basılmıştır. Şimdi düşünün…. Bir tarafta 1438’de kitap basıp okumayı teşvik eden, kitap okur sayısını her geçen gün artıran bilgi düzeyi yüksek bir toplum, diğer tarafta ise, 291 yıl sonra matbaadan yararlanan bir Osmanlı devleti… Arada 291 yıl fark var. Bu, en azından, senin insanının okumakta ne  kadar geç kaldığının bir göstergesidir. Kaldı ki, daha 1922 yıllarında bile Osmanlı’da okuma yazma oranı;% 3 ler civarında idi. Halkın cehaletine karşın, Sultanlar, hiç de cahil adamlar değildi, fakat halkın cehaleti, tek adam iktidarları için nimetti. Cumhuriyet'e dil uzatmakla görevli olanlar, tabii ki bu gerçekleri konuşmazlar.
Tarihi yargılamak yerine ibret almak, dersler çıkarmak, hataları ayıklamak hepimizin görevi.
1918'de Almanya ile beraber savaştan yenik ayrılınca, düşmanlarımız bizim tarlaları işgal etti. Almanya'da ise, Essen şehrindeki Krupp fabrikasını işgal ettiler.
Şimdi burada durup 1 dakikalığına nete Krupp yazıp okuyun...
Velhasıl, bugünün Alman teknolojisi 1920'lerde başlamadı. 300-400 yıllık geçmişleri var.
Gönül isterdi ki, bugün her şehirde senfoni orkestramız olsun. Operadan,  Halk müziğine yaşatılsın. Dünya aşı üretim merkezi olalım. Ki, Hıfzıssıhha Enstitüsü varken, Türkiye dünyaya aşı satar durumda idi. Kerameti kendinden menkul, sığ ve ideolojik düşünceli, çapsız yetkililer, Enstitüyü kapatarak, Türkiyecin bu alandaki gelişimini engellediler. Kim istemez ki; Dünya fındık piyasasını, 1925'te olduğu gibi Ordu belirlesin. Almanlara Türk otomobili, Ruslara Türk füzesi, Kore'ye Türk telefonu satılsın. Türkiye'ye yapılacak kültür turları için harıl harıl Türkçe öğrenen İtalyanlar, İspanyollar  olsun. Dünya sinemalarında Rambo, Kaptan Amerika yerine Malkoçoğlu, Tonyukuk, Hacı İlbey sahnelensin. Gönül isterdi ki Sivas'tan yerli uzay araçları fırlatılsın. Türk bayrağı da dikilsin Ay'a. Taktukçu gençlik yerine Hititçe, Sümerce öğrenen bir gençlik olsun. Entelektüel olmak adına Zeus, Afrodit değil; Umay Ana, Kayra Han öğrenilsin.
Avrupa yüzyıllar önce başlattı, Rönesans’ı, aydınlanmayı, gelişimi, kalkınmayı, teknolojiyi. Düşüncede devrimi, yüzyıllar önce yaptılar. Biz niye ıskaladık? Çok basit; Din kisvesi altında menfaat devşiren, yobaz hacı hoca takımı, merdiven altı bilgileri ile toplumun gelişimine ket vuran, en büyük engel oldu.
Padişahın kızı, kitabında yazmış; "Babam özel grup getirtir, sarayda İtalyan opereti oynatırdı." demiş. Halkın niye yoktu? O halka musiki muallim mektebini bile Atatürk açtı.
Almanya'nın 300 senede yaptığını 15 yılda yapmaya gayret etmiş genç Cumhuriyet'e dil uzatmak, akılsızlıktır, insafsızlıktır, soytarılıktır ve de haksızlıktır.

SON SÖZ:’’ DÜNYADA HER KÖTÜLÜK, CEHALETTEN GELİR.’’ * Albert Camus*