EKONOMİDE BELİRSİZLİK

03/02/2020 21:56 481

 

Her yılın sonuna doğru, eylül, ekim aylarında, bir sonraki yılın çalışmaları yapılır. O şirket, o kuruluş, merkez teşkilatı dışında, ülke genelinde teşkilatlanmış ve bölge şef/ müdürlükleri var ise, ana planlamaya dahil edilmek üzere, o bölge ile alakalı beklentileri, ekonomik ve ticari sistem içindeki analizleri ister. Sonra da bunları birleştirir, merkezi yönetimin plan ve programına dahil eder. Haliyle  2020 yılı içinde, bu çalışmalar yapılmıştır. Bunu sadece şirketler yapmaz. Şirketlerin yanı sıra bireylerde,  2020 yılı için nereye ne kadar harcayacaklarına, ne yatırımlar yapacaklarına, ne kadar gelirleri olacağına dair tahminler yapmak zorundalar. Özellikle şirketler, bütçelerini yıl sonundan önce hazırlayıp, yönetim kurullarından onay almaları gerekmektedir. Önünüzde tahmini de olsa, bir hedef olmaz ise, ne yapacağınızı, nasıl bir çalışma düzenine sahip olacağınızı, üretim, tedarik, maliyet, satış, karlılık gibi daha birçok husus ta önünüzü göremezsiniz. Bilinmezlikler ya da belirsizlikler, o işletmenin verimliliğine, performansına doğrudan etki eden faktörlerdir. Biz buna, kısaca Plan, Program ve Bütçe deriz… Kişilerinde aynı işletmeler gibi, plan, program ve bütçeleri olmalıdır.

Yalnız, bu sistemi düzgün yapabilmek için, tahminlerde bulunma zarureti vardır. Bir tahmin yapabilmek için de, belli varsayımlardan yola çıkmak lazım; örneğin asgari ücret, $/TL, faizler, enflasyon vs. ne olacak? Ancak Türkiye’de varsayım oluşturmak neredeyse imkansızlaştı. Bunun en büyük nedeni Türkiye’nin süregelen ve öngörülemeyen jeopolitik sorunları. Rahip kavgası, S-400 kavgası, Halk bankla ilgili  ABD tavrı… Yine ABD’nin CAATSA yaptırım kararları..Kuzey Suriye, Doğu Akdeniz, Kıbrıs Kuzeyinde petrol ve doğalgaz arama ihtilafı, AB, ABD, Libya ve Rusya anlaşmazlıkları, ideolojik yurt dışı kavgaları; bunların hepsi gündeme geldikçe TL’nin değerinde ve faizlerde önemli değişikliklere neden olmaktadır. Bunun dışında ABD-Çin kavgası nereye evrilir sorusu kafaları karıştırmaktadır.

Enflasyon, işsizlik, dış ticaret verilerini açıklayan TUİK rakamlarına güven azalmış görünmektedir. Çalışma metotlarının geçmiş yıllara göre değiştirilmesi rakamları tahmin edilemez, geçmişle karşılaştırılamaz ve manipülasyona açık bir hale getirmektedir. Ayrıca devletin en üst kademelerinden özerk olması gereken kurumlara yapılan baskılar belirsizliği daha da arttırmaktadır. Kararlar tek kişi tarafından alınmakta, bilimsel ve ehil yöntemlere başvurulmamaktadır. Alınan kararların doğru ya da yanlışlığı, sınama, yanılma yöntemiyle belirlenmektedir. Bu şartlar altında belli makro ekonomik tahminler yapmak da anlamını yitirmektedir. TCMB bile yaptığı tahminlerde geniş bir aralık kullanmaktadır (örneği 2020 yılı TÜFE tahmini %5,3 - %11,1 arası olmak üzere %8,2). Bu belirsizlik içinde kanımca ancak trend tahminleri yapmak mümkün olabilir.

Yurt dışına bakıldığında, ABD’de 2020 yılının bir seçim yılı olması nedeniyle, Çin ile ilişkilerinde Trump tarafından küresel piyasaları olumsuz şekilde etkileyecek bir harekete girişilmeyeceği düşünülebilir.  AB’de de yavaşlayan ekonomi ek mali ve para politikaları ile desteklenecektir. Dolayısıyla yurt dışından Türkiye’ye olumsuz bir dalga gelmesi beklenmemelidir.

Bu şartlarda 2020’nin, 2019’dan daha iyi olması, GSYH’nın baz etkisiyle de %3-5 arası büyümesi beklenebilir. İvme yurt içi tüketimden gelecektir. İşsizliğin çok fazla düşeceğini, gelir dağılımında belirgin bir düzeltmenin olabileceğini tahmin etmek zor. Tabii asgari ücret 2020 yılı için; brüt: 2943.tl net: 2324.tl olması da burada çok önemli bir faktör olacaktır. TL’nin 2020’de enflasyon kadar, %8-12 arası değer kaybetmesi olasıdır. Büyümeye fazla vurgu yapılması enflasyonu beklenenin de üzerinde arttırabilir.

İhracat sıkıntılı olacak, ekonomik büyümeyle birlikte ithalat 2019’a göre çift haneli artacaktır. Dolayısıyla ciddi bir cari açığımız olacak, iç piyasa karlılık açısından cazibesini yükseltecektir. Devletin 2019’a göre içeriden ciddi bir ölçüde borçlanmaya gitmek zorunluluğu, özel sektöre ayrılacak kredi miktarını sınırlayacak, faizler çift hanede kalarak beklendiği kadar düşmeyecektir.

Bir diğer risk; Türkiye’de 2021’in ilk yarısında gerçekleştirilecek bir erken milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimidir. Böyle bir olasılığın gerçekleşmesi halinde yön, azami büyüme olacaktır ve tüm rakamlar ona göre değişecektir.

Bunca belirsizliğin içinde verilere dayalı bir tahmin yapmanın, varsayım oluşturmanın zorluğunu düşününce siz en kötü ihtimalle kendinizi hislerinize bırakın. İç güdünüz sizi hangi değerlere yöneltiyorsa bütçenizde, 2020 planlarında onu temel alın. Elbette olabildiğince iyi tahmin yapmaya, muhtemel gelişmeleri, göz önünde bulundurmaya gayret edin.

SON SÖZ:’’ YORGANINA GÖRE AYAĞINI UZAT’’