ENFLASYON BEKLENTİSİ

08/02/2022 18:32 667

Yaşı elli ve üzerinde olanların ekonomi ile ilgili olumsuz beklentilerinin başında, enflasyonun daha da artacağı korkusu gelmektedir. Sözü edilen kuşağın ömürlerinin büyük bir kısmı, sürekli artan fiyatların baskısı altında geçmiştir. Büyüklerinin artan fiyatlar nedeniyle “hayat pahalılığından” devamlı yakınmalarını dinlemişlerdir. Aile içerisinde karşılanamayan ihtiyaçlar nedeniyle huzursuzlukların yaşandığına şahit olmuşlukları vardır. Satıcıların,  fiyatların daha da artacağı düşüncesiyle malları stoklayarak yapay kıtlık yarattığı veya fiyatlara aşırı zamlar yaptıklarını görmüşlerdir. Kısaca, 1977-2000 yılları arasında enflasyonun yüksek seyrettiği dönem, anılan kuşakta silinmesi kolay olmayan korkuyu, onların bilinçaltına yerleştirmiştir.

2001 yılında yaşanan büyük ekonomik krizin ardından uygulamaya konulan ve ağır bedeli dar gelirli kesime yüklenen “istikrar programı” ile enflasyon düşme eğilimine girmiş, 2012 yılında yıllık % 8,5 düzeyine gerilemiştir. Enflasyonun düşüşüne paralel olarak insanlarımızın refah düzeyi yükselmeye başlamıştır. Bankaların konut, otomobil, ihtiyaç kredisi ve kredi kartı uygulamalarını yaygınlaştırması, vadeleri on yıla çıkarması ve faiz oranlarını yıllık % 8’e indirmesi, ülkemizde adeta “sahte cennet” yaşanmasına neden olmuştur. Bu sürece, satıcıların düşük faizli taksitli satışları inanılmaz derecede büyük katkı sağlamıştır. Sözü edilen dönemin enflasyon kabusunun yenilmesine yardımcı olduğunun söylenmesi yanıltıcı olmayacaktır.

2001-2012 yıllarında yaşadığımız “sahte cennetin”, 2013 yılıyla birlikte kaybolmaya başladığı bir döneme girilmiştir. 2018 yılında başlayan döviz kurlarında yaşanan hızlı yükselme, enflasyonu akıl almaz noktalara taşımıştır. Ocak/2022 ayına geldiğimizde TÜİK verilerine göre TÜFE yıllık %  48,69, aylık % 11,10 oranında artmıştır. Bu rakamlar bile yeterince rahatsız edici iken, ENAG adlı bağımsız bir kuruluş, enflasyon rakamlarının yıllık % 114,87, aylık % 15,52’ye ulaştığını ilan etmiştir. Halkımızın çok önemli bir kısmının ENAG’ın rakamlarının daha doğru olduğunu söylediğini belirtmek istiyorum.

Enflasyonda son yıllarda yaşanan yüksek artışlar, doğal olarak gelecek dönem beklentilerini kötü yönde etkilemeye başlamıştır. Nitekim bu durum, T.C. Merkez Bankası’nın “beklenti anketlerine” yansımaktadır. Beklentilerin bozulması, yazımın başında özetlediğim 1977-2000 yıllarındaki etkiye benzer sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle, süreç o yöne gitmeden, enflasyonun düşme sürecine girmesini sağlayacak önemlerin hızla alınması gerekmektedir. Bunların ilki döviz kurlarının artmasına neden olacak söylem, eylem ve uygulamalardan kaçınmaktır. Hemen akabinde, ihtiyacımız olan mal ve hizmetlerin “yerli ve milli” olarak üretilmesinin temini hayati derecede önemlidir. Bunun için tüm kaynakların üretici kesimlere aktarılması elzemdir. Olmaz ise olmaz başka bir husus ise devletimizin kesinlikle “israftan” uzak durmasıdır. Bütçe açıklarına neden olunmaması israfın önlenmesinde atılacak adımların en önemlisidir. Değinilen hususların yerine getirilmesi halinde  bizleri güzel günlerin beklediği görülecektir.

 

Saygılarımla,