EKONOMİDE 2019 YILI ANALİZİ VE 2020 YILI TAHMİNLERİ

13/02/2020 14:51 394

Günümüz dünyasında, hem coğrafi anlamda, hem de ekonomi anlamında sıkıntılar, problemler halen devam ediyor. Son günler de ortaya çıkan, ‘KORONA’ virüsü nedeni ile ÇİN borsalarının 400 milyar dolar kayba uğradığı, ekonomi dünyasında dile getiriliyor.

Ayrıca  bir çok yatırımcı ve üretici, yatırımları askıya almış vaziyette. Keza, gerek otomotiv dünyası,( General Motors, Toyota, Nissan, Renault, Mazda gibi şirketler) gerekse teknoloji şirketleri, zincir mağazalar ile bilişim şirketleri ( Apple, Starbucks,  McDonalds, İKEA,  Facebook personelinin Çin’e gidişini kısıtladı. Teknoloji Devi, Google, Hong Kong ve Tayvan dahil, Çin’deki ofislerini kapattı, KFC ve PİZZA HUT gibi küresel restoran zincirleri de Çin’de ki mağazalarını kapatma kararı aldı.) Çin’deki üretimleri durdurmuş vaziyetteler. Zaten genel bir ekonomik daralmanın yaşandığı dünyada, korona virüsü olayı da, bu daralmaya tuz biber ekti. Hem üretim kaybına, hem işsizliğin artmasına, hem de ticari faaliyetlerin kısıtlanmasına yol açtı.. Ülkelerin, maliye hizmetleri birimleri ve finansal kuruluşları, harıl harıl

çözüm üretmeye çabalıyor. Elbette ki bu gelişmeler, ülkemizi de derinden etkiliyor. Narin ve kırılgan olan ekonomimiz, ciddi sıkıntılara maruz kalmakta, ekonomik olarak bir çok alanda daralmalar yaşanmaktadır.En önemli hususların başında; yatırım ve istihdam sorunu gelmekte. Doğru dürüst dış yatırım gelmemekte. Yerli sermaye de keza aynı durumda. Sermaye sahipleri ve büyük tasarruf sahipleri de, paradan para kazanmaya bakıyor. Yani finansal enstrümanlara para yatırıyorlar. Bankalardamilyarlarca lira vadeli mevduat hesaplarında ya da döviz tevdiat hesaplarında… Sanayi kesimine baktığımızda, bunu çok netgörebiliyoruz. Büyümenin yavaşladığı bir dönemdeyiz. AR-GE ve teknoloji yatırımları da bu durumdan nasibini almakta ve hala, katma değeri yüksek ürünler üretmede, zorlanıyoruz. Düşük teknolojili üretimle teselli buluyoruz. Bu sorunlara çare arayanlardan biri de; Ventus Finansal Danışmanlık Şirketi… Bakalım; bu hususta Ventus ne diyor?...

2018 yılında başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere gelişmiş ülkelerde, uygulamaya konulan sıkı para politikası nedeniyle global ekonomi, 2019 yılına resesyon korkusu ile girdi.

2019 yılı içerisinde ülke ekonomisini kaosa sokabilecek resesyon korkusunu bertaraf edebilmek adına, FED faiz artırımını bırakarak, faiz indirimlerine ve bilanço küçültmeyi terk edip, piyasaya yeniden para sürmeye başladı.

Diğer gelişmiş ülkelerin Merkez Bankaları da FED ’i örnek alarak, genişlemeci uygulamalara devam ettiler. Bu hızlı tepki, ABD’de resesyon beklentisini gündemden çıkarttı ise de, Avrupa üzerindeki tehdidini devam ettirmektedir. İngiltere BREXIT’ ten zarar görmeden çıkmaya çalışırken, Japonya uzun yıllardır devam eden durgunluktan kurtulmaya, Çin ise düşük bir büyüme ile 2020 yılına girmeye çalışıyor.Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülke ekonomileri 2019 yılında zarar gördü. Büyüme beklentileri terse dönerek ,2019 yılının ilk yarısında küçülme trendine girdi, üçüncü çeyrekte başlayan büyüme, yıl sonu hızlandı ise de kayıplarını telafisinden öteye geçmedi. (Büyüme ortalaması 0,5 civarında oluşmuştur.)

  1. 2018-2019 yılları Makro göstergeleri;
    2018 2019
    Büyüme (%) 2,80 0,50
    İşsizlik (%) 13,50 14,00
    Enflasyon (%) 20,3 11,84
    Gösterge Faiz ( %) 19,70 11,60
    Bütçe Dengesi/GSYH(%) -1,9 -2,9
    Cari Denge / GSYH (%) -3,5 1,1

2018 yılının üçüncü ve dördüncü çeyreğinde yaşanan kayıplar,2019 yılının ilk iki çeyreğinde devam etmiş, üçüncü ve dördüncü çeyreğinde, zayıf toparlanma büyümenin düşük kalmasına yol açmıştır. 2019 yılının üçüncü ve dördüncü çeyreğinde yaşanan büyümenin, yeni yatırımlar ile değil kapasite kullanımlarının yükselmesi ile sağlandığını görmekteyiz. 2020 ve gelecek yıllarda kapasite kullanımlarının daha öteye gidemeyeceği, büyümenin ancak yeni yatırımlarla sağlanmasının gerektiği kanaatindeyiz.

Türkiye‘de büyümenin ivme kazanabilmesi için riskleri düşürecek ‘Siyasi ve Ekonomik’ uygulamalara ihtiyaç vardır. Geçici çözümler olan faiz-kur-vergi oranları, zorunlu karşılıklar gibi, üzerinde oynanabilen veya baskı altında tutulan enstrümanlardan ziyade, politika uygulamaları ile demokrasiyi iyileştirmek, hukukun üstünlüğünü sağlamak, güven ortamını yaratmak, ülkeyi gereksiz yere riskler ve borçlar altına sokacak proje ve yaklaşımlardan uzak durmak gerekmektedir.

Yarın devam edeceğiz…